Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Telekomünikasyon sektöründe ilginç bir yarışa, rekabete şahit oluyoruz. Sabit hat tarafında Türk Telekom, mobilde ise açık ara Turkcell önde. Ancak iki tarafında konsolide toplam gelirlerini ortaya koyduğumuzda rakamlar ilginç şeyler söylüyor. Diğer taraftan yeni teknolojilerle sabit ve mobil tarafta ciddi yakınsama olduğu, geçişkenliğin arttığı ve iki segmentin çok daha fazla birbirini tamamladığı bir döneme girmiş bulunuyoruz.

Geçen yıl Turkcell CEO’su Murat Erkan, 2019 rakamlarıyla gelirde ve karlılıkta tarihi bir rekora imza attığını ilan etmişti. Bu senede 2020 rakamlarıyla rekor bayrağını Türk Telekom CEO’su Ümit Önal devraldığını duyurdu. Böylece gözler Turkcell’in 2020 bilançolarına, gelirine ve karına odaklandı.

Dün Turkcell 2020 rakamlarını açıklayınca ilginç bir gerçek ortaya çıktı. Türk Telekom (TT) gelirde Turkcell’e çok yaklaşmış. Bu ivme devam ederse büyük ihtimalle de 2021 rakamlarıyla sektörün lideri olduğunu ilan edecektir. İki şirketin rakamlarını birlikte vereyim durumu siz yorumlayın.

  • - Turkcell, 2020’de konsolide gelirlerini yüzde 15,8 artışla 29 milyar 104 milyon TL’ye, net karını da 4,2 milyar TL ulaştırmış.
  • - Türk Telekom’un ise 2020 konsolide gelirleri yüzde 19,6 oranında artışla 28 milyar 289 milyon TL, net karı ise 3,2 milyar TL olmuştu.

Bir de 2019 rakamlarına bakalım;

  • - Turkcell’in 2019’daki konsolide gelirleri bir önceki yıla kıyasla yüzde 18,1 artarak 25,1 milyar TL olmuştu. Net kârı da yüzde 61 artış oranıyla 3,2 milyar TL’ye ulaşmıştı.
  • - TT’nin ise 2019 yılında konsolide gelirleri bir önceki yıla oranla yüzde 15,8 artışla 23,7 milyar TL’ye yükselmişti. 2019’daki net karı ise 2,4 milyar TL olmuştu.

Görüldüğü üzere iki şirketin gelirleri arasındaki fark kapanmak üzere. 2019’daki konsolide gelirlerde fark 1,4 milyar TL iken, 2020’de yarıya yakın azalarak 815 milyon TL’ye gerilemiş. İki şirket de cirolarını 2020’deki gibi aynı oranlarda büyütürse 2021’de Türk Telekom’un cirosu yüzde 19.6 artışla 33 milyar 833 milyon liraya çıkar. Turkcell’in hasılatı da yüzde 15.8 artışla 33 milyar 702 milyon liraya ulaşır. Böyle giderse Turk Telekom ciroda liderliği yaklışık 2 yıl aradan sonra Turkcell'den geri almış olacak. Pandemi koşullarında evden çalışma vb nedenlerle artan internet trafiği de bu liderliğe giden yolda Türk Telekom'un elini güçlendirir.

Net kardaki fark 2019’da 800 milyon TL olmuşken, 2020’de Turkcell bir milyar TL daha fazla net kar elde etmiş. Yatırımcı net kara bakar, ancak TT’nin de 2020’de tüm operatörlerden çok daha fazla yatırım yaptığının altını çizmek gerekiyor. Büyük yatırım rakamlarına rağmen gelir elde edilmiş ve gelecekte de şirketin bu yatırımlarla çok daha verimli hale geleceği ve yüksek net karlara imza atması beklenecektir.

Yönetim yapıları birbirine çok benzeyen iki şirketin net karı tarafında da rekabeti devam ediyor. Zira TT daha önce Turkcell’e göre çok daha fazla hantal, çok daha fazla kamu kurumu gibiydi. Ve karlılığı düşüktü. Şimdi kimin kime ne kadar yaklaştığını ise anlamak pek mümkün değil. Galiba iki tarafta birbirine yaklaşıyor. Turkcell biraz hantallaşıyor, TT de ağırlıklarından kurtulmaya çalışıyor.

Eğer TT, Bu yatırım temposuyla devam eder, merkezi ve kârlı yerleri daha fazla gündemine alırsa eskisi gibi dinamik yönetim yapısı olmayan Turkcell’i 2021’de geçebilir.

En başta bir yanlışı düzeltelim. Uçuşları askıya alınan uçaklar değil, Pratt&Whitney 4000-112 motorlar. Yani bu motor tipini kullanan Boeing 777’lerin sorun tespit edilene kadar uçmaması istendi. İlk tespitlerde motorlardaki metal yorgunluğuna işaret ediyor. Ancak araştırmalar devam ediyor. Şimdi detaylara geçebiliriz.

ABD’de geçen cumartesi United Airlines’a ait Boeing 777 yolcu uçağı motorunun havada alev aldı, kopan parçaları da bölgedeki evlerin bahçesine düştü. Bu gelişme üzerine acil iniş yapan uçak için Boeing, ABD, İngiltere ve Japonya’da Pratt&Whitney 4000-112 motorunu kullanan 777 modellerin seferlerini geçici olarak durdurmasını tavsiye etti.

Uçuşları durdurulan uçakların hemen hepsi de bu motorlarla uçan 777’lerin ilk nesilleri. Yani yıllarca güvenle sefer yapmışlardı. Ne uçak yeni ne de motoru. Ama bu motorlara yönelik başından beri de sektörün içindekilerin bir eleştirel yaklaşımı vardı. Sonradan pek tercih edilmediler. United Airlines da 777’leri 1995’te kullanmaya başlayan ilk havayolu.

Mevzu medyada tam olarak anlaşılmadan, uçağın motorlarındaki sorun sebebiyle problemin ortaya çıktığı gerçeği dikkate alınmadan haberleştirilince epeyce sorunun muhatabı oldum. Bir defa yaşanan bu problem tüm Boeing 777 model uçaklarını kapsamıyor.

Mesela Türk Hava Yollarının (THY) filosunda bulunan uçaklarda Pratt&Whitney 4000-112 motorlar kullanılmıyor. Dolayısıyla böyle bir sorunun muhatabı da değiller. THY’de kiralık olarak kullanılan Airbus 330’larda Pratt&Whitney 4000 tipi motorların farklı bir varyantı kullanılıyor. Ancak motorlar uçak tiplerine göre dizayn edildiği için özellikleri de biraz farklılık gösteriyor. Birinde sorun çıkarken diğerinde çıkmayabiliyor.

ABD Denver’de yaşanan hadisede Boeing 777 uçağı Honolulu’ya gitmek üzere 213 yolcusu ve 10 mürettebatıyla havalanmış, kalkıştan kısa süre sonra uçağın sağ motoru yanmaya başlayınca geri dönüp, acil iniş yapmıştı. Yolcular ve mürettebat hadiseden hiç etkilenmedi. Zaten 4 veya iki motorlu uçaklarda bir motorun kaybı sanılan aksine ciddi problemlere sebep olmuyor. Çünkü uçaklar bu tarz riskler dikkate alınarak, tek motorla acil ve güvenli iniş yapılacak şekilde üretiliyor. Yaşanan olay uçak modeliyle ilgili değil tamamen uçağın motoruyla alakalı bir durum.

ABD Ulusal Ulaşım Güvenlik Kurulu (NTSB) metal yorgunluğu tespitine paralel olarak soruşturmasına devam ediyor. Motorun üreticisi Pratt&Whitney gelişmelerin neticesini bekliyor. ABD Federal Havacılık Dairesi (FAA) de incelemelerini sürdürüyor. Bu süreçte FAA denetim protokolünü tamamlayana kadar bu motorlarla uçuş yapan şirketler de operasyonları askıya aldı.

Türkiye’de taksicileri ve taksileri çok tartıştık bir çözüm bulamadık. Araya 3-4 yıl UBER girdi bu defa ikisini birlikte tartıştık. Yine tam çözüm bulamadık. Teknolojiyle taksilerin buluşmasında en önemli engele kamu. Hem sektörü düzenleyici yasaları çıkarıp, gerekli adımları atmıyor, hem de esnaf mantığıyla teknolojiye karşı çıkıyor. İyice kargaşaya sebebiyet veriyor.

Birçok ülkede olduğu gibi İngiltere’de Uber tartışması yaşandı. Neticede İngiliz Yüksek Mahkemesi, Uber’in tüm sürücülerini şirketin çalışanları olarak göstermesi gerektiği hükmüne vardı. Bence süper bir çözüm. Hem çalışanı koruyan, gözeten bir yaklaşım hem de hizmet alanların teknolojiyle buluşmasına imkân veren bir karar. Türkiye’de de böyle bir karar olsa “taksici” olarak direksiyonda çalışanlar taksi sahiplerinin esaretinden kurtulurlar. Çalışanlar her türlü sosyal haklardan faydalanır, bu sektörün gelirleri de kontrol altına alınmış olur.

Mesela İngiltere’de Uber’ karşı açılan dava neticesinde ortaya çıkan mahkeme kararı Uber sürücüsünün yıllık izin ve asgari ücret hakkı kazandığı yönünde. Bizde acilen Uber ve benzeri uygulamalara yönelik düzenleme yapılması şart. Böylece hizmet sektöründe çalışan insanlara da sosyal hakları verileri ve bu sektör birilerinin tekelinden çıkarılmış olur.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00