Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Merkez Bankası Başkanlığı koltuğunda meydana gelen sık değişimden sonra finansal piyasalarımızda istikrarsızlık yaşandı. Finansal koşullar sıkılaştı ve Türk Lira’mızda değer kayıpları yaşandı.

Yeni gelen Başkan’ın faizleri indirme misyonu ile geldiği endişesi de şu ana kadar yaşanan erimenin sebeplerindendi.

Ancak yeni Başkan & eski PPK faizi olduğu gibi bıraktılar (Yüzde 19). Karar sonrası gelen metinde de eski Başkan & eski PPK ne diyorsa aynı prensiplere dayanan ifadeler hakim.

Doktorlar farklı. Hasta ise aynı.

Diğer yandan, doğal olarak bazı farklar var.

Örneğin yeni karar alıcılar ‘2021 yıl sonu hedef / tahminini göz önüne alarak sıkı para politikası duruşu uzun bir müddet sürdürülecektir’ mealindeki cümleyi para politikası karar metninden çıkarmışlar. Bunun tercümesi, 2021 yıl sonu tahmini yüzde 9.4 olan eski seviyenin bir parça üzerine çıkabilir. Çünkü bir yıl bittiğinde faizi yüzde 19’da tutmak istemiyoruz demektir.

Zaten eski ekibin para politikası çok sıkı bulunmuştu. Yeni ekiple birlikte bir miktar gevşeme gelmesi fiyatlara çoktan girmişti. Bu bakımdan, metinde olması sadece kazanç olsa da bu cümle çıkmış bulunuyor. Bedava bir opsiyon gibiydi halbuki. Tercih böyle...

Bununla bağlantılı olarak, ‘gerekmesi halinde ilave sıkılaşma’ olabileceği de bu kez anılmamış gelen kararda. Yukarıdaki cümle ile uyumlu elbette. Hiç kimse başkaca bir sıkılaşmayı telaffuz dahi etmek istemiyor.

Fakat ‘enflasyon henüz pik yapmadan bu ne güvercinlik’ dedirtmemek ve prematüre faiz indirimi dedikodusunun önünü almak içinse ‘Kurul’un öngörülebilir ve veri odaklı’ olacağı özellikle vurgulanmış.

Daha önce faizleri sert şekilde yükselten ekibin ‘enflasyonla mücadele, büyüme hedefi ile çelişmez’ diyebilmek için metne sokmuş olduğu ‘enflasyon düşerse yatırım ve istihdamın önü açılır’ mealindeki cümle ise dolaylı yoldan korunmuş. Bu, yeni ekibin enflasyon hedefini gözetmediği anlamına gelmiyor.

Sonuç olarak, enflasyon pik yaparken biz bir parça yumuşamış olduk. Sadece söylem değişikliği içinse bence iletişim kazası oldu. Yok şimdiden faiz indirimi için niyet beyanıysa, bunca enflasyonla ne gerek vardı diye içimden geçmiyor değil.

*

Enflasyon problemimiz ve finansal istikrarımıza ilişkin çekincelerimiz sürüyor. Ana senaryoya göre enflasyon nisanda pik yapacak ve yılı yüzde 11 civarında tamamlayacaktı. Hatta TCMB’ye göre sıkı politika sürdürülecek ve yıl kapanışı tek haneden olacaktı.

Şimdi piyasada iki şey değişti.

Birincisi, enflasyonun daha geç pik yapacağı düşünülüyor. Çünkü kurda 7’den 8’e geldik. Birçok ekonomik aktörde uzun süre sonra tedrici şekilde oluşan güven yerini endişeye bıraktı. Herkes kendi gelirini korumak için zam yapma telaşına düştü.

Böylelikle, yıl sonu enflasyon beklentileri yukarı kaymaya başladı.

Bu ve benzeri etkilerin kaçınılmaz olduğunu, başkanlık değişikliğinin ilk yapıldığı günlerde sıklıkla dile getirmiş ve yazılarda belirtmiştim. Ancak burada ciddi bir belirsizlik var çünkü şu sıralar oldukça güçlü olan ekonomik faaliyetin ne kadar yavaşlayabileceğini kestirmek, şimdiden biraz güç. Bu bakımdan enflasyon beklentisi oluşturmak içinde harika bir zaman değil.

Ancak eğilim olarak daha yüksek kur seviyeleri ve daha yüksek enflasyon göreceğimiz konsensüs hale gelmeye başlıyor.

Gördüğünüz gibi benzer ekip, aynı söylemler fakat farklı bir finansal ortam söz konusu.

Güven inşa etmek bir mesele, ardından onu sürdürmek başka bir mesele.

%19 faiz ve sıkı para politikası mesajı vermeye devam ederek faizleri ve kuru yükselttik. İronik bir durum elbette.

Doktoru değiştirmek semptomları ortadan kaldırmadığı gibi yeni doktorun işini daha da zorlaştırıyor. Çünkü kullanabileceği aletlere ilişkin endişeler de söz konusu.

İş dünyası ve vatandaşlar için yüksek kredi maliyetleri ve yüksek faiz ortamı sürecek.

TCMB içinse faizleri aynı seviyede tutarak ‘kırıp dökmeden, enflasyonun düşmesini beklemek’ düşecek. Umarım bu yeterli olur. Fakat faizleri indirmek için daha iyi bir namzet olarak görülüyorsa yeni Başkan, o gün kısa vadede gelmeyebilir.

Şimdi birkaç konu var takip etmemiz gereken.

İlki, enflasyonun nereye kadar yükseleceği. Dilerim, 19’luk set bu dalgayı karşılamaya yeter.

Diğeri ise sermaye akımları. Kasımdan sonra giren 15 milyar doların yaklaşık 2/3’ü çıkmıştı. Bundan sonra ciddi bir akım beklemek zor. ABD’de finansal koşullar çok zorlayıcı olmasa da (uzun vadeli faizler geriledi, borsalar rekor kırıyorlar) yağmurun bizim tarlalara yağası yok.

Bu bakımdan düşük rezervleri bir süre daha artırmanın yolu yok gibi görünüyor. Rezervlerin seviyesinden ziyade, tartışmaya yer bırakmayacak düzeyde ya da o yolda olması gerekiyor. O yola girebilmek için de kurun makul seviyelerde ve sermaye akımlarının rezerv biriktirmeye imkan verecek tempoda olması gerekiyor. Vatandaşların da buna izin verecek tasarruf tercihleri içinde bulunmaları elzem.

Üstelik bunların hepsi tek bir iş. Yani bunlar ayrık olaylar değil.

İşte bunu sağlamanın da yolu doktor değişiminden ziyade rahatsızlığımızı tedavi etmek. O zaman hem faizleri düşürebileceğiz, bir yandan rezervler birikecek. Beri yandan kur, faizler ve risk göstergeleri daha az dalgalı olacak.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00