Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bir kere şunu peşin peşin yazayım... Halep’te yaşananlara sessiz kalan her insan, zulümden, zalimden yanadır ve yaşanan tüm bu trajediye bir kılıf uydurma çabasına girişen de alçaktır! Masum, bir lokma çocukların işkenceye maruz bırakıldığı, insanların kurşuna dizilip katledildiği Halep, tarihe geçen başka bir utanç sayfasıdır. Bu sayfa nedeniyle birileri eninde sonunda hesap verecektir, bundan hiç şüphem yok. Ama bu sayfaya yeni sayfalar eklenmemesi için dünyanın topyekûn ayağa kalkması ve yaşanan trajediye “Dur” demesinin zamanıdır.

        Aylardır bu trajediye sessiz kalan Birleşmiş Milletler, dün nihayet bir açıklama yaptı. İnsan Hakları Yüksek Komiseri Rupert Colville, Halep’in doğusuna geçen Esad rejimine bağlı güçlerin, evlere girerek içerideki insanları öldürdüğüne ve 11’i kadın, 13’ü çocuk en az 82 sivilin hayatını kaybettiğine dair bilgiler aldıklarını anlattı.

        Bildiğiniz gibi Halep’teki muhalif silahlı gruplar, geçen hafta 5 günlük acil insani ateşkes ilan edilmesini ve tedavi gerektiren hastaların BM gözetiminde tahliye edilmesini, kentten ayrılmak isteyen sivillerin göçüne izin verilmesini talep etmişti. Bu talep üzerine Rusya devreye girmiş ve geçen cuma sivillerin tahliyesi amacıyla rejimin saldırılara ara vereceğini açıklamıştı.

        Ancak Rusya’nın bu açıklamasına rağmen Esad rejimi ve İran’a bağlı milisler, 4.5 aydır kuşatma altında tuttukları Halep’in doğusundaki sivillerin tahliyesine izin vermediler. Ortadoğu haber kaynaklarına göre Halep’te Esad rejimi ve İran’ın kontrolündeki milisler, 15 Kasım’dan bu yana havadan ve karadan vurarak 991 sivili öldürdü, binlercesini yaraladı.

        Ezcümle, Halep’te korkunç bir insanlık dramı yaşanıyor. Ve işin en berbat tarafı, siz deyin “üst akıl”, ben diyeyim “dış mihraklar” burnumuzun dibinde yaşanan bu katliamı fırsat bilip Türkiye’ye başka bir fitne tohumu ekmek için kollarını sıvıyor. Daha 3 gün önce kahpece katledilen kardeşlerimizin acısı dinmeden başka bir fay hattımıza saldırmaya başlayan bu alçakların ise taşeronluğunu yine bizden dediğimiz insanlar yapıyor.

        Halep’te yaşananların gerekçesinin, Şii mezhebinin Sünni mezhebini yok etmeye dönük bir girişimi olduğundan hareketle, Anadolu’da, bu topraklarda yaşayan Alevilere öfke kusanlar, mürekkebi bol yaladığı için toplumda kabul görenler arasından çıkıyor. Mesela bunlardan biriyle dün tanıştı Türkiye!

        Bir akademisyen, dün sosyal medyada akla ziyan ifadeler kullandı. Burada onun ismini yazmıyorum, zira ünlenme çabasına katkı sunmak istemiyorum. Yazdıklarıyla açık açık kışkırtıcılık yapan bu şahsın niyetinin kesinlikle halis olmadığı, amacının bu topraklarda huzur istemeyen birilerine hizmet olduğu aşikâr. O nedenle tüm Türkiye Cumhuriyeti savcılarını göreve davet ediyorum.

        Ve bu ülkenin yönetimindeki tüm devlet adamlarını da Anadolu topraklarını birbirine katma niyetinden başka bir niyeti olmayan bu ne idüğü belirsiz akademisyen bozuntusunun söylediklerine tepki vermeye davet ediyorum.

        Lütfen...

        Babıali’den medyaya Emeç Ailesi’nin asırlık hikâyesi...

        Manşetleriyle Türkiye’yi sarsan, heyecanlandıran, umutlandıran Emeç Ailesi’nin kaderi kitaba döküldü. Türk siyasi tarihindeki çalkantılarla birlikte yazılan kitabın adı: “Manşetlerin Yalısının Kızı!”

        İdamlar, hapisler, sansürler ve politik ayak oyunları ile Emeç yalısına komşu olan anlı şanlı politikacıların, gazetecilerin, bürokratlar ve sanatçıların kâh şaşkınlık veren kâh kahreden hayatlarına tanıklık ederek yetişen ailenin en küçük kızı Leyla Tavşanoğlu anlattı, Esra Tüzün de kaleme aldı.

        Ben bir çırpıda okudum kitabı. Türk basın tarihinin en hazin suikastlarından birine kurban da veren Emeç Ailesi’ni anlatan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Önemli bir belge niteliği taşıyan bu kitap, bugün “medya”ya dönüşen Babıali’nin arka odalarında, o eski dönemlerde yaşanan gerçeklere ışık tutuyor çünkü.

        Diğer Yazılar