X-Men dünyasının en eğlenceli karakterlerinden biri olan, seyirciyle sohbet etmeyi seven ve iyi süper kahraman olarak anılmak istemeyen Deadpool kendi ismini taşıyan ilk solo filmiyle huzurlarımızda

DEADPOOL, Marvel’in X-Men evreninin en sevilen süper anti kahramanlarından biri. Kendi adını taşıyan bu ilk solo filmi, resimli romanlardan tanıdığımız Deadpool’un imajını genel hatlarıyla korusa da orijinalinden farklı bir senaryoyla her şeyi yeni baştan ele alıyor. Onu daha önceden tanıyanlar, Wade Wilson’ın Deadpool’a dönüşme öyküsü başta olmak üzere gördükleri bazı değişikliklere şaşırabilirler. Ama sonuçta bildikleri Deadpool çıkacak karşılarına. Asıl şaşkınlığı ise hiç kuşkusuz onu hiç tanımayanlar yaşayacak.

‘SÜPER GEVEZE’
İlk sahnede taksinin içinde gördüğümüz kişinin gerçek bir süper kahraman olduğuna inanmak zor. Daha çok bir süper kahraman taklidi gibi duruyor. O konuşkan haliyle karizmadan da yoksun. Ne var ki, harekete geçmesiyle birlikte fevkalade bir süper kahraman olup çıkıyor. Asıl karakteristik özelliği, Wolverine’den bile üstün iyileşme gücü değil; mizahi zekâsıyla birleşen o muhteşem gevezeliği. Tabii bir de, salonla beyazperde arasındaki hayali “dördüncü duvarı” yıkarak seyirciyle sohbet etmesi... Deadpool, sadece seyirciyle değil diğer karakterlerle de daha çok filmler, şarkılar ve popüler kültür üzerinden iletişim kuruyor; metinleri çok iyi yazılmış bir tür “stand up” gösterisi yapıyor. Arada X-Men kahramanlarını, Hollywood starlarını, hatta bir ara Ryan Reynolds’u, yani kendisini canlandıran aktörü dahi çekiştiriyor. Şahane esprilerle dolu bu şovun, sadece krema olduğu da söylenebilir. Çünkü “Deadpool” öncelikle iyi çekilmiş bir aksiyon filmi. Animasyon ve özel efekt kökenli yönetmen Tim Miller, ilk uzun filminde, özellikle otobandaki takip ve çatışma sahnesi ile finaldeki “süper kahramanların endüstriyel dekor önündeki dövüş gösterisi”nde tatmin edici bir iş koyuyor ortaya; yavaşlatılmış çekimlerin desteğiyle keyifle seyredilen şık sahnelere imza atıyor. En iyi sahne ise “donmuş bir film karesinin içinde dolaşan kamera” fikrine yaslanan ve sürpriz yazılarıyla seyirciyi şaşırtan, eğlendiren jenerik bölümü.

KARA KOMEDİ
“Deadpool”, kara komedi türünde bir süper kahraman filmi. Eğlenceli de olsa karanlık, hatta gerçekçi denebilecek bir atmosferi var. Batakhaneler, ileri teknolojiyi işkenceyle birleştiren laboratuvarlar, dağınık evler ve kenar mahallelerden oluşan kirli bir dekorun önünde, arızalı karakterlerin cirit attığı bir dünyadayız. Ama Deadpool’un Vanessa’ya (Morena Baccarin) olan tutkulu aşkı her şeyi aydınlatıyor. Yeri gelmişken Deadpool’un aslında kötü biri olmadığını da söyleyelim. Sadece iyilerin safına katılmayı ve kahraman olmayı sıkıcı buluyor. Aşk konusunda kırılganlığı ve maskeyle simgelediği özgüvensizliği ise onu gerçekçi bir karakter haline getiriyor.

ŞİDDETİN DOZU BİRAZ YÜKSEK
“Deadpool”u baştan sona keyif alarak seyrettiğim kesin. Ancak bu, filmin tatmin edici bir öyküye sahip olduğu anlamına gelmiyor. Yine de son haftaların en eğlenceli ve hoş filmi. Umarım daha iyi hikâyelerle devamı gelir ve Deadpool, X-Men dünyasının sinemadaki demirbaşlarından biri olur. Son olarak, kanlı şiddet sahnelerinin az olmadığını da belirtelim.

Filmin notu: 7.5

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!