Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        97 krizinin sıcaklığını hisseden Güney Kore'de yıl biterken merkez bankası rezervleri 3,9 milyar dolara inmişti. Uluslararası şirketler kredi vermeyi durdurmuş ve güven hızla yitip gitmişti.

        Temel problem reel sektörün aşırı yatırım yapması ve aşırı borçlanmasıydı. Tek görevinin reel sektörü fonlamak olduğu düşünülen finans kesimi ise ölçüsüzce bu patlamayı finanse etti. Arkaik bankacılık kanunu, şirketlerin şeffaflıktan uzak raporlama ve muhasebe standartları sebebiyle sorun bir bilinmeye doğru büyüdü.

        IMF ve Dünya Bankası ile varılan anlaşma ve peşi sıra gelen banka kurtarma planı ile ekonomiye güven hızla tesis edildi. MB rezervleri 5 çeyrekte 4 milyar dolardan 54 milyar dolara çıktı (Mart 99). %30'u aşan piyasa faizleri krizden önceki seviyelerin de altına inerek %4'ü buldu.

        BANKA YAPILANDIRMA PLANININ ESASLARI

        Ekonomik yavaşlama ve kredi sıkışması sebebiyle bankacılık sisteminin tümden tehdit altında olduğunu gören Koreli otoriteler birkaç şeyi hızlıca not ettiler:

        Yapılandırma hızlıca tamamlanmalıydı / süreç uzadıkça acı büyüyecek ve kredi krizi akutlaşacaktı / her şey şeffaf yürümeliydi / önce hissedarlar sermaye koymalıydı / banka yönetimleri ödüllendirilmemeli ve bankalar ancak maliyetleri kısıp geleceğe dair güvenilir bir plan ortaya koyarlarsa yardım almalıydılar / vergi mükelleflerinin parası ile banka kurtarılacaksa bu pay en aza indirilmeliydi.

        İşe yaramayan bankacılık kanunu yeniden yazılacak, bankaların çalışma prensipleri sıfırdan belirlenecek, etkinlik artırılacak ve yaşamaya hakkı olanlar hayata döndürülecekti.

        BANKALAR NASIL KURTARILDI?

        Otorite, önce kurtarma bittiğinde sektörün nasıl görüneceğini hayal etti. Ardından geleceğin sistemini 3'e ayırdı. Bunlar büyük / orta / yerel bankalar olarak tanımlandı. Dış yardım ile ayakta kalabilecekler belirlendi. Ardından küresel rekabete girebilecek büyüklerden bazıları birleştirildi.

        IMF ile Kasım 97'de başlayan görüşmelerden sonra Aralık 97'de 18 ticari bankanın lisansları askıya alındı. Bunlardan sadece 2'si ticari faaliyetlerine devam edebildiler. 98 yılı bittiğinde 14 ticari banka faaliyetlerine devam edebiliyordu.

        2 BÜYÜK BALIK

        Banka yapılandırmaları sürerken 2 önemli örnek vaka ortaya çıktı. Korea First Bank ve Seoul Bank. 30'a yakın ticari banka içinde en ciddi durumda olanlardı. Aralık 97'de bankaları daha efektif hale getirmek için birçok adım atıldı ancak durum oldukça ciddiydi ve zaman yoktu.

        Hissedarlar da yükü omuzlansınlar diye Ocak 98'de iki bankanın ödenmiş sermayeleri 820 milyar Kore Wonu'ndan 100 milyar Kore Wonu'na indirildi. Bankalar ardından 1,5 trilyon Won karşılığında Kore TMSF'si tarafından (KDIC) kamulaştırıldı. Banka varlıkları ise mudiler bütün paralarını çekmek için kuyruğa girmesinler ve sistemin kalanı için kötü örnek olmasın diye likide edilmedi.

        Şubat 98'e gelindiğinde bu iki balina dışında kalan diğer 12 bankaya 'sermaye yeterlilik rasyoları %8'in altında kalanlar sermaye artırmak zorundalar' diyerek direktifler yollandı. Bu rehabilitasyon planının devamında banka birleşmeleri, bölünmeleri yaşandı. Bankalar daha sonra zarar ederlerse ellerindeki varlıkların bir bölümünden sorumlu olmamaları içinGüney Kore Sorunlu Varlık Yönetim Şirketi (KAMCO) garantileri sağlandı.

        ***

        Atılan onca adımın ardından mevduat garantisi, bankaların verdikleri krediler için yüksek karşılıklar, yeni kanunlar, yeni yönetimler ve risk yönetim biçimleri benimsendi. Bankalar battı, kimileri birleşti ve kimileri satın alma hedefi oldu. Her şey bittiğinde kamu milli hasılanın %15'ini bankalara sermaye ve kötü kredi karşılığı olarak harcamıştı. Sonuç alındı ve Güney Kore son 50 yılda gelişen ülkeler sınıfından gelişmiş ülkeler kategorisine -yaklaşık 27 bin dolar fert başına mili gelir ile- yükselen nadir ülkelerden biri konumunda.

        Diğer Yazılar