Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

AK PARTİ’den ayrılanların kurduğu DEVA ve Gelecek partilerinin tek çatı altında birleşmesi söz konusu olabilir mi?

Veya bu öneriyi getirenler hangi gerekçeleri öne sürdü, iki lider onlara ne yanıt verdi?

Baştan belirteyim, bu konu dünden bugüne olmuş bir durum değil…

Yaklaşık 3 ay kadar önce her iki partiye de yakınlığı ile bilinen, geçmişte AK Parti kadroları içinde yer alan, sonrasında danışmanlık ve strateji şirketi kuran bir grup yaptıkları kamuoyu anketinin sonuçlarını her iki lidere de sunmuş.

Bunu yaparken, hem partileri ayrı ayrı hem de iki partinin geldiği son noktanın kamuoyu algısındaki durumunu ve bu kapsamda yaptıkları değerlendirmeyi iki lidere ayrı sunmuş.

Her ikisine de aynı cümle söylenmiş:

“Siz AK Parti’den oy ve kadroların gelmesini bekliyorsunuz; sizin oyunuz en fazla %2,5, oradaki %35’i bırakıp size niye gelsin?”

Yaptıkları anket sonuçlarının iki parti bir arada hareket etmesi halinde sonuç getireceğine işaret ettiğinin de altını çizmiş.

Sağ seçmenin 20 yıl önceki davranışı sergilemediğini de belirtip, “Güç merkezini oluşturmanın yolu iki partinin ayrı durmasıyla olmuyor” tespitini aktarmış.

NEDEN AYRILDINIZ DEMİYOR…

DEVA ve Gelecek partileri liderlerinin aynı konuda, iki ayrı platformda aynı cümleleri kullandığına, dolayısıyla seçmen algısını etkilemede parçalı bir görüntü verdiklerine vurgu yapılmış.

Şu tespitte bulunulmuş:

“Size 1,5 yıldır AK Parti’den neden ayrıldınız diye sorulmuyor; neden birlikte çıkmadığınız soruluyor. Seçmen araştırmamızda bu soruyu sormaya devam ediyor… Size gelmek için ise %2,5 alanda kendisine yer olmadığı endişesine kapılıyor.”

HDP ile ilgili yapılan düzenlemede “eş genel başkanlık” sisteminin de getirildiği anımsatılarak, gerekirse iki liderin tek çatı altında eş genel başkanlık sistemi içinde birlikte hareket edebileceğine vurgu yapılmış.

GÜÇ MERKEZİ OLUŞMALI

İki partinin birleşmesi halinde oy oranının yaratacağı güç merkezi ile çok daha yukarı çıkacağını, ülke barajının %5’e inmesi halinde de herhangi bir sorunu kalmayan parti durumuna geleceklerini belirtmiş.

Bunları aktaranlar, araştırmayı yapan ekibin içinden kişiler olunca isimlerini yazmamamı özellikle rica ettiler.

DAVUTOĞLU VE BABACAN YAKLAŞIMI

Ancak şu kadarını belirtmeliyim ki ağırlıklı bölümü geçmişte Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın yanında bulunmuş, birlikte hareket etmiş, hatta komisyon başkanlığı ve bakanlık danışmanlığı görevlerinde bulunmuş isimler.

Benzer öneriyi Saadet Partisi’ne de götürüp götürmediklerini sordum.

“Saadet ile ilgili bir önerimiz olmadı. Orası kendi içinde yaşam süren bir parti” yanıtını aldım.

Ancak iki partinin bir araya gelmesi sonrası SP’nin de bu yapı içinde önemli bir yere sahip olabileceğinin altını çizdiler.

Peki, iki liderden ne yanıt aldılar?

Dediler ki, “bu görüşmeler bir defaya mahsus olmadı…”

Sonrasında da birkaç kez görüşmelerine devam etmişler.

Davutoğlu, geçmişte birlikte hareket etme önerisini götürdüğünü anımsatmakla yetinmiş, daha ileri bir cümle kurmamış.

Ali Babacan ise kamuoyuna da yaptığı açıklama kapsamı içinde davranmış.

“Bu aşamada diyalog ve istişarenin ötesinde herhangi bir siyasi parti ile bir girişim şeklimiz olamaz” cümlesinden öte gitmemiş.

Parti birleşmesinin böyle bir dönemde zorluğuna işaret etmiş.

Buradan bakınca bugünden yarına böyle bir gelişmenin olacağı sanılmasın.

Ayrıca öneri de her iki partinin yetkili organlarından değil, onlar adına kamuoyu araştırması yapan ve stratejik değerlendirmesini önlerine koyan bir başka ekip tarafından getirilmiş.

Üç ay önce yaşanan gelişmenin bugün hayat bulmasını parti yönetimleri gibi onlar da olanaklı görmüyor…

AK Parti’nin temeli belediye kadrolarında atıldığı ve oradan gelen başarı ile bir noktaya ulaşıldığı geçmişten bu yana partinin her kademesinde dile getirilen bir gerçekti.

Dolayısıyla belediye çalışmaları AK Parti açısından çoğu zaman diğer hizmetlerin önünde gelir, hatta daha fazlasının nasıl yapılabileceğine ilişkin planlamalar yapılırdı.

Kamuoyuna da “AK Parti belediyeciliği” adı altında yeni bir yaklaşım sunulurdu.

AK Parti kulisinde milletvekilleri ile sohbete katılanlar bilir, bir süredir belediyelerin seçmene doğrudan dokunan yerine, tweet ile ulaşan haline geldiğinden yakınılıyordu.

Nitekim bu tespit dün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından hem de kamuoyunun önünde AK Parti belediye başkanlarına dile getirildi.

Erdoğan’ın sözleri uyarı niteliğindeydi…

Benzer uyarıyı geçmişte de dile getirmiş, seçim öncesi bazı belediye başkanlarının görevlerinden ayrılmasına neden olan süreci başlatmıştı.

Benzer bir durum seçim sathına girilmek üzere olunan bu dönemde de gelebilir mi?

AK Parti yönetimi bu kez böyle bir gelişme beklemiyor.

Ancak Erdoğan’ın kapalı oturumda da ciddi şekilde belediye başkanlarını uyardığından söz ediliyor.

Erdoğan bugün sabah da uzun bir sürenin ardından milletvekilleri ile kahvaltıda buluşacak.

Bu yeni yönetimin göreve gelmesinden sonra ilk adım olacak.

Milletvekilleri dün de Genel Başkanvekili Binali Yıldırım başkanlığında gerçekleşen Sağlık Bakanı Koca’nın sunumuna ilişkin toplantıya katıldılar.

Görünen o ki AK Parti dış politika ve hükümet odaklı siyasetini, yavaş yavaş geçmişte olduğu gibi parti odaklı hale döndürüyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00