Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

TÜİK’in açıkladığı kasım ayı enflasyonu son yılların en belalı kasımına işaret etti. Tüketici fiyatları yüzde 14, üretici fiyatları ise yüzde 23 artmış!

Bu enflasyon yüksek. Hem de çok yüksek. Dünyada artık çift haneli enflasyon üreten ekonomi pek kalmadı. Bizim içinde bulunduğumuz ‘önemli ülkeler liginde’ bu denli enflasyona sahip bir ülke olmadığı gibi yaklaşan bir ülke de yok.

Bakın, dünya ile rekabet edeceksek enflasyonu düşürüp maliyetleri aşağı çekerek bunu yapabiliriz ancak. Euro Bölgesi'nde enflasyon eksi yüzde sıfır nokta üç (- yüzde 0,3). Gelişmiş 10 içinde en yüksek Yeni Zelanda’da yüzde 1,4. Asya’da en çok Pakistan’da yüzde 8,4. Latin Amerika’da batık Venezuela ve Arjantin’de hiper enflasyon var. Makul bir sıralamada ise en başta yüzde 4,1 ile Meksika var. Orta Doğu’da yüzde 20’ler civarında İran ve üç hanede yine batık Lübnan var. Kuzey Afrika bölgesinde yüzde 6,7 ile Tunus. Bizim sıkı takip ettiğimiz Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’da (BRICS) yüzde 7,6 ile Hindistan haricinde yüzde 4’ten fazla enflasyonu olan yok.

Aslına bakılırsa, perşembenin gelişi belliydi. İstanbul Sanayi Odası'nın anketinde üreticiler fiyat baskısından söz ediyorlardı. Hem mal alırken hem de mal satarken. İTO ise görülmemiş bir işlenmemiş gıda fiyat artışına dikkat çekiyordu.

Hepsi gerçekleşti.

İşlenmemiş gıdada enflasyon yüzde 27’ye fırladı. Gıda cephesinden ne yazık ki daha fazla kötü haber gelmeye devam edecek. Kuraklık, Türk Lirası'nın çok zayıf olması, küresel gıda fiyatlarının yüksek seyretmesi gibi bozucu faktörler devrede. Sepetin kabaca beşte biri gıda olduğu için bu hepimizi yakından ilgilendiriyor.

Eğer ki beklentilerin ve geçmiş yılların tersine, düşük seyreden giyim olmasa yüzde 15 enflasyona ulaşmamız işten bile değildi.

Salgın hastalık sırasında insanlar evlerine daha fazla kapandıkları için harcama kültürleri de değişti. Üstelik milyonlarca kişinin ya işi yok artık ya da geliri düştü. Bu ortamda temel ihtiyaçlardaki fiyat artışları vatandaş için ‘ölüm gibi bir şey’. Bu sebeple enflasyonun yakıcılığı günden güne artıyor.

Bundan sonra fiyatlar ne yöne gider? İyi haber aralıkta büyük bir sürpriz olmazsa yılı daha fazla yükselişle kapamayacak olmamız. 2020 yılını tahminen yüzde 14 tüketici enflasyonu ile tamamlarız. Kötü haber ise nisan ayına kadar baz etkisi aleyhte olacak.

Yani 2020 yılının ilk aylarında açıklanan enflasyon düşük olduğu için 2021’de ilk aylarda açıklanacak her enflasyon verisi bizi biraz daha yukarı çekecek. TÜFE’de 15’li seviyeleri okumak ne yazık ki olası. Dilerim daha üstünü görmeyiz.

Dilek ve temennilerden gerçeklere döndüğümüzde, son yapılan faiz artışının ne kadar gerekli olduğunu şimdi bir kez daha anlıyoruz. 2021 yılının ikinci yarısında daha düşük faizler görmek istiyorsak şimdi bu yüksek fiyat artışları ile baş etmek zorunluluğumuz var.

Belki TCMB’nin bir faiz artışı daha yapması gerekecek. Ardından çok doğru iletişim politikası ve doğru tatbikte ısrar gerekecek. Enflasyon gerçekten aşağı dönünceye kadar ısrar. Buna bir de mali politikalar eşlik ederse tamamdır.

Unutmayalım, bu artık bizim için köprüden önce son çıkıştır.

İşte bu yüzden yeni yönetim ve yeni söylem çok kıymetli. Bu yüzden piyasadan yüksek teveccüh gördü.

Her şeyi geçtim; gerçeğe dokunduğu için. Enflasyondaki amansız yükseliş ve milli paradaki erime en sahici olaydır şu an hayatımızda. Bir numaralı gerçeğimiz. Hakikat ötesi çağda ekonomi politikaları da hakikatten koparsa serbest piyasa ekonomisinde olacakların önünü alamazsınız. Gerçeğe yaklaştığımız için mücadele edip başarılı olma şansımız var.

Yoksa... Bundan sonrası köprü, karşı kıta derken derin uzun yollar, derin hülyalar...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00