Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

SON dönem vaka sayıları ile birlikte ölümlerde de ciddi artış oldu.

Bu denli artmasının gerisinde Delta gibi yeni bir varyant var mı?

Okulların yüz yüze eğitime başlayacağı bir dönemde bu denli artışın gerisinde son dönem Dünya Sağlık Örgütü’nün de izlemeye aldığını duyurduğu Mu mutantının bir etkisi var mı?

İki gündür bu konuyla ilgili bilim insanları ile konuşuyorum; Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol da dünkü sohbetimizde vurguladı, şu ana kadar bununla ilgili elde veri yok.

Neden de bu konuda PCR testlerinde bunu gösterecek bir ayrı çalışma olmasından kaynaklı.

DELTA KADAR DEĞİL

Ancak konuştuğum bilim insanlarının sözlerinden yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki, Mu varyantı, Delta gibi korkutucu yanı olan bir virüs değil…

Aktardıklarına göre, nasıl ki Delta, ilk İngiltere’de görülen Alfa varyantının bir ileri haliyse, Mu da Güney Afrika mutantının bir ileri aşaması.

Vuhan’da ortaya çıkan ilk virüsten daha hızlı hareket ediyor ve öldürücülük oranı daha yüksek, ancak ilk belirlemelere bakıldığında Delta Plus’un yarattığı kadar etkili görünmüyor.

Ancak yine de bilimsel veriler olmadığı için kimse kesin konuşmak istemiyor.

ÖNLEM GEVŞEDİ GRİP ARTTI

Durum böyle ise o zaman bu kadar vaka sayısı ve enfeksiyondan ölümlerin artış nedeni ne?

Verilen yanıt aynı…

“Önlemler gevşedi, vaka sayısı arttı ve bu da ölümü getirdi…”

En iyi veri de son dönem nezle-grip vakasındaki artış.

Geçen sene ortada görünmeyen nezle-grip vakaları son dönemde artış gösterdi.

Hastanelerin acil servislerine koronavirüse yakalandığı endişesiyle gidenlerde son dönem influenza vakasına sıklıkla rastlanır olmuş.

Bunun nedenini sordum, istisnasız hepsi aynı noktaya işaret etti:

“Geçen yıl herkes maske ve mesafeye dikkat ediyordu, kafeler, lokantalar ve insanların buluşma mekanları kapalıydı, bu da salgını durdurdu. Bugün bunların açılmasının yanında, maske mesafeye dikkat de edilmiyor. Bu da influenza vakasında artışa yol açıyor…”

HASTANELERİ ZORLAYACAK

Özetle korktukları başlarına geldi.

Çünkü her grip-nezle olan hastaneye koşacak bu da ister istemez acil servislerin, PCR test merkezlerinin dolmasına yol açacak.

Son dönem 330 bin seviyesine çıkan PCR test sayısındaki sınırı da daha da zorlayacak.

Peki aşılar bunun için yeterli değil mi?

Şu ana kadar Türkiye’de yapılan aşıların hemen hepsi mevcut varyantları karşılamaya yeterli.

Birkaç gün önce gerçekleştirdiğimiz yayında da hem Prof. Dr. Mehmet Ceyhan hem de Prof. Dr. Serap Yavuz Şimşek etki güçlerini ayrı tutmak kaydıyla koruyuculukları konusundaki ortak fikirlerini dile getirdi.

Nitekim dünkü yayınımızda Prof. Dr. Davutoğlu Şenol da aynı görüşü dile getirdi.

AŞILILAR NEDEN HASTALANIYOR?

Bu durumda şunu sordum.

O zaman neden aşılılar da hastalanıyor?

Prof. Dr. Şenol bunu çok iyi açıkladı…

Aşıların koruma oranı çok yüksek ama yine de %95-98 bandında kalıyor.

Yani aşı olanların %2’sinde hastalıktan tam koruma sağlamıyor; buna yol açan da alt grup hastalığı olması, ümmin sisteminin kötü olması gibi nedenler.

Önceki günkü vaka sayısından yola çıkınca daha iyi anlaşılıyor.

Toplam 23 bin 946 vakaya rastlanmış; bunun yüzde ikisini alırsanız 479’unun bu kapsama girdiği görülür.

Dolayısıyla aşı korumuyor safsatası yapanların bunu görmesi gerekir.

Geriye kalan 23 bin 467 vakanın aşısızlar olduğunu görmek gerekir.

Pireyi, deveyle eş tutmanın anlamı yoktur.

Bu arada Sinovac aşısının koruma sağlamadığına yönelik iddialar da gerçek değil.

Evet koruma eşiği düşük, ama hiç korumuyor demek de doğru değil.

SİNOVAC İÇİN YENİ KANIT

Bunun yeni bir kanıtı The New England Journal Of Medicine’de dün çıkan makale.

Türkiye ile birlikte Şili’de uygulanan inaktif aşının etkinliği üzerinde durulmuş.

Brezilya’da ortaya çıkan Gama ile Hindistan’da ortaya çıkan Delta varyantlarına karşı etkinliğine bakılmış.

Sinovac %72.9 oranında tam koruma sağlamış; %89.2 oranında hastaneye yatışı, %91,6 oranında da ağır hasta olmayı engellemiş.

Bundan veriler baz alınıp 24 bin vaka sayısı üzerinden yorumlandığında, anlaşılır ki 2 bin kişiyi aşı olsa da etkiliyor demektir.

Geri kalan 22 bin kişi de aşısız olduğu için etkilenmiştir.

Umarım aşı olmayanlar veya ticaret yapacağım diye insanların aklını çelmeye çalışanlar bu verileri iyi okur…

YAKIN geçmişte benzer karar İstanbul için de alınmıştı.

Ankara için önceki gün alınan karara benzer şekilde, yabancı uyruklu kişilerin geçici koruma kaydı kapatılmıştı.

Peki, ne oldu?

Kısa süre sonra giden geri geldi…

Çünkü Anadolu’nun ücra bir köşesinde onları tutmanızın olanağı yok.

Mülteciler üzerine yıllarını vermiş, IGAM Başkanı Metin Çorabatır iki örnekle anlattı.

Büyük kentlerin birinde bir mülteci gelip iş yeri kurmuş; iş yeri derken bakkaldan da küçük dükkan.

İçinde sattığı da çay, şeker, meşrubat, sigara…

Bu kişi yakalanıp, Anadolu’nun Doğu illerinden birine yollanmış.

Öncelikle dükkânı kapatıldığı, içindeki mallarına el konulduğu için ıstırap çekmeye başlamış.

Çünkü içindeki malı sattıkça ödeyeceği şekilde alıp içine koymuş; dükkan kapanıp mallara da el konulduğu için ona satan da güç duruma düşmüş.

Burada da kalmamış, gittiği ilde ciddi tepkiyle karşılaşmış.

ENTEGRASYON POLİTİKASI

Kayıtlı olduğu yer küçük bir il olduğu için kendisine gelir yaratıp, yaşamını süreceği iş kurma olanağına kavuşamamış…

Aç kalınca soluğu yine büyükşehirde almış.

Yine dükkan açmış, yine yakalanmış, yine gönderilmiş, yine dönüp gelmiş.

Bu döngünün durdurulmasının olanağı yok…

Çorabatır’ın, durumu özetleyen şu cümlesi her şeyi anlatmaya yeter:

“Türkiye’nin mülteciler için bir entegrasyon politikası yok; durum böyle olunca mülteci kendisi yaşama entegre olmaya çalışıyor…”

Sonrası malum; atasözündeki gibi, “dön baba dönelim…”

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00