Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Pandeminin küresel ekonomiye verdiği zarar malum. Dünyanın birçok ülkesi için %5’lik yıllık daralmalar vaka-ı adiyeden.

Uluslararası Para Fonu (IMF) bu yıl dünya daralması tahminlerini sadece pandemi sırasında 2 kez aşağı revize etti. Haziran tahminlerine göre küresel ekonomi 2020 yılını %5 daralma ile tamamlayacak.

Her ne kadar son Satın Alma Yöneticileri Endeksleri (PMI) kimi bölgeler ya da ülkeler için bir parça daha iyimser motifler sunsalar da resmin geneli karanlık. Üstelik ikinci bir dalganın gelmeyeceğim varsayımı ile.

Türkiye bu resimde kendine hiç de kötü bir yer edinmeyecek gibi duruyor. Keza gelen verilere bakınca içerideki toparlanma neredeyse ‘V’ şeklinde. Burada elbette kamu bankalarının başını çektiği güçlü kredi genişlemesinin etkisi yadsınamaz. Kamunun fazladan korumacı ve kimseyi geride bırakmayacak politikası ile birleşince büyüme beklenenden epey güçlü oldu. Bu politikaya regülasyonların da eşlik ettiğini anımsayalım.

Açıklanan verilere bakalım.

Reel Kesim Güven Endeksi, PMI, Sektörel Güven Endeksleri gibi yüksek frekanslı verilerde V şeklini yakalamak mümkün.

TCMB’nin Temmuz Enflasyon Raporunda paylaştığı haftalık frekansa sahip HEKE de bunu teyit ediyor. Bu endekse göre toparlanma büyümeyi sıfıra yaklaştıracak kadar hızlandı. Ne var ki hızlı kredi genişlemesinden sonra durumu tekrar kontrol etmek gerekecek. Ancak 2. Çeyrekteki %10’a yakın yıllık tahmini daralmanın ardından bu çeyrekte ciddi bir toparlanma orada da görülüyor.

TCMB’nin resmi bir büyüme tahmini olmadığı için tam olarak planını da bilemiyoruz. Örneğin, tam da pandeminin göbeğinde paylaşılan enflasyon raporunda tam 119 kez büyüme sözcüğü geçiyor ancak hiçbiri Türkiye büyümesine atıfta bulunmuyor*.

Piyasadaki büyüme tahminlerini eksi yüzden beşlerden yavaşça yukarı döndüğünü, sık tahmin yayınlayan kimi ekonomistlerin eksi yüzde ikilere yaklaştığını söyleyebilirim. Bu, salgın ortamında önemli bir başarı bana göre. Ancak...

Büyümenin sağlandığı kanallar ve yöntemleri düşündüğümüzde çok ciddi riskleri de görmek ve saymak gerekiyor. Pandemi öncesinde de eriyen rezervler şimdi daha hızlı eriyorlar. Sermaye akımlarının yönünden bağımsız olmak üzere ülkemizden çıkışlar sürüyor. Geçen yıldan bu yana olması gereken rezervlerden yaklaşık 90 milyar dolar kadar az rezerve sahip olduğumuzu görüyoruz.

Krizde kura atak gelmesin diye oluşturduğumuz bu sistemi ciddi şekilde sorgulamak zorunda kalacağız. Diğer problem ise düşük büyüme ortamına rağmen yüksek cari açık ve yüksek enflasyon. Yılın kalanında aşırı kredi genişlemesinin normalize olacağını varsayarak 30 milyar dolara yaklaşacak cari açığı arka koltuğa atıyorum önem sıralamasında. Gel gelelim çift haneye yakın enflasyon gözden kaçırılabilecek gibi değil.

Düşük büyüme ortamında dahi enflasyon problemini çözememek önemli bir sorun. Bu cephede çözüm üretmek için defalarca şans ayağımıza geldi. Enflasyon sorunu çözülseydi yüksek işsizlik ve düşük büyüme gibi kimi yan etkiler görülmesi mümkündü; doğrudur. Diğer yandan, enflasyonu düşürmeden de bunları yaşayacaktık.

Enflasyonu çözmekten yana irade koymalıydık. Bu sorun yapışıp kaldı.

Son olarak ve en yakıcısı: İşsizlik. Çeşitli formlarda veriler kullanıp farklı rakamlar bulmak mümkün olsa da bugün ülkemizde çalışabilecek durumda olanları da kapsayan bir geniş anlamda işsizlik oranı çıkardığımızda sayı %40’a yakınsıyor! 2021’de ekonomi hızlanacak olsa da temel sorunlar devam ettiği için burada hızlı bir iyileşme görmeyeceğiz.

V tipi toparlanma ile birçok ülkeye göre çok daha iyi başarım göstereceğiz, doğru. Uzun vadeli sorunlarımızı çözmeden ve krediye dayanan kısa vadeci yaklaşımımızı ise değiştiremedik. Toparlanmanın devamında sorunlar baki.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00