Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Filmin notu: 6.5

Geçirdiği bir kaza sonrası gözlerini bir sığınakta açan Michelle’in başından geçenleri anlatan “Cloverfield Yolu No 10” (10 Cloverfield Lane), hikâyesini özgün bir şekilde geliştiren ve merakı sonuna kadar ayakta tutmayı başaran bir gerilim

HER şey Michelle’in (Mary Elizabeth Winstead) yaşadığı evi terk etmesiyle başlar. Otomobiline biner, şehir dışına doğru yola çıkar ve sevgilisi Ben’in telefonlarına cevap vermez. Michelle’in sevgilisiyle neden kavga ettiğini ve nereye gittiğini merak eder, filmin bu soruların cevaplarıyla ilgili olduğunu düşünürüz. Ne var ki, bizi bambaşka bir hikâye bekler. Michelle’in gecenin karanlığında benzin istasyonunda yaşadığı huzursuzluk ve arkasında duran aracın parlak farlarının ardındaki o tekinsizlik duygusu filmin geri kalanına damgasını vurur. Bir tedirginlik, güvensizlik ve belirsizlik öyküsüdür bu... Otomobil kazasının ardından zaten asıl film başlar. Michelle gözlerini açtığında kilitli bir odada bulur kendini. Kaçırıldığını düşünür. Bulunduğu sığınağı inşa eden Howard (John Goodman) ise ona nükleer sızıntıdan söz eder. Üstelik içeride Emmett (John Gallagher Jr.) adında bir kişi daha vardır...

MICHELLE’İN HİSSETTİKLERİNE ODAKLANIYOR

Michelle’in her iki erkekle ilgili kuşkularını bire bir paylaşırız. O, film boyunca duygu birliği kurduğumuz kişidir. Aslına bakarsanız, filmin hikâye anlatmaktan ziyade Michelle’in gördükleri, yaşadıkları ve hissettiklerine odaklandığı söylenebilir. En başından itibaren biz de Michelle gibi “büyük resmi” göremediğimizi, asıl meseleyi kaçırdığımızı, sığınağın içindeki ve dışındaki gerçekliğe tam olarak vakıf olamadığımızı düşünürüz. Bütün film boyunca yanından hiç ayrılmadığımız Michelle’in geçmişi ve kişiliği hakkında çok az şey bilmemiz kuşkusuz tesadüf değil. Michelle’in en güçlü iki arzusu, hayatta kalmak ve gerçekleri keşfetmektir. Böylelikle onunla daha güçlü bir duygu birliği kurarız.

FARKLI BİR SIĞINAK HİKÂYESİ ANLATIYOR

“Cloverfield Yolu No 10”, tanıdık türleri ve senaryo formatlarını kullansa da, daha önce hiçbir filmin takip etmediği bir rotada ilerliyor; farklı bir sığınak hikâyesi anlatıyor. Filmde öyle gelişmeler oluyor ki neredeyse üç defa “tür” değişiyor. Öte yandan, senaryo yazarları asıl sürprizin, sürprizsizlik olduğu bir noktaya götürüyorlar filmi. Üstelik bunu yaparken her şeyden kuşku duymamızı, finale kadar hiçbir şeye tam olarak inanmamamızı da sağlıyorlar.

KARAKTERLER TATMİN EDİCİ OLMAKTAN UZAK

“Cloverfield Yolu No 10”da en çok hikâyenin gelişimindeki bu orijinal yanları sevdim. Sevmediğim yanları ise hep bildiğimiz, tanıdığımız öyküleri peş peşe sıralaması ve onlara yeni bir ruh, taze bir bakış açısı, hatta yer yer inandırıcılık getirememesi oldu. Karakterler de bence tatmin edici olmaktan uzaktı. Howard benzerlerini sık gördüğümüz arızalı, kompleksli bir erkek. Michelle ise herhangi bir video oyunundaki sığ bir ana karakterden farksız. Bir hayatta kalma öyküsü seyrediyoruz ve Michelle kaderine razı olmayan, asla pes etmeyen, bizi peşinden sürükleyen alışageldiğimiz bir kahraman. Son olarak yönetmen Dan Trachtenberg’in ilk uzun filminde seyirciye vaktin nasıl geçtiğini unutturan bir tempo tutturarak üstüne düşeni yerine getirdiğini belirtelim. Gerilim sevenler kaçırmasın.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!