Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dijital ödeme sistemlerinin ve finansa ait işlerin hızlanmasının, demokratikleşmesinin ve ucuzlamasının en büyük savunucularından biriyim. Herkes de böyle olmalı. Fakat bu dayatılan her şeyi kabul edeceğim anlamına gelmiyor. İnsan, içinde bulunduğu yeri güzelleştirdikçe aidiyet hisseder. Bunu yapmak lüksü olanların yapmaları aslında zorunludur.

Bu bilinçle, bir katkı yapmak için yazıyorum bu yazıyı. Hiçbir teknoloji fanatiklik kaldırmaz. Er ya da geç işler olması gerektiği yere varır.

*

Dünyada kripto varlıklara üstünde işlem gerçekleştiren insan sayısı 100 milyonu geçti muhtemelen. Bitcoin’in toplam piyasa değeri 1.5 trilyon dolara dayandı. Koca bir endüstri doğuyor.

Kimileri bunun ponzi olduğu kanaatinde, kimileri tüm dünyanın ortak para birimi BTC olacak diye düşünüyor. Bu kadar ayrışılan bir konu pek görüldük değil açıkçası finans dünyasında. Bir yandan da kripto evreni büyüyor ve tartışmalar şöyle dursun, bir düzenleme ihtiyacı kendini dayatıyor.

Düzenleme / Regülasyon gündeme geldiği zaman işler karışıyor. Çünkü oldukça çetrefil bir durum söz konusu. Küresel otoritelerin devamlı olarak düzenleme ile tehdit etmeleri ancak bir türlü harekete geçmemeleri de işleri daha karmaşık hale sokuyor. Böylece önlem alması ya da doğrusunu yapmak için adım atılması da zorlaşıyor.

Hatta sektöre sorunca, ‘bize bir şey yapılamaz’ demeye kadar işi vardırıyorlar. Tüm dünyada böyle bu.

Ülkemizde, benim topladığım bilgilere ve sağlam olmayan hesaplarıma göre 3 milyondan fazla kripto alım satımı yapan hesap var. Tahminen buna yakın bir sayı da insan var. Bir kişinin çok hesabı olabilir bildiğiniz üzere. Korkunç bir sayı bu!

Galata’dan bugüne gelen geleneği ile 40 yıla yaklaşan organize hali ile bile borsada geçen yıla kadar 1 milyondan biraz fazla yatırımcı vardı. Her şeyi ile garabet olan 2020 yılında yatırımcı sayısı 1 daha artarak 2.2 milyona çıktı. Kriptocular, burayı hızlıca solladılar. Vatandaşlarımızın en az 10 milyar TL varlıkları ve buna yakın da işlem hacimleri var. İnanılmaz bir istatistik.

Bunca vatandaşımız ve riskimiz varken, bu piyasaya yokmuş gibi davranmak kabul edilemez.

Kripto varlıkları, onlar ne kadar kendilerini para gibi görseler de böyle kabul edemiyoruz. Menkul kıymet diyemiyoruz çünkü ortada ne ihraççı var ne de bir arz. Üretim biçimi bakımından da önemli boşluklar var. Bu durumda, sanırım varlığın cinsine göre ayrı ayrı çözümler bulmamız gerekecek.

Öncelikle burada oluşan piyasa genellikle endeksler üstünden alım-satımlarla ilerliyor. Bu borsalardan iki tanesi (BtcTurk ve Paribu) toplam hacmin kabaca yüzde 80-90’ına kadar kendilerinde barındırıyorlar. Kalanların sayısı muhtelif. Rekabet sıkı. Varlıklarını ve işlemlerini bu platformlardan geçirenlerin hiçbir güvenceleri yok. Bu da bakmamız gereken bir başka konu.

Şu ana kadar elinde Bitcoin tutanların hemen hepsi kardalar keza fiyatı devamlı yükselişte. Bu karlardan vergi doğuyor mu? Doğarsa ne kadar olmalı buna da bakmalıyız.

Bir başka konu, oldukça karmaşık bu piyasada hem karanlık işler dönebiliyor hem de ‘yatırımcıların’ önemli bir bölümü sadece duyum üstüne hareket ediyorlar. Bu sebeple ‘kripto okur yazarlığının’ kesinlikle artırılması gerekiyor. Ayrıca, bu okuryazar olma haline güvenmeden, yatırımcıların kaldıraçlı şekilde alım/satım yapmalarının engellenmesi gerekiyor.

Aynı mantıkla forekste bir düzenleme gelmiş ve kaldıraç sınırlaması ile sektör adeta bitme noktasına gelmişti. Üstelik altın ve parite gibi alanlarda ‘hedge / koruma’ imkanı sağlamalarına rağmen. Bu platformların gerçek hayatta böyle bir görevleri de yok. Çünkü kriptoların gerçek hayatta kullanımları yok.

Bu da bizi sektörün tanıtımı, reklamları ve yayılması konusuna getiriyor. FX piyasasını bilenler hatırlar. Şubat 2017 tebliği ile sektör bitme noktasına gelmişti. Kaldıraç imkanı bitmiş ve bir gecede o dönem kendine göre kocaman olan sektör hayata gözlerini yummuştu. Kamunun bu davranışı yanlıştı fakat sektörün büyüme arzusu ve daha da çok vatandaş ‘trade etsin’ hırsı da bir o kadar yanlıştı. Bu, sektörün sonu oldu.

Bugün, aynısı kripto için geçerli. Ana akım olmaya ve milyonların sevgilisi olmaya çalışmak en hafif tabiri ile ‘yanlış’.

Diğer bir önemli konu da ICO. Yani jetonlarla yapılan halka arzlar. Bir teknoloji şirketi gelip bir ödeme ya da işlem konusunda bir fikri ya da girişimi olduğunu paylaşıyor. Sonra yatırımcılara aynen halka arzda olduğu gibi bir pay veriyor. Bu pay ise token ya da coin oluyor. Yani jeton. Bunlara da alt-coin deniyor. Türkçesi, bu piyasada Bitcoin olmayan herkes zaten üvey evlat ve alt.

Bu arzlarda önemli sorunlar var. Kişilere verilen jetonların şirket üstünde hiçbir kanuni hak doğurmadığını belirtmek gerekiyor. İlla dijital olsun, şirketle de ilgisi olsun deniyorsa o zaman bu kişilere ‘pay’ yani hisse verilmelidir. Keza hisseler de aynı mantıkla alınır ve şirket yönetiminde söz sahipliğinden kar payından hakkını almaya kadar birçok yetkiyi size tanır. Şirketin tasfiye halinde ise size bakiyeye katılma hakkı verir. Yani şirket elveda derse bir elinden size de tutma imkanı gelebilir.

ICO’lar ise bu işin sadece şirket sahiplerine avanta(j) sağlayan bir formu ve hemen her şeyden önce yasaklanması gerekir. Eğer şirket arz edecekseniz bunun yolu gayet belli. Yatırımcıyı da koruyan şekilde buyrun borsalarda yapın. Kimi şirketlerin değeri milyarlarca dolar olduğuna göre eminim işiniz de kolay olur.

Terörün finansmanı ve kara para aklama gibi konuların hızlıca araştırılması gerekir. Bir şirket sitesi korsan saldırıya uğradığında ya da birileri fidye istediğinde bunu Bitcoin üstünden yapıyorsa burada bir sorun var demektir. Bu durumda, anonim hesapların bankalar ile olan ilişkileri sorgulanmalı ve tanınmayan müşteriye bu yolla para sağlanması imkansız hale getirilmeli.

Bir diğer konu stablecoin / istikrar paraları. Bunlar, değer her zaman dolar ile ölçülebilir ve karşılığında varlık bulunan ortak paydalar olarak lanse ediliyorlar. Böylece kripto işlemi yapacak herkes güven duyup bu paralar üstünden elindeki stablecoin’i diğer altkoinle ile takas ediyor. Oysa New York’ta görülen son davada, bunların en büyüğü olan Tether için savcı açıkça ‘bu paranın karşılığında yeterli dolar olmadığını ve şemalarının devamı için öyleymiş’ gibi yapıldığını açıkladı.

Bu ve benzeri işlerin çok sıkı araştırılması gerekmez mi? Pekala gerekir. Hele ki bu camianın büyümesi ve finansı dönüştürmesini isteyenlerin bunu en başta istemeleri gerekiyor. Hiç kimse manipüle edilen bir cennette yaşamak istemez.

Yoksa ister mi?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!