Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Avrupa ile Rusya arasında Ukrayna saldırısı sebebiyle yaşanan tartışmalar kendisini en fazla doğalgazda hissettiriyor. Rusya, doğalgaz uygun bahanelerle bir silah gibi kullanıyor. Mali yükümlülüklerden korunmak için kendisine uygulanan ambargoları gerekçe gösterip, uygu ekipmanları Batı’dan sağlayamadığına dikkat çekerek teknik sebeplerle gazı kesiyor. Mesela bakım ve onarım çalışmalarını gerekçe göstererek Kuzey Akım I’den gaz akışını kısa süre önce ikinci defa kesti. Belki de uzun süre bu hattan hiç gaz akmayacak.

        Rusya, doğalgazı Avrupa’nın kendisine uyguladığı ambargo ve çeşitli yaptırımlara karşı bir silah olarak kullanıyor. Ama elbette bu iddiaları da kabul etmiyor. Öte yandan Rusya’nın gaz vanalarını kapatması, yani ihracatını azaltması da kendisine gelir anlamında fazla etkilemiyor. Çünkü küresel piyasalarda doğalgaz fiyatlarının da yükselmesini sağlıyor.

        Halbuki 2011’de hizmete giren Kuzey Akım I için Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri çok sevinmiş, ABD’de bu gelişmeyi eleştirmişti. Bu yüzden de ABD-Almanya arasında tartışmalar yaşanmıştı. Şimdi ise Kuzey Akım 1’den akan yıllık 55 milyar metreküp gaz akışı hem de kışa girerken kesiliyor ve bu defaki tartışma ise bağımlılığın getirdiği sıkıntıdan kaynaklanıyor.

        Kuzey Akım I’e paralel olarak yapılan Kuzey Akım II de tüm tartışmalara rağmen Alman yetkililer tarafından onaylanmıştı. Rusya – Ukrayna savaşından kısa süre önce bitmesine rağmen ortaya çıkan tartışmalar sebebiyle açılmamıştı. Avrupa’nın yaklaşık yüzde 40 oranında Rus gazına bağımlılığı bu sıkıntıları yaşatıyorken Türkiye’nin de temkinli olmasında fayda var.

        Yaşanan son örnek şöyle; Rusya, Kuzey Akım I’i türbinlerden birinde sızıntı tespit edildiği için kapattığını açıkladı. Bahane teknik, sebep türbin. Gaz türbinini üreten Alman Siemens ise bahsedilen türden sızıntıların türbinlerin çalışmasını etkilemediğini açıkladı, ama gaz çoktan kesilmişti.

        Bu kış doğal gaz sıkıntısı olur mu?

        Bu kış doğal gaz sıkıntısı olur mu?
        0:00 / 0:00

        Geçtiğimiz kış İran ile yaşadıklarımıza bakarsak bu sene doğalgazda durumun daha riskli olduğunu söyleyebiliriz. Zira gaz fiyatları çok yükseldi, ithal eden kurumun da ticari işletmelerin de vatandaşın da dengesi bozulmuş durumda. Devlet halen daha yurtdışından aldığı gazı maliyet bazlı fiyatının altında, sübvanse ederek veriyor. Bu duruma rağmen vatandaş ve iş yerleri için tablo ağır. Daha da önemlisi geçen yıl oluşan zarar sebebiyle çarkı çevirmekte zorlanan BOTAŞ’ın bu kış daha fazla borç yükü yüklenecek olması. Gazı aldığımız ülkelere paraların azcık geciktirdiğimiz an teknik sebeplerle gaz akışı kış ortasında kesilebiliyor.

        Enerji Bakanlığı bir temenni olarak doğalgazda bu kışı sıkıntı yaşamadan geçireceğimizi açıkladı, ama Rusya-Ukrayna savaşının ne tür gelişmelere sebep olacağını, Batı ile Rusya münakaşasının bize nasıl yansıyacağı ise bilinmeyenler arasında. Rusya veya İran’dan bir vesileyle gaz arz zincirinin aksaması her şeyi aksatabilir. Rusya’nın Avrupa’ya gazı nasıl kestiğini gördük. İkili ilişkilerde ortaya çıkan pürüzler nedeniyle bakım, onarım veya teknik parça gibi teknik bir sebeple gaz akışı kesilebiliyor. Bu risk Batı-Rusya dengesi sağlayamaya çalışan Türkiye için her zaman var.

        Umalım doğal gaz pahalı diye yeraltı gaz depolarının doldurulmasında bu yıl sorun olmamıştır! Geçen yıl İran’dan kısa süreli gaz kesintisi yapılmasıyla iş dünyası ciddi sıkıntılar yaşadı. Ne depolar ne FSRU ve ne de ülkemizin gazı çeşitli kaynaklardan temin etmesi 10 günlük İran gazı kesintisine çare olabildi.

        REKLAM

        Türkiye için en önemli risk geçen yıl İran ile yaşanan ve teknik sebep olarak kamuoyuna yansıyan doğalgaz bedelinin ödenmesinden kaynaklanan aksaklıklardı. Türkiye için iyi bir gaz tedarikçisi olmayan İran ile bu riski bu yıl daha fazla yaşama ihtimali var. BOTAŞ’ın yaklaşık 10 milyar dolar seviyelerine ulaşan zararının ödemeler dengesini bozup yine teknik sorun görünümlü bir riske kapı aralamamasını dilemekten başka çare yok.

        Türkiye halihazırda pandeminin etkisine eklenen Avrupa’daki enerji krizinin etkilerini yaşıyor. Ancak fiyatlar açısından yaşadığımız sorunlara gaz tedarik riskinin de eklenme ihtimalinin bu kış daha fazla yaşayacağız. Bu durumda ülke olarak Avrupa kadar dayanıklı olacağımız söylenemez. FSRU sistemimiz var da spot piyasalarda hem gazın fiyatı çok yükseliyor hem de bir kriz anında ilave gaz bulmak zor.

        Avrupa’da bu kışı gaz yokluğundan Türkiye’de ise alım gücü zayıflığı veya parasızlık sebebiyle soğuk geçecek. Özetle mevcut rakamlarla hane halkı bu kışı geçirmekte zorlanacak. Dolayısıyla bu kış gazda risk var, ancak tehlikenin boyutu hakkında bir şey söylemek zor.

        Türkiye, gazı Azerbaycan, Rusya ve İran’dan boru hatlarıyla, Cezayir, Nijerya başta olmak üzere çeşitli kaynaklardan LNG olarak alabiliyor. FSRU ve yeraltı doğalgaz depolama tesislerimizde var. Ama tüm bunların riskleri ortadan kaldırmadığını Enerji Bakanı’nın açıklamalarından bir kez daha teyit ettik.

        Bakan diyor ki, doğalgaz tedarikçileri sevkiyat programlarına uyduğu taktirde bu kışı sıkıntı yaşamayacağız. Yani herhangi bir halkada kopukluk olması halinde, mesela İran yine gazı 15-20 gün keserse sorun yaşayacağız. Rus gazı bir vesileyle 20 gün gelmezse kriz kapımızı çalacak. Depolar ve FSRU sisteminin bu durumda çok da çözüm olmayacağı peşinen açıklanmış durumda. Dua edelim İran, Rusya gaz tedarikinde sorun çıkarmasın. BOTAŞ oluşan zararına rağmen hazineden zamanında para temin edip borçlarını ödeyebilsin…

        3 şirkete Rusya'da gaz getirme izni

        3 şirkete Rusya'da gaz getirme izni
        0:00 / 0:00

        BOTAŞ’ın ithal edilen doğalgazı sübvanse etmesi sebebiyle oluşan zararı 10 milyar dolara yaklaşması kamu yetkililerini elbette düşündürüyordur. Galiba çözüm çerçevesinde 3 özel şirkete Rusya’dan gaz ithal edip, BOTAŞ’a satma yetkisi verilmiş. Farklı kontratlarla birer milyar metreküp doğalgaz alacak bu 3 şirket, gazı yine BOTAŞ’a satacak. BOTAŞ bu defa bu 3 Türk şirketine borçlanacak. Kamuoyunda ismi çok öne çıkan bu 3 şirket eğer tüm detaylar halledilirse yakında Rusya’da Gazprom ile masaya oturabilir. Belki de oturmuş da olabilirler. İkibinli yılların başında doğal gaz piyasası serbestleşecekti, ama giderek kamulaştı. Şimdi ise farklı bir model uygulanıyor.

        Bakalım nasıl bir netice ortaya çıkacak?

        Karadeniz gazı neden gübre için kullanılmıyor?

        Karadeniz gazı neden gübre için kullanılmıyor?
        0:00 / 0:00

        Türkiye yılda 4-5 milyon ton gübre ve gübre hammaddesi ithal ediyor. İthalatın 3 milyon tonluk kısmını ise üre. Son 2-3 yıl içinde hem emtia fiyatlarının artması hem de TL’nin yabancı paralar karşısında hızlı değer kaybetmesiyle gübre fiyatları yaklaşık 10 kat arttı ve gübre kullanımı azaldı. Neticesi olarak da üretim düşmeye başladı. Yüksek fiyat sebebiyle ürettiği gübreyi satamayan bazı üreticiler de faaliyetlerin durdurdu.

        Doğalgaz bu işin, gübrenin neresinde? Tarım ve diğer sanayilerde kullanılan üre için gerekeli olan ve hali hazırda çoğunlukla ithal edilen amonyak kullanıyor. Amonyağın ana girdisi ise hammaddesi doğalgaz. Ayrıca kimyasal reaksiyonları gerçekleştirmek için gereken ısıyı elde etmek için de enerji kaynağı olarak doğalgaza ihtiyaç var.

        Gelelim işin özüne… Türkiye Doğu Karadeniz’de doğalgaz buldu. Enerji Bakanı Dönmez, 2026’da kullanacağımız gazın yüzde 25-30’unun Karadeniz’deki sahadan karşılanacağını açıkladı. Sakarya Gaz Sahası’nda 2020’de keşfedilen doğal gazın ilk üretimi gelecek yıl, 2023’te olacak. Evlerimize, sanayimize ulaşması planlanıyor. Peki bu gazın Türkiye’nin çok yüksek bedeller ödediği gübrede kullanılması için neler yapılıyor? Katma değerli bir yatırım yapılamaz mı?

        Eğer böyle bir yatırım girişimi olursa gübre üretimine girdi olan ve sanayide kullanılan ürenin ucuz ve sürekli üretilmesi de sağlanmış olur. Benim bu kadarını düşündüğüm bu konuda Enerji ve Sanayi Bakanlıkları ne düşünüyor acaba? Neden bu konuda adım atılmıyor?

        Diğer Yazılar