Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ülke olarak Kovid-19 salgının da etkisiyle birçok olumsuz hadisenin yaşandığı günlerden geçiyoruz. Belki de tek istisna sağlık alanında yaşanıyor. Türkiye, Kovid-19 aşısına erişimde ve aşılanma hızında dünyanın sayılı ülkelerinden birisi konumunda. Bu durumdan azami ekonomik faydayı elde etmek için de kafa yorulması şart. Salgını kontrol altına alan bazı ülkeler yeniden eski günlere kavuşmak için en fazla turist çektikleri ülkelerde tanıtım çalışmaları yapmaya başladılar. Türkiye de artık bu yola girebilir.

Ocak, mart ve şubat aylarında yaşadığımız sıkıntılı salgın süreci sebebiyle birçok ülke Türkiye’ye uçuş yasağı koydu. Bu sebeple turizm sektörü endişeli günler geçirdi. Şu günlerde tekrar güzel bir gelecek için hayal kuruyoruz. Çünkü aşılama çalışmaları iyi gidiyor. Fakat bu olumlu haberin de Türkiye’ye turist gönderen ülkelerde başta da Avrupa olmak üzere iyi anlatmamız, tanıtımlar yapmamız gerekiyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ekibi, sağlık çalışanları ve Bilim Kurulu Üyelerine emekleri, fedakâr çalışmaları için ne kadar teşekkür etsek az. Onlar görevlerini yapıyorlar. Cuma gününden itibaren 18 yaşından gün almış herkes de aşılanmaya başlanacak. Hedef Kurban Bayramı’na kadar nüfusun yüzde 75’in aşılamak olduğuna göre Türkiye’nin sıkıntılı günleri atlatmak üzere olduğunu söylemek mümkün.

Fakat turist ağırlamak için de elbette tanıtım yapılacak ülkeler de önemli. Hindistan, Brezilya, Güney Afrika gibi Kovid-19 “Delta” varyantının yaygın olduğu ülkeler için de tedbirli olmak şart. “Kim olursan ol gel” anlayışında olamayız. Zaten Sağlık Bakanı Koca da bazı ülkelere yasak koymak gerekebileceğini ifade etti. Kısacası salgın sürecine uygun tanıtım ve turist kabul etme politikamızın olması şart.

Aşı karnesi, PCR testi veya diğer tedbirlerle Türkiye’nin güvenli seyahat edilebilecek ülke olarak algılanacak bir politika yürütülmelidir.

Rusya’nın Kovid-19 salgını sebebiyle Türkiye’ye yönelik uçuşlara bir süre kısıtlama getirmesinin ardından turizm sektöründe ciddi endişelere sebep olmuştu. Türkiye’ye en fazla turist gönderen Rusya’nın uçuşlara kısıtlama getirmesinin ardından bu köşede, bu durumun ağustos sonuna kadar devam edebileceğini yazmış ve ülkemiz yetkililerinin dikkatini çekmiştim. Türkiye’den üst düzey bir heyet Moskova’ya gitti. Rusya da uçuş kısıtlamalarını Türkiye’ye gönderdiği “Rus Heyeti” incelemeleri bitirip, geri dönmeden kaldırdı.

Ülkemizdeki aşı çalışmalarının ivme kazanması, müspet geçen Putin-Biden görüşmesi ve Rusya’nın Batı ile olan ilişkilerinde olumlu gelişmelerin de etkisiyle uçuş kısıtlamalarının önü erkenden açıldı. Ancak bu defa da Rusya’dan 3 ayda yaklaşık 3,5 milyon civarında turistin başta Antalya olmak üzere ülkemizin çeşitli tatil merkezlerine getirilmesinde uçak ve pilot sorunu ortaya çıktı. Kısa zamanda yaşanacak yoğunluk Kovid-19 sonrasına denk geldiği için lisanslarını yenileme problemi yaşayan pilot sorununu da beraberinde getirmiş durumda.

İki ülke arasında turist transferindeki bu mesele için Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu ile Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un ve diğer yetkililerin acilen devreye girmelerinde fayda var.

Türkiye-Rusya arasında tarifeli seferlerde iki bayrak taşıyıcı; Türk Hava Yolları ve Aeroflot önemli bir misyonu yerine getiriyor. Türk tescilli Pegasus ve Corendon havayollarının da tarifeli uçuş izinleri var. Rusya’nın özel havayolları; Azur ve Nordwind gibi Türk kökenli tur operatörlerine ait şirketler de iki ülke arasında ciddi taşımacılık yapıyor. Ama asıl problem charter uçuşlarıyla gelenlerde ve Rusya’nın izin verdiği charter seferlerinin yetersizliğinden kaynaklanıyor.

Rusya’daki Türk kökenli tur operatörleri ve havayollarının yetkililerinden böyle bir sorun olduğunu öğrendim. 3 aylık dönemde çok sayıda Rus turistin ülkemize gelmek istemesi sebebiyle uçak ve pilot sorunu ortaya çıkmış. Rusya, Türk tescilli havayollarına charter seferleri düzenlemesine izin vermiyor. Kendi şirketleri de kısa dönemde oluşan bu yoğunluğun altından kalkamıyor. Eğer Türk şirketleri için böyle bir izin çıkarılabilirse havayollarımız için iyi bir fırsat olur, hem de turizm sektörü daha fazla Rus turist ağırlama imkanına kavuşur.

 

Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Projesi 7. Yürütme Kurulu ve Birinci Faz Kapanış Toplantısı’nda 4,5G’de kullanılan ürünlerin yerlilik oranının yüzde 23 seviyesine ulaştığını açıklamışlar.

Buna benzer bilgileri daha önce BTK yetkilileri de paylaşmıştı. Fakat 4,5G ihalesinde yerlilik kriteri şu an yüzde 45 olması gerekir. Bu birinci husus. İkinci husus ise açıklanan bu yerlilik oranlarının arkasındaki ilginç durum.  

Aslında yüzde 23’ün ne kadarının yerli olduğu da tam bilinmiyor. Bir defa bu oranda kafadan yüzde 50 indirim yapmak lazım. Neden mi?

Türkiye’de herhangi bir uluslararası yatırımcının mesela Nokia, Ericson, Huawei gibi telekomünikasyon devlerinin ürettiği ürünün yüzde 51 girdisini yerli olarak belgelemeleri “Yerli Malı Belgesi” almaları için yeterli oluyor. Bu belge alınınca da o ürün yerli oluyor. Peki denetimleri kim yapıyor? Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği çatısı altındaki sanayi ve ticaret odaları. Yani doğru düzgün bir denetim de yok. Ürünler çeşitli şirketler kanalıyla yurtdışından ithal ediliyor. Türkiye’de millileşiyor. İlgili şirkete gönderilip, faturası düzenleniyor. Sonra montaj hattında yüzde 100 yerli bir ürüne dönüşüyor.   

Bu ürünler de telekomünikasyon sektöründe 4,5G’de “Yerli Malı Belgesi” ile yerli ürün olarak kullanılıyor. Bir defa yüzde 51’in ne kadarı yerli üretim, ne kadarı başka şirketler kanalıyla ithal edilmiş ürünler olduğu da bilinmiyor. Yüzde 49’luk kısmının zaten ithal edilmesine resmi onay var. Mevzuatlarımız izin veriyor. Bu durumda ihale şartnamelerindeki yerlilik kriteri nasıl hesaplanacak? Bu yaklaşımla Türk müteşebbisler, mühendisler, teknoloji şirketlerimiz nasıl gelişecek? Yerliye geç milliye dur mu diyeceğiz? Kendi düzenlemelerimizle kendi gelişimimizi engelleyeceğiz?

Benzer durum maalesef 5G projesinde de karşımıza çıkacak. Çünkü her şeyi yapacağımızı sanıyor, yetersiz sermaye ve desteklerle her şeye dört koldan saldırıyoruz. Sonra çok az şey yapabiliyoruz. Teknoloji geliştirmeyi, Ar-Ge’yi, ölçek ekonomisini, başkalarının yıllardır bu alandaki emeklerini önemsemeden, suyun derinliğini ölçmeden balıklama atlıyoruz. Hedef belirlemeden ve plan yapmadan yola çıkıyoruz. Sonra da “Yerli Malı Belgesi” gibi yaklaşımlarla makyaj yapmaya kalkıyoruz. Eleştiriler artınca da yerlilik oranlarını yukarı çıkarabilecek her yol mubah oluyor.

Ulaştırma Bakanlığı ve BTK yetkililerinden rica ediyorum 4,5G’deki yerlilik oranlarının yüzde 23 seviyesine nasıl çıktığını bana bir izah etsinler? 4,5G ihale şartnamesine 3 GSM operatörünün; Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone uyup/uymadığını denetlemeyen, müeyyide uygulamayan BTK yaklaşık 6-7 aydır yerlilik oranının yüzde 20’nin üzerine çıktığını telaffuz ediyor. Bu oranda “Yerli Malı Belgesi” ile üretim yapanların oranı nedir? Merak-ı mucibimi giderirlerse memnun olurum. Daha fazla kafalarımız karışmaz…

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00