CUMHURBAŞKANI Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in bu yılın 7’nci, kasımdan bu yana 3’üncü buluşmasının gerçekleşeceği yarın, masada iki konu olacak.

Öncelik Suriye, ikinci sırada da ABD’nin gerdiği Kudüs sorunu...

Şunu baştan belirteyim, bu görüşme sonrası Suriye konusunda önemli bir gelişmenin yaşanacağı beklentisi Ankara’da yüksek.

Birçok çözümü bir arada sağlayacak çözümün odak noktası ise Afrin...

Konunun etkin isminin aktardığına göre Rusya’nın kontrolü, Şam yönetiminin girişimiyle Afrin bölgesinde yeni bir adım atılacak.

KIRMIZIYA DÖNÜŞÜR

Çözümü anlatırken daha iyi anlaşılabilmesi için renklerden yola çıkmayı tercih etti.

Şöyle ki...

Suriye iç savaşı başladığı günden bu yana Rusya-İran-Şam güçlerinin hâkim olduğu alanlar haritada kırmızıyla gösterildi.

PYD/YPG/PKK’nın hâkimiyetindeki yerler sarıya, DEAŞ’ın siyaha, İslami tandanslı örgütlerinki de yeşile boyandı.

Türkiye’nin desteğinde olan ÖSO ise gri renkle tanımlandı.

Aktardığına göre Afrin bir gecede sarı renkten kırmızıya dönecek.

İddiasını da “Bir gece ansızın gidebilirler; PYD/PKK silahlı güçleri pılısını pırtısını toplanıp gitmiş, sadece yerel halk kalmış olabilir” cümlesiyle pekiştirdi.

Buna göre, Afrin bölgesinde PYD’nin tek nefes alabildiği alan Şam yönetiminin de hâkim olduğu Halep bölgesi.

Kobani ve Cezire bölgelerine geçişlerini de Şam’ın izin verdiği oranda bu bölgeden yapabiliyor.

Yolun kapanması halinde ihtiyacını karşılayacak başka bir çıkışı yok..

Rusya’nın da katkısıyla Şam yönetimi, PYD’ye Afrin bölgesini hâkimiyetine almak istediğini iletecek; yerel yöneticisini atayacak.

Böylece Afrin, Şam yönetiminin atadığı kişi tarafından yönetilecek.

“ABD bu işe ne der?” dedim, Rusya’nın girişimlerinden söz etti, gelişmelerin iyi gittiğini belirtmekle yetindi.

“Bu adım Ankara ile Şam arasını da yumuşatır” demekle yetindi...

İKİ DEVLET

Kudüs konusuna gelirsek...

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Viyana’da AGİT toplantısı sırasında ABD Dışişleri Bakanı Tillerson ile yaptığı görüşme sonrası Washington’un Kudüs planını sergileyen şu cümleyi kurdu:

“Tillerson, İsrail-Filistin krizini tek hamlede çözecek ‘yüzyılın anlaşmasına’ imza atmak istediklerini söyledi. Bu anlaşmanın nasıl bir anlaşma olduğunu öğrenmek istiyoruz...”

Anlaşılan o ki ABD, İsrail’e Filistin ile anlaşma konusunda baskı yapacak.

Rusya da benzer tutumunu aylar önce “Doğu Kudüs Filistin Devleti’ne başkent olacaksa, Batı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımaya hazırız” açıklamasında bulunmuştu.

Göründüğü kadarıyla bu yönde kapı aralandı.

Ancak olmazsa, birlikte hareket ettiği Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni boşa düşürecek, damadının bizzat ilgilendiği barış sürecini zora sokacak, dağınık Arap dünyasını da kendine karşı birleştirdiğiyle kalacak.

O elçilik de arazi bulma, güvenli bölgede yer arama gibi nedenlerle hiçbir zaman taşınmayacak.

ABD ortamı gerdiğiyle kalacak; uzun uğraşlar sonucu barışın sağlanması konusundaki emekler de boşa gidecek.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!