Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İki kardeş ülke arasındaki ilişkilerin Karabağ Zaferi sonrasında her alanda farklılaşarak ve güçlenerek gelişeceğine dair çok sayıda işaret var. Daha fazla güvene, ortak iş birliğine ve belli sektörlerde kaynakların verimli değerlendirilmesine öncelik veren bir yaklaşım söz konusu. İlişkilere olumsuz katkıları olduğu düşünülen her iki taraf da yapı ve kişilerin bertaraf edileceği bir sürecinde yaşandığına özellikle işaret etmek gerekiyor.

Türkiye-Azerbaycan ekonomik ilişkilerinde yeni yol haritası ise bu hafta netleşecek. Bu kapsamda Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov bir yandan ilk ziyaretini Türkiye’ye yaparken diğer taraftan beraberindeki heyetle Türkiye-Azerbaycan 9. Karma Ekonomi Komisyonu (KEK) çatısı altında yeni dönem ele alınacak.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın daveti ve katılımıyla gerçekleşecek bu komisyon, iki kardeş ülke açısından tarihe not düşecek detaylarla neticeleneceğine dair güçlü beklentiler oluştu. Enerji alanında uzun yıllar karşılıklı yatırımlar, stratejik yaklaşımlar vardı. Son bir yılda ise özellikle iki ülke silahlı kuvvetlerinin ve savunma sanayi şirketlerinin nüvesini oluşturduğu çok daha yakınlaşarak gelişen iş birliğinin tüm sektörlere yaygınlaştırılması arzu ediliyor.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) koordinasyonunda, iki ülkeden yaklaşık 150 özel sektör temsilcisinin katılım sağlayacağı Türkiye-Azerbaycan İş Forumu bu sebeple önemli, ama daha fazla gayret gerekiyor. İki ülke karşılıklı yatırımlarında, ilişkilerinde üçüncü ülkelerden etkilenecek tuzaklara dikkat edilmesi şart. Karabağ Zaferi’nde üçüncü ülkelerin sahada nasıl sıkıntıya sebep olduğu biliniyor. Aynı durumun ekonomi ve siyasi ilişkilerde tekrarlanmaması için tedbirlerin de alınacağı ümit ediliyor.

Son dönemde Türkmenistan-Azerbaycan arasındaki yakın temas ve müspet gelişmeler, Hazar’daki enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden dünyaya açılmasında ciddi beklentiler doğurdu. İki ülke arasında günümüzde Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Güney Kafkasya Doğal Gaz Boru Hattı, TANAP ve Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı gibi hayati öneme sahip projelerin Karabağ’daki son durumla yeni ulaşım koridoruna da kapı aralaması bekleniyor.

Azerbaycan’da farklı alanlarda faaliyet gösteren Türk yatırımlarının stratejik değerde olduğu biliniyor. Fakat son 6 ayda Batılı ülkelerin yaklaşımı da gösterdi ki daha fazla yakınlık kurmak gerekiyor. İki ülkenin kaynaklarını daha verimli değerlendirmesi icap ediyor. Türkiye, Azerbaycan’da enerji dışı sektörde en büyük yatırımcı ülke. Ekonomisi önemli oranda enerji sektörüne bağımlı olan kardeş ülkenin diğer alanlarında Türkiye’nin olması iki taraf için de ne derece stratejik olduğu da test edildi.

Ayrıca karşılıklı güven, kardeşlik bağları sebebiyle de Azerbaycan’dan Türkiye’ye yapılan yatırımlar arttı ve bu eğilim devam ediyor. Hali hazırda yaklaşık 20 milyar dolarla Türkiye’deki en büyük dış yatırımcı Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR. Böylesine kalıcı, stratejik ve Türkiye’nin dış ticaret açığını kapatmaya anlamlı katkı sunan yatırım sadece ticaretle açıklanamaz.

İki ülke arasında karşılıklı anlamlı ilişkiler için yeni haberleri beklemeye devam edelim...

Önemli bir iddiayı, Çin’in F-35 üretimini engelleyebileceğini Rusya Bilimler Akademisi Uzak Doğu Enstitüsü Başkanı Prof. Aleksey Maslov gündeme getirmiş. Çin’in nadir toprak elementleri ihracatını durdurmasıyla ABD savunma sanayisinin kısa sürede toparlanamayacak zor bir döneme gireceği belirtiliyor. Dolayısıyla böyle bir adımın özellikle F-35 savaş uçağının üretimine de zarar vereceği öngörülüyor.

Ancak bu iddia biraz değil epeyce tek taraflı değerlendirmeye dayanıyor. Çin’in nadir elementleri kısıtlaması halinde ABD’nin de karşılık vermesi durumunda neler olacağı pek dikkate alınmamış. Böyle bir durum, ancak iki ülkenin savaşa girmesi halinde meydana gelecek bir tablo. Dolayısıyla ABD-Rusya, ABD-Çin bu dönemde aracılar üzerinden kavga eder, kendilerine direkt zararı dokunacak eylemlere mesafeli dururlar.

Elbette Çin böyle bir adım atsa ABD etkilenir, F-35 etkilenir. Ama Çin’i de etkileyecek adımları ABD atar, dünya sıkıntıya girer. Çin metalleri, mikro devre ve mikroçip gibi ileri teknolojilerin üretiminde kullanılıyor. Doğru, ama halen daha Çin’in bunları ABD kadar teknolojide kullanamadığı da biliniyor. Diğer ifadeyle Çin’in bunların ihracatını yaparak, belli oranda üretimlerini gerçekleştirerek ABD’den teknoloji öğrendiği, kendisini geliştirdiğini de unutmamak lazım.

Rus bilim adamı eşeğin aklına karpuz kabuğunu getirmeye çalışıyor. Çin-ABD ilişkilerine çomak sokmak istiyor, ama kabul olmayacak duaya kim amin der?

 

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, istenmeyen SMS, sesli arama ve e-posta gibi ticari elektronik iletilerin önüne geçmek Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi’ne (İYS) büyük ilgi gösterildiğini belirtiyor. Rakamlar şöyle; 2 milyonun üzerinde vatandaşın sisteme girmiş, 32,2 milyon ret işlemi ve 300 bine yakın onay işlemi gerçekleştirilmiş.

Peki vatandaşı rahatsız eden tarafta bir düzelme var mı? Kesinlikle hayır. Çünkü sorun kayıtlı olan şirketler değil, vatandaşı rahatsız eden kayıtsızlar, izin verilmeyenler. Mesela beni rahatsız edenler, mesaj atanlar aynen devam ediyor. Bakanlığın bunlara çözüm bulması, kolayca şikâyet edilecek mekanizmaları BTK gibi ilgili kurumlarla hayata geçirmesi lazım.

İYS tanıtıldığında da bunun çözüm olmayacağını yazmıştım. Vatandaş iletişim bilgisini paylaştığı kuruluşlar için İYS üzerinden işlem yapıyor. Onların çoğu da zaten “mesaj almak istemiyorsanız…” şeklinde uyarılar yapıyor. Yani asıl rahatsızlık verenler için bu sistem bir çözüm üretmiyor. İstenmeyen mesajlar durdurulamıyor. Yaklaşık 2 milyon vatandaş rahatsızlıklarından kurtulmak için bir hevesle sisteme girmiştir, ama netice alınamadığını gören bir daha ziyaret bile etmeyecektir. Bir yıl sonra bakalım ortada "İYS" diye bir şey olacak mı?

 

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00