Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bir süre önce burada ülkemizin telekomünikasyon sektöründe yaşadığı teknoloji geliştirme sorunlarına dikkat çektim. Özellikle 4,5G ihalesindeki yerlilik kriterlerinin karşılanmasında yaşanan sorunları vurguladım. Mesela 3 GSM operatörü; Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone’un Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) öncülüğünde 4,5G için geliştirilen yerli/milli baz istasyonu ULAK hazır olmasına rağmen istenen seviyede kullanılmadıklarına işaret ettim. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) 4,5G ihale şartnamesi çerçevesinde yerlilik kriterlerine uymayan operatörlere müeyyideler uygulamayarak adeta yabancı şirketlere destek olduğunun altını çizdim.

Diğer taraftan BTK öncülüğünde 5G için ürün geliştirmek üzere oluşturulan kümelenmeyi ve çalışmalarını çeşitli argümanlarla eleştirdim. İşte bu yazım üzerine Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) Başkanı İlhan Bağören ve GTENT Yönetim Kurulu Başkanı İlyas Kayaduman ziyaretime geldi. Konuştuk. Tartıştık. Ulaştırma Bakanlığı ile BTK öncülüğünde çalışmalar yapan HTK ve onun içinden doğan GTENT hakkında merak ettiklerimi sordum. Bağören ve Kayaduman da cevaplandırdı. Buyurun bakalım 4,5G'de elde ürün olmasına rağmen bürokrasi yüzünden kullanıma sokamayan Türkiye, 5G çalışmalarının neresinde yer alıyor? Geleceğimiz nasıl görünüyor.

  • - HTK oluşurken belirlenen misyon ile şu an gelinen durum arasında nasıl bir fark var? Başlangıçtan bugüne ne kadar mesafe kat edildi?

Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK), Ankara OSTİM’de kuruldu. Kuruluşundan itibaren OSTİM yönetiminin desteğini hep yanımızda hissettik. HTK’nın misyonu ise mobil operatörlerin yatırımlarında yerlilik payını yükseltmekti. Nitekim, HTK’nın 2017 yılındaki kuruluşu döneminde yüzde 0,98 olan yerlilik payı, bugün yüzde 20 civarına çıktı.

Bu süreçte, üreticilerin birbirlerini tanıyarak iş birliği yapmaları, çalıştay, saha ziyareti, konferans ve eğitimlerle daha yakın çalışılması; operatörlerle düzenlenen toplantılar doğrultusunda operatörlerin ihtiyaçlarına yönelik ürünlerin geliştirilmesi; sektörün kendi potansiyelinin farkına varmasıyla ürünlerin ticarileşmesi ve üreticilerin ihracata yönlenmesi sağlandı.

  • - HTK’dan sonra GTENT adı altında şirketleşmeye neden ihtiyaç duyuldu? Katılım oranı ne kadar?

HTK’nın yaptığı projelerden birisi, 2020’li yıllarda önemli yatırımlar yapılacak olan 5G altyapısına yönelik uygun ürünlerin geliştirilmesi amacıyla 16 HTK firması ve 3 mobil operatörün birlikte çalıştığı “Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi” (UUYM5G) adlı TÜBİTAK projesi oldu. Bu projede ürünler, çoğu KOBİ olan üretici firmaların iş birliği ile geliştirildi. Bu firmaların pek çoğu mühendislik ve ürün geliştirme yetkinliğine sahiplerdi ancak satış, pazarlama ve toplu üretim gibi konularda hepsi yetkin değildi.

Türkiye’nin Samsung’u olma vizyonuyla kurulan GTENT, güç birliği yapılarak yetkinlikleri merkezileştirme ve artırmayı hedefledi. Ayrıca, mobil operatörler karşılarında tek bir firma görmek istiyorlardı. Bu vizyon doğrultusunda, tüm proje ortakları kurulacak bu firmaya ortak olmaya davet edildi. Daveti kabul eden 10 firma bir araya gelerek Global Telekom ve Entegre Teknolojiler A.Ş. (GTENT) firmasını kurdu. Ayrıca bütün HTK firmalarının GTENT’e pay ya da iş ortağı olmaları konusunda da davetler yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor.

GTENT’in ilk hedefi, UUYM5G projesinden çıkacak ürünleri yerli ve global müşterilere sunmaktı. Bugün GTENT, hem ortaklarının hem de diğer HTK firmalarının mevcut ürünlerini küresel pazarlara sunma hedefiyle de yoluna devam ediyor.

  • - HTK’da diğer ifadeyle oluşturulmak istenen ekosistemde şirketlerin hepsinin ağırlığı, katkısı aynı değil. Ticarileşme olursa bu ağırlıklar şüphesiz belirleyici olacaktır. HTK yönetimi bu dengeyi nasıl yönetiyor veya yönetecek?

HTK, bütün firmalara eşit uzaklıkta ticari fırsatlar yaratma misyonu ile çalışmaya devam ediyor. Projeler oluştuktan sonra firmaların fikri mülkiyet haklarını nasıl kullanacakları kendi tasarruflarında.

GTENT’in kuruluşunda yer alan firmalar ise UUYM5G projesinde yaptıkları yatırımla doğru orantılı olarak hisse sahibi oldular. Ürünleri daha fazla satılan firmaların elde edilecek kazançtan daha fazla faydalanacağı bir modelimiz bulunuyor.

  • - Çok kısa bir zaman dilimi içinde “Uçtan Uca 5G Sistemi” iddiasıyla yola çıktınız. HTK içindeki her şirketin belli konularda tecrübesi var, ancak telekomünikasyon gibi yüksek teknoloji gereken rekabetçi bir sektörde ciddi zorluklar da var. Başlangıçtan şu ana kadar ne tür risklerle karşılaştınız? Bu riskleri nasıl aşmayı düşünüyorsunuz?

HTK’nın yola çıkış amacı sadece UUYM5G projesi değil. HTK, haberleşme sektöründe bulunan firmaları bir araya toplamayı ve gittikçe âtıl hale gelen alanlardan daha yenilikçi teknoloji alanlarına doğru yönlendirmeyi hedefledi. Bu amaçla ilerlenirken, daha da geç kalınması halinde “üretici değil tüketici” haline gelinecek 5G alanı ilk büyük alan olarak ele alındı.

HTK, üyelerinin büyük çoğunluğu proje öncesinde de telekom sektöründe faaliyet göstermekteydi. Dolayısıyla kümemizde kaçınılmaz olarak benzer yetkinlikleri olan firmalar var. UUYM5G projemizde yer almak isteyen bütün firmalarımızın birlikte çalışabilecekleri bir düzenleme yaptık. Bu aslında önemli bir “yedekleme” de sağladı. Üç yıl süren bu çeşit projelerde bütün firmaların bu süre boyunca varlıklarını ve projeye ilgilerini sürdürebileceklerini varsaymak çok riskliydi. Bazı firmalarımız zorluklar yaşadığında diğer firmalarımızın sorumluluk almasıyla riskleri aşmayı başardık.

Bu büyüklükteki projelere bakıldığında temelde üç zorlukla karşılaşacağımızı proje başında yaptığımız risk değerlendirmelerimizde raporladık ve bunları azaltacak önlemlerimizi de mümkün olduğunca aldık.

  • - Birincisi finansmandı; bunu TÜBİTAK TEYDEB desteği ile belli bir noktaya kadar çözebildik. Yurtdışındaki rakip üreticilerin yıllık Ar-Ge bütçelerinin milyar dolarlar seviyesinde olduğu göz önüne alınırsa açıkçası bizim bütçelerimiz çok da yeterli olmadı. Ancak şunu da söylemek isteriz ki; bugün geldiğimiz noktayı sadece biz değil, bütün sektör paydaşları çok büyük başarı olarak nitelendiriyor.
  • - İkincisi yetişmiş insan kaynağıydı. Proje ilerleyip duyulmaya başladıktan sonra projedeki mühendis sayısı yüzde 32’den fazla arttı. Bunun yanında mobil operatörlerdeki uzman mühendisler yurtdışı kaynaklardan, forumlardan ve toplantılardan edindikleri bilgileri de bizlerle paylaştılar. Böylece dünyadaki en güncel bilgi ile çalışmalarımızı sürdürdük.
  • - Üçüncüsü ise 36 aylık zaman planıydı. Bu kısıtı da ortalama 20 yıllık deneyime sahip firmalarımızın yetkinlikleri ve tecrübeleri ile aşmaya çalıştık.

UUYM5G projesi aslında ülkemiz için firmaların bir üst yüklenici ya da yönetim hiyerarşisi içinde olmadan bir arada çalışması açısından çok önemli ve başarılı bir örnek oluşturdu. TÜBİTAK bu projeyi yeni bir destek programı (SAYEM) oluştururken model aldı.

Özetle, bu sorunların bazılarını aştık, bazılarını aşmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ancak iş hayatında ve özellikle ileri teknoloji gerektiren işlerde sorunlar kalıcı olarak çözülmüyor. Finansman, yeni teknolojiler, ihraç pazarları, satış, patent ve benzeri her gereklilik günün şartlarına göre yeni bir çözüm gerektiriyor. Yani finansman sorununu bugün aşsanız dahi yarın karşınıza yine bir sorun olarak çıkabiliyor. Dünyadaki bütün büyük firmalar gibi, bu sorunları aşa aşa yolumuza devam edeceğiz.

  • - Üretmeyi hedeflediğiniz 5G sistemi için yurtiçi ve yurtdışında pazar çalışması yaptınız mı? Şansınızı nasıl görüyorsunuz? Yurtdışında referans oluşturmak için ürünlerinizi öncelikle iç piyasaya satmanız gerekiyor. Bu hususta planınız var mı?

UUYM5G Projesi’nde çalışan firmalarımızın birçoğunun önemli yurtdışı tecrübeleri var, firmalarımızın toplamda 50’den fazla ülkede müşterisi var. Geçmiş tecrübelerimiz, ülkemizdeki operatörlerin çok önemli birer referans oluşturduğunu gösteriyor. Bu projede operatörlerimizle beraber çalışarak ihtiyaçlarını belirlemek çok önemli bir avantaj oldu. Ürünleri, birlikte anlaştığımız özelliklerde ve rekabetçi fiyatlarda hazır ettiğimizde, zaten lisans anlaşmalarından dolayı yüzde 45 civarındaki yerlilik kotaları olan operatörlerimizin ürünlerimizi alacağına güvenimiz yüksek. Bu da bize küresel pazarda büyük bir avantaj sağlayacak.

Ayrıca GTENT içinde yer alan firmaların her birinin yurtdışında önemli bir bilinirliği var. Firmalarımızın bireysel olarak ürettiği ürünlerin bir kısmı dünya markalarının kendi ülkelerinde bile tercih edilebiliyor. Kısacası yurtiçindeki operatörlerimiz ürünlerimizi tercih ettikten sonra global pazarlarda çok daha hızlı yol alıyor olacağız.

  • - Ürünleri/sistemi GTENT pazarlayacaksa, gelir paylaşımı nasıl olacak?

İlk aşamalarda GTENT bir satış ve pazarlama kanalı olarak rol alacak, ortağı firmaların ürünlerinin satışından bir komisyon kazanacak. Büyüme aşamasındaki birçok teknoloji firması gibi, bu gelirleri büyümek ve ortaklarının yeni ürün geliştirmesini fonlamak için kullanacak. Zamanla kendi projelerini geliştirecek. Bir Ar-Ge ekibi kurulması, entegrasyon ve satış sonrası destek gibi ekiplerin oluşturulması söz konusu. GTENT’in kendi ürünlerini geliştirmesinin ardından dünya piyasalarındaki büyük oyuncular gibi artık herkes tarafından bilinen bir “marka” olmasını hedefliyoruz.

  • - HTK olarak şimdiye kadar devletten teşvik olarak yaklaşık 110 milyon TL kullandınız. Bu rakam devletin bu konu için ayırdığı bütçenin altında kalmış durumda. Bunun sebebi nedir? Bu kadar az bir bütçeyle Ar-Ge’ye milyarlarca dolar ayıran küresel şirketler karşısında şansınızı ne olduğunu düşünüyorsunuz?

TÜBİTAK TEYDEB destekleri maalesef savunma sanayinde faaliyet gösteren firmalara verildiği gibi yüzde 100 peşin destek şeklinde kullandırılmıyor. TÜBİTAK tarafından desteklenen programlarda firmaların aslında birer yatırımcı olması gerekiyor. Bu modelde, firmalar kendi kaynaklarından harcama yapıyor ve 14-15 ay sonra yaptıkları harcamaların yüzde 65-70’ini geri alıyor.

Bildiğiniz gibi UUYM5G projesinde 200 milyon liralık bütçe onaylanmıştı. Biraz önce bahsettiğimiz gibi HTK bünyesindeki firmaların çoğu KOBİ düzeyinde, bütün imkansızlıklara rağmen 110 milyon lira civarında yatırım yapabildiler. Proje kapsamındaki bazı ürün ve özellikleri ise ertelemek zorunda kaldık. Neticede bu yatırım karşısında TÜBİTAK bize 70-80 milyon lira civarında bir ödeme yapacak. Yani yatırımdaki devlet katkısının yüzde 50’si kadar katkıyı da firmalarımız yapmış olacak.

Dolar olarak ifade etmek gerekirse, bugün için devletin desteği 10 milyon dolar civarına denk geliyor. Ve sizin de sorunuzda bahsettiğiniz gibi rekabet etmeyi planladığımız küresel üreticilerin 5G için 10 milyarlarca dolar bütçeleri olduğunu düşünürseniz önemli rekabet dezavantajı ile başlayacağımız kesin.

Ancak şu noktanın altını özellikle çizmek istiyoruz. Biz bunları kendimiz için değil, ülkemiz için yapıyoruz. Çünkü 5G konusunda treni kaçırırsak o trene veya başka bir trene hiçbir zaman binemeyeceğimizi biliyoruz. Bu nedenle GTENT’in kurulmasının en önemli etkenlerden birisi yatırım sermayesine erişerek bu dezavantajı aşabilmek ve sadece devlet fonlarıyla sınırlı kalmamak içindi.

  • - En büyük müşteriniz GSM operatörleri, ancak sektörü düzenleyen BTK bu çerçevede düzenleme yapmazsa iç piyasada bile varlık gösterme şansınız olmayacaktır. Sizlerin ürünleri ilk jenerasyon olacağından doğal olarak bazı eksiklikleri olabilir. Bu durumu da GSM operatörleri bahane edebilirler. Tıpkı ULAK’ta olduğu gibi... Bu konuda nasıl bir adım atılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Vizyonumuz küresel bir güç olmakla birlikte, ilk hedefimiz tabii ki iç piyasa. Çünkü biliyoruz ki; kendi ülkesinde marka olamamış bir şirket dünyada marka olamaz. Bunun bir örneği yok. 5G lisansı verilmeye başladığında en az 4.5G’de olduğu gibi yüzde 45 yerli ve milli olma zorunluluğunun sürdürüleceğini düşünüyoruz. Dediğiniz gibi BTK’nın bu çerçevede düzenleme yapacağını düşünüyoruz. Bu nedenle planlarımızı iç piyasadaki en güçlü oyuncu olacağımızı öngörerek yapıyoruz.

Ürünlerimizde eksiklik olmaması için tüm operatörlerimizle ilk günden itibaren sıkı bir iş birliği içindeyiz. Eksikliklerimizi zamanında görüp hemen tedbir alıyoruz. Bu nedenle operatörlerimizden bize yönelik bir bahane geleceğini düşünmüyoruz.

Önemli bir öğrenme eğrisi olduğu konusunda ise haklısınız. Özellikle donanım temelli ürünlerde on yıllarca deneyim gerekebiliyor. GTENT içinde yer alan firmalarımız bu deneyime sahip firmalar. Sadece GTENT firmalarının değil, ULAK’ın tecrübeleri de ülke için önemli bir kazanım. Operatörlerin fiyat ve performans beklentilerini karşılayacak ürünlerle hazır olacağımızı düşünüyoruz. Sadece düşünmüyor, bunu biliyoruz. Çünkü her adımda operatörlerimizle birlikte hareket ediyoruz.

GTENT’in asıl hedefi olan küresel pazarda rekabet için de bunun şart olduğunu farkındayız. Yerel pazarda kamu teşvik ve destekleri ile satış yapabilmek önemli bir avantaj ama sürdürülebilir bir model için yeterli değil. Bu nedenle sürdürülebilir model ve sistemin uluslararası pazara odaklanarak yapılması gerekiyor. Biz GTENT olarak bütün planlarımızı bu doğrultuda yapıyoruz.

  • - HTK olarak ULAK’a nasıl bakıyorsunuz? ULAK’ın HTK bünyesinde nasıl bir rolü var?

ULAK, HTK’nın üyelerindendir ve HTK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı makamı ULAK’ındır. Geliştirmiş olduğu 4.5G baz istasyonu ürünü için HTK firmalarının pek çoğu ile iş yapmaktadır.

ULAK, savunma sanayi birikimi ile oluşturduğu yüklenici modeli, firmaların hiyerarşisiz paydaşlar olduğu ve tam fikri mülkiyetin devlete ait olduğu UUYM5G proje modeline uyum sağlamadığı için yer almamayı tercih etmişti. ULAK’ın da 4.5G’de geliştirdiği ürünlerin devamı olarak UUYM5G kapsamındakilere benzer ürünler geliştirmeye karar vermesi ile sinerjiler geliştirmek üzere ULAK da son senesinde projeye dahil oldu. Ancak bu birliktelik, iş birliğinden çok iş bölümüne yol açtı. Çünkü proje kapsamında geliştirilen birçok ürün, ULAK tarafından da ayrıca geliştirilmeye çalışıldı. Bunun boşuna bir zaman ve iş gücü kaybı olduğunu düşünüyoruz.

ULAK’ın 4.5G baz istasyonu geliştirme konusunda çok önemli birikimi olduğunu, GTENT ile iş birliği yapılması durumunda iki tarafın da önemli kazanımları olacağını biliyoruz ve ULAK’ın özel sektör firması olarak faaliyetlerini sürdürmesi durumunda iş birliği olanaklarının artacağını düşünüyoruz. Bunun sadece iş geliştirme aşamasında değil, satış aşamasında da çok önemli olduğu kanaatindeyiz. Ana hedefimizin 5G teknolojilerini dünyaya satmak olduğunu düşünürsek, bunu ancak ve ancak özel sektör olarak başarabiliriz. Çünkü tecrübelerimiz bize gösteriyor ki; ülkeler telekom üretici şirketlerindeki devlet ortaklıklarına -hele ki savunma sanayi ilişkilerine- sıcak bakmıyor. Savunma sanayinin herhangi bir şekilde ortak olduğu ya da ilişkili olduğu bir şirketin, ürünlerini dünyada sivil haberleşme sektörüne satmasının çok zor olduğunu düşünüyoruz.

  • - Şu ana kadar yaptığınız çalışmalar çerçevesinde HTK olarak 5G’de hangi ürünlere sahipsiniz? Tescil ettirdiğiniz patentleriniz var mı? Varsa kaç adet? Hangi ürünler için alındı?

5G projesinde 4 temel ürün geliştirildi:

  • - 5G Yeni Radyo: Önceki nesillerdeki baz istasyonunun donanım bölümü.
  • - Radyo Erişim Ağı: Önceki nesillerdeki baz istasyonunun yazılım bölümü.
  • - 5G Çekirdek Şebeke: Tüm haberleşme sisteminin yönetildiği, kontrol edildiği ve tüm veri ve ses haberleşmesinin yapıldığı ana sistem.
  • - Bu ürünleri birbirine bağlamak için gerekli Radyolinkler.

Ayrıca, bu ürünlerin yönetimini sağlayan “Yönetim Sistemi” ve 5G’nin temel özelliklerinden olan “Sanallaşma Sistemleri” de geliştirildi.

Bu arada patentler fikri mülkiyetin korunması için tek yol değildir. Örneğin açık kaynak kodlu geliştirme ya da akademik makaleler de fikri mülkiyetin kullanılabilmesini sağlar.

Ayrıca firmalarımızın patent başvuruları da hazırlanan patentler de var. Patent uzun bir süreç ve tescilleri 3-4 yıl sürüyor. Tescillerin önümüzdeki yıldan itibaren ilanını bekliyoruz.

Yaptığınız çalışmaları sürdürebilir hale nasıl getireceksiniz? Modeliniz nedir? “Uçtan Uca 5G Sistemi” bittikten sonra bunu nasıl pazarlayacaksınız? Müşterilere devamlılığı konusunda ne tür garantiler vereceksiniz?

GTENT firmasının kurulması, 2021 Mart sonunda ürünlerin prototiplerinin çıkması ile bitecek olan söz konusu projenin sürdürülebilirliği için ilk ve önemli adımdı. Bu sürdürülebilirliği ise GTENT sağlayacak.

GTENT sadece kendi ürünlerini değil, HTK bünyesindeki bütün firmaların ürünlerini de yurtdışında pazarlayacak bir yapıya sahip. Hali hazırda yurtdışındaki 5G ihalelerine teklifler de veriyoruz. Ürünlerimizin devamlılığı konusunda garantiyi bir dünya markası olarak GTENT verecek. GTENT; proje sonrası faaliyetlerin koordinasyonunu sağlayacak, operatörler ve diğer paydaşlarla tek elden iş geliştirmeyi yönetecek. Bünyemize katacağımız profesyonel kadro ile halihazırda faaliyet gösterdiğimiz 50’den fazla ülkedeki mevcut ticari ilişkileri geliştireceğiz. Satış ve pazarlama faaliyetlerimiz artan bir ivme ile devam edecek.

Bu arada projenin sürdürülebilmesi için kaynak arayışımız da devam edecek. Yatırımcılardan oldukça ciddi bir ilgi görüyoruz. Önümüzdeki dönemde hem HTK paydaşlarına hem de vatandaşlarımıza da yatırım olanağı tanıma planları yapıyoruz.

TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) projesi tamamlandıktan sonra pazarlanabilir bir ürün/sistem çıkmazsa, çalışmalar Ar-Ge boyutunda kalırsa, desteklerin ve hibelerin heba olmaması için ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle TEYDEB projesi kapsamında hiçbir ürün/sistem çıkmaması gibi bir risk olmadığını belirtmek istiyoruz. Zira neredeyse 6 ayda bir projenin TEYDEB denetimlerine ek olarak 3 ayda bir de Bakanlıklarımız ve BTK temsilcilerinin de yer aldığı makamlara ve operatörlere, çalıştaylarda geldiğimiz nokta canlı olarak anlatılıyor. Hatta daha iki hafta önce bizzat bir demo da Cumhurbaşkanlığı makamına yapıldı. Projenin yalın ve çevik geliştirme metotları ile geliştirilmiş olması bunu sağladı.

Destek ve hibelerin heba olmasına neden olabilecek ana riskin “yerli ürünleri beklemeksizin 5G frekans tahsis ihalelerinin yapılması” olabileceğini düşünüyoruz. Bundan sonraki aşama Ar-Ge sürecinin bitmesi ve ürünlerin ticarileşme sürecidir. GTENT ile de bu konuda gerekli adımları atıyoruz.

Mobil haberleşme teknolojilerini ortalama 20 yıldır “uygulayan” GTENT firmalarının hepsi “tekno-milliyetçi” bir ruha sahiptir. 5G teknolojisini yapabileceğimize bu ruhla inandık ve yaptıklarımız bunun kanıtı. Şu anda ticarileşme noktasına gelen ürünlerimiz olduğu gibi yılsonuna kadar teslim edilmek üzere aldığımız siparişler var. Eğer 5G trenini de ülke olarak kaçırırsak 6G ve gelecekteki teknolojileri bir daha yakalama fırsatımız olmayacağı gibi ülkemize de ciddi maliyetleri olacak. BTK ve TÜBİTAK da bu ruha ve geleceğe dönük Ar-Ge yatırımına inandı. Hem tarihe hem de bu dirayetli devlet kurumlarına karşı sorumluluğumuzun farkındayız. Devlet ve/veya özel fonlardan yatırım desteğimizi alarak yola devam edeceğiz. Bu konudaki planlarımızı yaptık ve uluslararası yatırım danışmanlığı hizmeti veren firmalarla çalışmalarımız sürüyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!