Vatikan’da birşeyler oluyor, hattâ tuhaf denebilecek işler oluyor ve kilise neredeyse iki bin seneden buyana kimsenin gözünün yaşına bakmadan titizlikle uyguladığı en katı kurallarda yumuşamaya gidiyor.

Bunun son ve belki de en şaşırtıcı örneği, Papa Fransuva’nın dün kürtaj konusunda yaptığı açıklama oldu ve Papa, kürtaj yaptıran kadınların pişmanlık hissetmeleri hâlinde affedilebileceklerini söyledi!

“Af” derken hukukî değil, dinî affı kastediyorum. Katolik doktrin, kürtajı en büyük günahlardan biri kabul ediyor, günah çıkarmaya giden kadınlar papaza kürtaj yaptırdıklarını itiraf ettikleri takdirde hapı yutuyorlar! Papaz şöyle cins bir adam çıktığı takdirde günahı affetmesini bir tarafa bırakın; işi hem kadının, hem de kürtajı yapan doktorun aforozuna kadar götürebiliyor.

Ama çocuk aldıran hatun kilisenin tepesindekilerden birine ulaşıp derdini anlatma imkânı bulup da kardinalleri iknaya muvaffak olursa yahut o çevrelerle tanışıklığı ve yakınlığı varsa, mesele kalmıyor. Kilisenin büyükleri kürtajın mecburiyet karşısında ve hayatî bir sebeple yapıldığına inandıkları takdirde günahı bağışlıyorlar ve kürtaj yaptıran kadın, hayatına büyük arınmış, pir ü pak olmuş şekilde devam edebiliyor.

Hani eskiden “Mâlûm iş gecekonduda yapılırsa ‘fuhuş’ ama beş yıldızlı bilmemne otelinde yapıldığı takdirde ‘aşk’ olur” derlerdi ya, işte öyle!

 

SADECE ON BİR BUÇUK AY!

Papa, dün kürtaj yasağına yumuşama getirdi, “Kadınların çektikleri acıları ve hissettiklerini anladığını” söyledi, sonra da papazların kürtaj yaptıklarını itiraf eden kadınları affetmelerini istedi.

Ama af öyle ilânihaye devam edecek değil, Papa affa sınır getirdi: Bu senenin 8 Aralık’ı ile 2016’nın 26 Kasım’ına kadar!

Şaka falan yapmıyorum, hakikaten öyle; kilisenin kürtaj affı 8 Aralık 2015’te başlayıp 26 Kasım 2016’da nihayete eriyor! Zira bu tarihler Papa’nın daha önce ilân ettiği “kutsal yıl”ın başlangıç ve bitiş günlerini teşkil ediyor ve kilise kutsal yılın şerefine bağışlayıcılığının nihayetsizliğini gösterme fırsatını bulmuş oluyor.

Vatikan’ın sözcüleri ve Katolik âlimler, dün akşama kadar Papa’nın yumuşamasını yorumlamaya çalıştılar. Kürtajın hâlâ “büyük günah” sayıldığını, kürtaj yasağının kalkmasının sözkonusu olmadığını söylediler ve af kararının “acı çekenlerin ıstırabının anlaşılması mânâsına geldiği” yahut “Papa’nın Allah’ın inayeti ile kalpler arasında bir geçiş sağlayıp Rab ile uzlaşma sağlamak istediği” gibisinden tumturaklı sözler ettiler.

Dün, Papa’nın af talimatının açıklanmasından sonra merak ettim, yabancı basının bu konudaki haberlerine yazılan yorumlardan bazılarını gözden geçirmeye çalıştım ve çok eğlendim.

Hristiyan okuyuculardan bazıları merakla, bazıları da şaka niyetine “Af neden sadece 50 hafta için geçerli?” diye soruyorlar; Katolik olmayan Hristiyanlar ise kararın Vatikan’ın yeni bir tavizi olduğunu söylüyorlardı...

 

VEBÂLİ KİMİN BOYNUNDA?

Birkaç ay önce yazmıştım: Birleşik Amerika’nın eski dışişleri bakanlarından Madeleine Albright’ın Washington’da kurduğu ve bugün dünyanın en saygın araştırma kuruluşlarından olan PEW’in, dinlerin geleceği konusunda yaptığı araştırma, çarpıcı neticeler vermişti. Hristiyanlık ile Müslümanlık arasında şu anda Hristiyanlık’ın lehine olan fark 2050’de azalacak, Müslümanlık dünyanın ikinci yaygın dini olacak ama kiliseyi terkedenler bir başka yola gireceklerdi: Dinsizliğe ve inançsızlığa!

Ateistlik Batı dünyasında özellikle de son senelerde böyle almış başını giderken, meselâ Katolikler’in genel nüfusa oranı bir zamanlar doktrinin kalelerinden olan Fransa’da bile otuz sene öncesine göre neredeyse yarı yarıya azalmışken kilise kürtaj konusunda bile taviz vermeyip de ne yapsın?

Papazlar çocuk aldıranların günahını önümüzdeki Kasım’dan itibaren on bir buçuk ay boyunca affedecekler ama Kilise, özellikle de Enkizisyon tarafından kürtaj yaptırdıkları için asırlarca canları alınan ve sayılarını kimselerin bilmediği kadınların katlinin vebali kimin üzerinde kalacak?

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!