Fransızlara dur diyen bir isim vardı. İzleyen herkesin hayran kaldığı kalecimiz Mert’ti bu isim. İlk yarı inanılmaz kurtarışlar yaptı. Arka arkaya yaptığı hamleler, Fransızlara şok yaşatırken, arkadaşlarına da güven verdi…

Karşılaşmanın kırılma anlarını bu kurtarışlarla atlattık. Takıma özgüven veren Mert, ilk 45 dakika 3-4 net kurtarışına ikinci yarıda devam etti. Soğukkanlılığı ve yaptığı hamlelerle büyük kaleci olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Öyle bir maç ki, bir puan en az galibiyet kadar önemliydi. Planlar bunun üzerine yapılmıştı. Şenol Güneş’in taktiği tuttu. İlk maçta yenilen Fransızlar korkmuştu gerçekten. Golü erken bulamayınca, doğal olarak paniklediler …

En zor maçımızdı. Burası bir gerçek. Son Dünya Şampiyonu ile oynamak kolay değildi. İlk maçta yenmemize rağmen, rakibin gücünü biliyorduk. Şenol Güneş, bu gerçeği bilerek bir oyun kurgusu yapmıştı… Öncelikle, topu rakibe bırakıp kayıp topları değerlendirmek amacındaydık. Kontratak ile golü bulmak istiyorduk…

ÇOK ADAMLA SAVUNMA TAKTİĞİ TUTTU

Fiziksel olarak Fransa daha güçlüydü. Birçok pozisyonda topu kazanmasını bildiler. Her iki kanadı iyi kullandılar. Ancak karşılarında savunma disiplininden uzaklaşmayan dirençli bir Türkiye vardı. Bizim çok iyi olduğumuz bu hat yine başarılı bir oyun çıkardı. Rakibe fazla geniş alan bırakmadılar. Çok adamla defans yaparak, Fransızlara gol şansı vermedik. 
Kornerden gelen topu ağlara gönderen Giroud, Fransa’nın en iyi golcülerinden birisi. Tecrübesi ve fırsatçılığını tartışmak anlamsız. O da oyuna girer girmez bu özelliğini bir kez daha gösterdi…

İlk yarıyı golsüz bitirmemiz önemliydi. Şenol Güneş’in tam da istediği gibi bir sonuç oldu. İkinci yarı başlarken sahaya Hakan’ı sürdü. Oyun planı değişmişti. Daha çok topla oynayıp, rakibi şaşırtmaktı. Öyle de oldu. Çok da yeterli olmasa da oyun bir başka yöne evirildi. Önemli iki fırsatı değerlendiremedik. Burak’ın dışarı attığı bir top var ki, belki de en zoru yaptı Burak. Hakan’ın pasını dışarı attı. Yine Ozan’ın şutu çok kötüydü…

Attığımız gol ise Hakan imzası taşıyan güzel bir orta oldu. Kaan yine kafayla topu ağlara bıraktı. Tıpkı Konya’da olduğu gibi…

FRANSIZ TELEVİZYONU TARAFLIYDI

Karşılaşmayı yayımlayan Fransız televizyonunu anlamak mümkün değil. Gol sonrası kendi takımlarının sevinçlerini ekrana yansıtırken, Türkiye’nin sevincini göstermemekte inat ettiler. Maç sonu görüntüleri de yine pas geçtiler. Tarafsızlık nasıl olurmuş çok net olarak gösterdiler!..

Aslında Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile Dışişleri Bakanı Jean- Yves Le Drian’ın maça gelmeyişleri ve bunu siyasi bir tutum olarak göstermelerinin yansımasıydı Fransız televizyonunun tutumu. Bazı Fransız politikacıların maçın iptal edilmesi isteğini anlamakta zorlandık. Sporu siyasetin dışında tutmayı ne yazık ki, gelişmiş ülkeler bile gösteremiyor…

Maç sonrası Şenol Güneş’in “ tüm ülkelerin barış ve huzur içinde yaşamasını” istiyoruz cümlesi tüm eleştirilere en güzel yanıttı…

TARAFTARLAR DAHA SAĞDUYULUYDU

Karşılaşmayı birlikte yan yana izleyen Fransız ve Türk izleyicilerin politikacıların aksine sportifliğin dışına çıkmaması herkese verilecek en önemli dersti bir anlamda…

Fransa’yı Konya’da yenerek grup liderliğimizi sürdürmüştük. Paris’te aldığımız beraberlikle liderliğimizi bırakmadık. İstanbul’da oynayacağımız İzlanda maçına lider olarak çıkacağız. Alacağımız bir puan bizi Avrupa Şampiyonası’na götürecek. Kalan iki maçımızı kazanma olasılığımız ise çok yüksek…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
1881 -
1938