Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Önceki makalede memleket adına artık daha da kritik hale gelen KOBİ için finansman önerilerini paylaşmıştım. Bu öneriler özellikle bankacılık sisteminin ıslahına dayanıyordu.

Bugün ise kamu, düzenleyici ve diğer kesimler için somut önerilerimi paylaşmak istiyorum.

Yeni dönemde KOBİ’nin değerini ve önemini çok daha fazla anlayacağız. Geç olmadan çözümü düşünüp tatbik etmeliyiz.

*

Önceki yazılarda da göstermeye çalıştığım gibi özel sektör KOBİ meselesini çeşitli sebeplerle terk ediyor. Özel sektörü bu işe yeniden iştahlandırmak gerekiyor. Bunun için BDDK pekala risk ağırlıklandırmaları kullanabilir. TCMB karşılık düzenlemelerinde bu alanı öne itebilir. KOBİ kredilerinde belli kotaları tutturanlar daha az karşılık ayırıp bunlara daha fazla faiz alabilirler.

Finansmana erişimin ya da finansal kapsama alanının geliştirileceği bir başka alan ise bilançonun diğer tarafı. Alacaklar da KOBİ için büyük bir risk. Bu konuda son zamanlarda atılan adımlar epeyce olumlu. Alacak sigortası bunlardan biri. Önemli oranda KOBİ’nin bu hizmetten haberi yok ya da kullanmıyor.

Yine ileriki yıllarda yardımcı olabilecek bir uygulama da kredi derecelendirme şirketi kurulmuş olması. Her iş gibi bu da Türkiye’nin kendini politik kutuplaşma eğilimine kurban gitmiş durumda. Ne var ki önümüzdeki yıllarda burada veriler birikip şirket datası oluştukça özellikle küçük ölçekli şirketler için sistem tarafından bilinmek kolay olacak. Bu, rating sisteminin çarklarında heba olan KOBİ varlıklarını daha doğru gösterecek. Ancak buradan yararlanmak için biraz daha var.

Bir başka model olarak da banka dışı görebileceğimiz çözümleri düşünmek gerekiyor. KOBİ’nin faturalarını izleyecek bir sistem ve bunları teminata alanlar için kıymetli evrak düzenlemesine kadar çokça aşamalı bir sistem kurmak düşünülebilir. Çağın getirdiği imkanlarla artık fatura izlemek, finansal sağlığı tahlil etmek ve ileri dönük tahmin yapmak kolaylaşıyor; gelişiyor.

*

Her şeyden önce KOBİ konusunda mutabık kalmamız gerekiyor. Eğer yeni şartlar ve sosyo-ekonomik durumumuz sebebiyle burayı aynı önemde değerlendiriyorsak bir program çizmemiz gerekebilir.

KOBİ’yi segmentlere, sektörlere ya da bölgelere ayırabiliriz. Verilecek destekler kamu tarafından böylelikle rasyonalize edilebilir. Yoksa KGF, kampanya ya da hedef ile sadece belli bir miktarda parayı kafadan aşağı boca etmiş oluyoruz. Evet kredi kısmen ucuzluyor ama belli ki etkinlik sorunu ortadan kalkmıyor. Küçük işletmenin sorunu sürüyor ve büyüyor.

Bu, bizi KOBİ’yi anlayacak ve analiz edip hayatta tutacak bir yapıya getiriyor. Örneğin TOBB’un altındaki KOBİ A.Ş.

Bu şirket ya da benzerleri ne iş yaparlar?

Daha etkin bir hale gelemezler mi? Kamu bankaları sermayenin bir bölümünü mümkün olan her talebe kredi vererek eritmek yerine girişim sermayesi yapısında bir sermaye ile daha aktif rol alamazlar mı? Yukarıda bahsettiğim notlama sistemine göre önceliklendirilmiş, daha ucuza ve geçmişine göre değil geleceğine göre kredilendirilen KOBİ daha etkili olmaz mı?

Bir başka çözüm ise crowdfunding / kitle fonlaması. Her Bakan döneminde alevlenen, herkesin bir parça malzeme attığı ancak bir türlü pişmeyen çorba. Buradaki yapı da büyütülebilir. Etkin hale gelebilir.

Unutmayalım hepi topu 700 milyar TL KOBİ kredisi var. Bu kanallarla yaratılacak 70 milyar TL bile bir anda oyunu değiştirecek.

Yoksa literatür karıştırıp Güney Kore ve diğer örnekleri uyarlama çabaları belli ki yerelde kolay kolay sonuç üretmeyecek.

*

Son olarak yine kamunun atabileceği adımlar arasında iki önemli konu bulunuyor.

Bunlardan ilki vergi politikası. Bu, epeyce çetrefilli bir iş ve sadece KOBİ değil tüm tercihleri gözden geçirmeyi gerektiriyor.

Son yıllarda yavaşlayan ekonomik aktiviteden ötürü bütçe gelirlerinde ve bütçe dengesinde sorunlar yaşıyoruz. Bu sebeple devamlı tercihlerde bulunuyoruz. KOBİ’nin devreden KDV’lerini bir türlü alamaması da bu sorunlardan biri. Eldeki mevcut bir türlü ulaşılamaz oluyor. Artık Maliye’nin bu devreden KDV’leri işletmelere dönemsel olarak aktaracağı bir sisteme geçmesi elzem görünüyor.

Diğer yandan istihdam üzerindeki vergilerin ve vergilerin vergileri kılığındaki vergileri de hafifletmesi gerekiyor. Böylece en kritik konu olan istihdamın önü açılabilir. Unutmayalım, ekonomi nominal 13 büyüdüğü yıllarda bile işsizlik anlamlı şekilde %10’un altına inmedi. Şimdi neredeyse yarıya indiğimiz büyüme ortamında istihdam yaratmak daha da zor olacak.

Son olarak teşvik sistemine bir dokunmak gerek. Dokunmak yeterli olacak çünkü bin ahın işitildiği bir karanlık dehliz burası. Ortalama bir firmanın yararlanabileceği teşvikleri kağıda yazıp masaya sererseniz ancak 24 kişilik bir masanın yeterli olabileceğini söylerim. Sadece bu teşviklerin hangilerinin kullanılabileceğini anlatan ofisler, iş yerleri var.

Kullanması bile bir dertse kullanımı nasıl oluyor?

Teşvik sistemi sadeleşmeli.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!