VAR (Video yardımcı hakem) uygulaması başladığında "Daha yeni, bir süre sonra sistem oturur" diye bekledik hep birlikte. Tartışmalar, eleştiriler sürdü gitti.

Yeni sezonla birlikte işlerin düzeleceğini umut ettik. İyi niyetle, sabırla.

Ne oldu?

VAR, sorunları çözeceğine maçları kaos ortamına dönüştürdü. "Beterin de beteri varmış" dedirttiler. Geçen sezon neredeyse her pozisyona VAR karar verirken, bu kez hakemler VAR’sız maç yönetmeyi yeğlediler. VAR’ın başındaki hakemler, sahadaki yanlışlar konusunda uyarılarını yapmaktan kaçındı. Nedendir bilinmez, sessiz kalmayı, maçı yöneten hakemin başının çaresine bakmasını öngördüler. Sanırız, bu yönde bir talimat aldılar.

Bu kez de başka sorunlar ortaya çıktı. VAR’ı eleştirenler, bu kez "Neden sistem işletilmiyor?" diye yakındılar. Gerçekten eleştirilmeyecek gibi değil. Son hafta oynanan karşılaşmalarda yapılan yanlışlar neredeyse bir sezona eşit oranda arttı. Verilen penaltılar, verilmeyenler, yanlış kartlar tüm takımları kelimenin tam anlamıyla çıldırttı. Çünkü hakemlerin bu tutumu maçların sonucuna direkt etki yapmıştı.

Hakemlerin karar verirken kimden, neden korktuğunu anlamak mümkün değil. Diyelim ki maçı yöneten hakem korktu. Doğru karar veremedi. Peki, VAR neden devreye girmedi?

Anlayacağınız, korkaklarla bu işi yürümüyor. Madem korkuyorsunuz bu işi yapmayın. Türk hakemleri yerine yabancı gelsin diyenlere şiddetle karşı çıktık. Tüm bunları görünce bu isteklere "Haklılar" deme noktasına geldik.

Merkez Hakem Komitesi Başkanı Zekeriya Alp ya bu işe bir çözüm bulacak ya da Oğuz Sarvan-Ünsal Çimen ikilisi ile yeni bir yol haritası çizecek.

Yazıktır! Futbolumuzun kalite sorunu olduğu ortada. Bunu gidermek tek başına futbolcularla, teknik adamlarla olmuyor. Hakemler de en az onlar kadar bu işin sorumlusu.

TEKNİK DİREKTÖRLER SUÇU BAŞKASINA ATMASIN

İstenilmeyen sonuçlar alındığında en kolay yol, oyuncuların performansını eleştirmektir. Hatta suçu onların üstüne atıp, işten sıyrılmak en kolaycı yoldur. Ancak futbol izleyicisi aptal değil. En az onlar kadar futbolu biliyorlar.

“Benim antrenörlüğüm tartışılmaz, ben bugüne kadar şunları yaptım" diyerek, özeleştiriden kaçınanları anlamak mümkün değil. Beşiktaş ve Galatasaray’ın teknik adamları oyuncularını bu kadar kolay harcayamaz. Onların da bir insan olduğu unutuluyor. Eldeki kadroyu iyi analiz edemeyen, oyun içerisinde gerçekçi hamleleri yapamayan kim?

Herkes daha soğukkanlı ve gerçekçi davranmak zorunda. Başkalarını suçlayarak bir yere varmak mümkün değil. Sorumluluk sahibi kişilerden ego şişkinliği yerine daha bilinçli davranmaları bekleniyor.

BEŞİKTAŞ’A DÖRT ADAY

3 ay önce başkan seçilen Fikret Orman, “Bıraktım” diyerek ortadan toz olmayı yeğledi. Siyah-Beyazlılar sorulara yanıt bulmaya çalışıyor. Eski-yeni borçlar ne kadar? Stadı yaparken kimlere nasıl ödeme yaptınız? Futbolculara ve personele ne kadar maaş ödeniyor? Bankalarla yapılan anlaşmanın detayları neler?

Sorular çok. Katlanarak artan borçlar ortada. Enkaza dönmüş bir takım var. Taraftarın, "Paralar nerede" diye haykırışları giderek artıyor.

Böylesine karışık bir ortamda Beşiktaş yeni bir seçime gidiyor. Serdar Adalı, İsmail Ünal, Ahmet Nur Çebi ve Hürser Tekinoktay adaylığını açıkladı. Hafta sonu kimin başkan olacağı belirlenecek. Eski hesaplar tam olarak anlaşılmazsa gelen kim olursa olsun kaybeden Beşiktaş olur.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!