Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Son yerel seçim öncesi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olan Mansur Yavaş hakkında yapılan haberleri herhalde hepiniz hatırlıyorsunuzdur.

İktidara yakın medya seçime az bir zaman kala Necmettin Kesgin adında bir adamın Mansur Yavaş hakkında ortaya attığı iddiaları neredeyse 7/24 gündemde tuttu.

Çocuk pornosu bulundurmaktan mahkum olmuş Kesgin’in suçlamalarını kamuoyuyla paylaşırken Kesgin’i; “saygın işadamı” olarak lanse etti.

Tamamen Yavaş’ın seçimi kaybetmesine yönelik olduğu daha o günlerde ayan beyan belli olan bu algı çalışması ise ters tepti ve Yavaş Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığını yüzde 50.93 oy oranı ile kazanarak Ankara’nın yeni başkanı oldu.

Neyse…

Başkan adaylığı sürecinde sahte senet ve görevi kötüye kullanma suçlaması ile karşı karşıya kalan Mansur Yavaş hakkında açılan davanın karar duruşması dün sonuçlandı.

Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada Yavaş’la ilgili suçlamanın gerçekle ilgisi olmadığı ortaya çıktı ve mahkeme Mansur Yavaş hakkında beraat kararı verdi.

Suçlamayı yapan ve iktidar medyasının “saygın bir iş insanı” olarak lanse ettiği Necmettin Kesgin ise hakkındaki suçlamalar nedeniyle 6.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Arazi olduğu için hakkında yakalama kararı çıkarıldı Necmettin Kesgin hakkında.

Dün bu haber gündeme bomba gibi düştü tabii…

Muhalefete yakın medya kuruluşları da Habertürk gibi tarafsız ve bağımsız olan tüm medya kuruluşları da Yavaş’ın beraat kararı haberini son dakika olarak geçti.

Sosyal medyada günün en çok konuşulan listesinin tepesindeydi.

Ancak…

Seçim öncesi hemen her gün gerek gazetelerinde, internet haber portallarında, gerekse televizyon ekranlarında, köşe yazılarında Mansur Yavaş hakkında tamamı bugün yalan olduğu yargı tarafından tescillenen haberleri gündemlerinden düşürmeyen iktidar medyası bu haberi tek bir kelime ile dahi görmedi.

Kimse onlardan bir mertlik yapıp; “Kusura bakma Mansur Yavaş! Seçim atmosferiydi ve biz de bu atmosferde gafil avlandık ve yalancı, şantajcı, ahlaksız bir adamın peşine takılıp saçma sapan iddialarını haberleştirdik, yorumlar, analizler döşenip üzerinde tepindik! Özür dileriz senden de, tüm Türkiye kamuoyundan da!” demesini beklemiyor elbette.

Ama gazetecilik mesleğinin namusu, onuru, şerefi adına…

İki satırla da olsa Yüce Türk Yargısı’nın bu kararını kendi okurlarına, takipçilerine, izleyicilerine duyurmasını bekliyor.

Haksız mıyım?

Doğu Akdeniz’de sismik araştırmalar yapan Oruç Reis geçen Pazar günü Antalya’ya geri döndü.

Bu dönüş üzerine muhalefetin bir kesimi ise adeta tef çalmaya başladı.

Neredeyse zil takıp oynayacak bu kesim parmakları nanik işaret yapar vaziyette; “Hani Navtex ilan etmiştik! Hani Oruç Reis bir ay daha dolanacaktı Doğu Akdeniz sularında! N’olduuu? Şiştiniz mii?” mealinde saçma sapan yorumlar yapmaya başladı.

Dün gazetecilere; “Bizim Miçotakis ile görüşme yapma konusunda sıkıntı yok. Ne görüşeceğiz aslolan budur. Meis'te yaptıklarını dayatma olarak yaparlarsa bunun anlamı yok. Oruç Reis'i limana çektiysek bir anlamı var. Bu anlamlı bir yaklaşımdır. Diplomasiye imkan verelim!” açıklaması yapınca Cumhurbaşkanı Erdoğan…

Baktım ki sosyal medyada aynı güruh tefleri yine ellerinde “Vur patlasın çal oynasın” vaziyetini almışlar...

İlk gün de çok sinirlenmiştim bu vaziyeti alanlara.

Dün yine çok sinirlendim.

Çünkü bu mesele üzerinden siyaset devşirilmeye kalkışılmasını kabul edemiyorum.

Çünkü Doğu Akdeniz stratejisi AK Parti’nin ya da Erdoğan’ın bir stratejisi değil!

Bu strateji Türkiye Cumhuriyeti’nin, devletin bir stratejisidir.

Ve çok ince bir iştir.

Ayrıca Oruç Reis de Erdoğan’ın babasının gemisi filan değil, bu devletindir.

Bizimdir yani.

Hepimizin!

Devlet dün stratejik olarak Oruç Reis’in Doğu Akdeniz sularında araştırma yapmasına karar vermiştir.

Bugün de diplomasiyi çalıştırmak adına dönmesine!

Bugün ‘teknik sebepler’ falan diyerek geri çağırmıştır…

Yarın; “aksaklıklar giderildi” deyip yeniden yola çıkmasına karar verebilir.

Mutlaka bir bildiği vardır.

Neyse ne yani…

Sonuçta her ne oluyorsa Doğu Akdeniz ile ilgili oluyordur ve vatanını seven, yürekten bağlı bireyler olarak bizlerin alacağı tavır da sorgulamadan, irdelemeden koşulsuz bir biçimde devletin yanında olmaktır.

NOKTA!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00