Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası beklendiği gibi haftalık repo faizini (politika faizini) yüzde 19’da sabit bıraktı. Bloomberg HT anketine katılan tahminciler de bunu tahmin etmişlerdi.

Ancak ‘Yıl sonu ne olur?’ diye sorulduğunda görüşler farklılaşıyor. Faiz indirimi bekleyenler çoğunlukta.

Şimdi kısa ancak küresel akranlarımız ile karşılaştırmalı bir analiz yapalım.

TCMB’nin tek hedefi yüzde 5 tüketici enflasyonunun yakalanması. Banka’nın kendi anketine göre bu hedefe en çok 2022 yılı sonunda yaklaşacağız. O da hedefin ancak 2 katına!

Zaten ÜFE, ara malı fiyatlarındaki artış, inşaat malzemesi enflasyonu gibi kalemler yüzde 50’lere yakın seyrediyor!

Piyasa bazlı göstergeler, tahvil getirileri ve getirilerin oluşturduğu verim eğrisi motifi, kurun rekor düşük reel seviyede olması ve risk primimizin yüksek seyretmesi de enflasyonun tahrip edici gücünü bize gösteriyor. Vatandaşların altın ve yabancı para tasarruf etmeleri de bu kanalın sorunlu olduğuna işaret.

Nereden bakarsak bakalım enflasyonist bir ortamdayız.

Buna rağmen sonraki hamlenin faiz indirimi olacağı beklentisi normal mi?

Ben söyleyeyim: Değil.

Beklenti kanalının da olması gereken ve olacak olan döngüsüne kurban gittiğine işaret. Karmaşa hüküm sürüyor.

Ya yaz aylarında enflasyon, politika faizinin boyunu aşarsa ne yapacağız mesela? Çünkü MB hem geriye dönük hem de ileriye dönük enflasyonun üstünde faiz vereceğini ilan etti.

Türkçesi, TÜFE yüzde 19,0000001 olsa bile faiz artışı olacak demek. Fakat, metinde yaz aylarında enflasyonun ‘oynak’ olabileceğine atıf yapılmış.

Tüm dünyada enflasyon yüksek malumunuz. ABD’de yüzde 5’i geçti, İngiltere'de yüzde %2,5’i buldu. Gelişen ülkelerde yüzde 4-6 arasında figürler okunuyor. Ancak bunların önemli bölümünün geçici olduğunu savunuyor merkez bankaları.

Anladığım kadarıyla bizde de 19’un aşılması halinde kalıcı olmayacağını vurgulamak için bu kelime seçilmiş. Yani enflasyon, faizi aşarsa buna oynaklık der geçeriz. Faiz artmaz anlamına geliyor.

Diğer yandan, Rusya / Polonya / Macaristan / Çekya / Brezilya vs. birçok gelişen ülkede sıkılaştırmalar başladı. Çünkü salgın hastalık sonrası şu evrede artık enflasyonlar canlanıyor.

Merkez ‘artırmam’ diyor ya... Bence de faiz artırmasın.

Çünkü bizde faiz artırmakla enflasyon düşmüyor. O noktayı ne yazık ki geçtik. Açıkça bir iş birliği gerekiyor. Kurumlar arasında. Sonra bunu ilan edip gerçek bir enflasyon düşürücü / dezenflasyonist sürece girmemiz şart oldu.

Neden böyle?

Çünkü bir enflasyona izin verip büyümeyi yukarı çekebildiğimiz dönemi geçtik. Artık enflasyon yüksekken büyüme düşük kalıyor, finansal riskler artıyor ve işsizlik de düşmüyor.

Hindistan mesela, artırmıyor faizi çünkü büyümeyi uyarmak istiyor. Ekonomi biraz ısınsın istiyor. Ancak bunu yapmak için yeri var. Gelişmiş ülkeler de kurları değer kaybetsin istiyorlar ama kaybetmiyor. Onların da enflasyon / faiz döngüsünde yerleri var. Faiz artışları bekleyebilir. Çünkü yıkıcı bir etkisi yok ne enflasyonun ne de faizi düşük tutmanın.

Bizde o nokta aşıldı. Kredi döngüsü uçtu, patladı ve normalleşti. Rezervler kullanıldı. Sıradaki tek olası araç enflasyonu düşürmek.

Normal şartlarda, yarın daha düşük enflasyon ve faiz olsun diye Merkez faizi artırmalı ve diğer tüm kurumlar enflasyonla mücadeleye girişmeliydiler. Ancak henüz bu iş birliği sağlanamadığı için MB’nin de faiz artırmasının anlamı yok.

Bu yönüyle karar doğru. Gerçekte yaşanan makro ekonomik gelişmelere göre ise enflasyon bizi yiyip bitiriyor. İş çoktan ekonomik bir olgu olmaktan sosyal bir boyuta geçmiş durumda. Her şeyden önce bunu görmeliyiz.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00