Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Allah razı olsun adamdan…

Vallahi ben bir yurttaş olarak kendisine teşekkür ediyorum.

Bin defa hem de…

En azından kendi kendini faş etti de memleket olarak bir zamanlar parmakla gösterilen eski adı GATA olan (Artık GATA değil çünkü 2016 yılında askeri hastanelerin tümü Sağlık Bakanlığı'na bağlandı. Ve ondan sonra da Ankara GATA'nın adı Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak değişti) sağlık kuruluşunun kimlerin elinde ve ne halde olduğunu öğrenebildik.sağlık kuruluşunun kimlerin elinde ve ne halde olduğunu öğrenebildik.

Siz de teşekkür edin.

Çünkü Ali Edizer denilen bu şahsiyet egosunu tatmin adına o videoları çekip sosyal medya hesaplarında paylaşmamış olsaydı eskilerde çok müstesna bir hastane olarak bilinen GATA’nın Sağlık Bakanlığı’na devri sonrası neredeyse IŞİD kafasında olan sözüm ona Tıp Hekimi bir adam tarafından yönetildiğini belki hiçbir zaman öğrenemeyecektik.

Hala devam ediyor olacaktı o göreve ve belki o akla ziyan fikirleriyle beraber hastanenin tam tepesine de oturacaktı.

Bu arada kurumun Başhekim Yardımcısı’yla olağanüstü fikir ve görüşleri sebebiyle tanışınca…

Ben de birçok insan gibi sözkonusu hastanenin başhekimine yöneticilerine bakındım...

Merak ettiğim şu…

Sayın Başhekim mesela... Yardımcısı olarak görev yapan Ali Edizer’i tanımıyor muydu?

Yıllardır birlikte mesai yaptığı iş arkadaşının hayata bakış açısının ne olduğundan, bir tıp adamından çok tarikat liderine benzer dış görüntüsünden habersiz miydi?

Rahatsız olmuyor muydu böyle bir yardımcıyla birlikte çalışmaktan?

Sadece Başhekim de değil.

Onu o göreve atayan… O koltuğu ona emanet eden Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca…

Bu adamı bu göreve atarken kimdir nedir bilmiyor muydu?

Çok açık soruyorum kendisine Sayın Koca’nın…

2018 yılında GATA’nın yerine kurulan hastaneye Başhekim Yardımcısı olarak atadığı aşırı görüşlere sahip Ali Edizer… Toplumun genelinde infiale neden olan bu aşırı görüşlerini hasbelkader videolara çekip kamuoyunun gözleri önüne sermemiş olsaydı…

Göreve devam ettirecek miydi?

Medeni Kanuna karşı mücadele verdiğini söyleyen ve erkeklere açık açık ikinci eş hatta isterlerse üçüncü, dördüncü eşin helal olduğu çağrısını yapan bu yoz, yobaz adam o hastanede o pozisyonda olmaya devam edecek miydi?

Ben söyleyeyim…

Edecekti.

Eğer Ali Edizer inandığının, anlayışının propagandasını yapmak amacıyla kendisini böyle ortaya koymasaydı hiç kimse dokunmayacaktı bu adama!

Aile birliğini hedef alan o konuşmaları, diğer çarpık görüşleri toplumda infiale neden olduğu için mecburen dokunuldu ve görevinden alındı.

Peki bundan sonra ne olacak?

Tıp hariç hemen her konuda kendi anlayışına göre yorum yapan, ahkam kesen bu vatandaş bundan sonra hangi koltuğa oturtulacak?

Haddimi aşıyorum belki ama...

Naçizane fikrim bu adamın yeni görev için tarikat merkezine atanmasıdır.

Bence gitsin otursun şeyhinin dizinin dibinde…

Hazretinin ve müritlerinin sağlık kontrollerini yapsın.

Böylelikle hem insanlar ucube düşünceleri olan sözüm ona tıp adamı olan bu tipin hasbelkader de olsa eline düşmekten kurtulmuş hem de tarikatı sağlam bir sağlık danışmanına kavuşmuş olur!

Haksız mıyım?

Daha önce de yazdım üniversitelerin yüz yüze eğitim konusunu.

Dün yine dile getirdim.

Tabii konuya fokuslanınca hem okurlardan hem de konunun muhataplarından açıklamalar, detaylar aktıkça akıyor.

Bir kez daha bu işin sorumlusunun yani üniversitelerin salgın döneminde hangi şekil ve standartlarda eğitim yapacağının nihai kararının YÖK'te (Yüksek Öğretim Kurumu) olmadığını ifade edeyim.

Geçen hafta yazdığım yazıyı okuyanlar meseleye vakıf.

Olmayanlar için de tekrar o yazının linkini koyuyorum.

YÖK eğitim modeli işini tamamen rektörlüklerin kendi kararına bırakmış durumda.

Devlet veya özel fark etmez…

Üniversite yönetimleri pandemi şartlarını oluşturup pekala yüz yüze eğitim de yapabilir.

Ya da hibrit...

Ancak çok enteresan şu ana kadar tek bir üniversite bunu başarabildi ülkede...

Daha doğrusu başlatabildi.

Oda Çankırı’daki Karatekin Üniversitesi.

Birçok üniversite yönetimi çok arzu ettiği halde Karatekin'de olduğu gibi yüz yüze eğitime cesaret edemiyor.

Çünkü tamamı YÖK’ün değil, Sağlık Bakanlığı’nın, Bilim Kurulu’nun tavsiye kararını dikkate alıyor.

AVM’ler, restoranlar, kafeler, pazar yerleri, kapalı eğlence mekanlarında değil de eğitim yuvalarında virüsün daha bulaş olduğu yönünde elde bilimsel bir veri var mı bilmiyorum ama...

Ben şunu görüyorum...

Bu yaklaşım sayesinde bir nesil göz göre göre heba ediliyor.

Dün kabine toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilköğretim 2. 3. 4. ile 8. ve 12. sınıfların da eğitime yüz yüze başlayacağı yönünde verdiği haber çok güzel bir gelişme ama...

Şahsen ben üniversiteler ile ilgili de bizzat Cumhurbaşkanı tarafından benzer bir açıklama yapılması gerektiğine inanıyorum.

Aksi halde rektörler kılını kıpırdatmayacak yüz yüze eğitim için.

O nedenle Çankırı Karatekin Üniversitesi.

Rektörü Hasan Ayrancı’yı kutluyorum.

Büyük cesaret büyük özveri...

Görüştük dün telefonda. İlk gün sonunda neler yaşandığını tek tek anlattı Profesör Ayrancı.

Diğer üniversitelerin rektörlerine model olması ümidiyle Rektör Ayrancı’nın tarafıma ilettiği videoyu paylaşıyorum.

Bu arada öğrendim ki Ayrancı 2 aydan beridir büyük çaba sarfediyormuş yüz yüze eğitim yapılması konusunda.

“Bu noktaya gelene kadar çalmadığım kapı kalmadı Sevilay Hanım” diyor.

Bravo ama sonunda o çabaları karşılık buldu.

Şahane bir modelle yeni eğitim öğretim yılını açtı Karatekin Üniversitesi Rektörlüğü.

Salgın devam ederken kimseye zorunlu olarak yüz yüze eğitimin dayatılamayacağını ancak öğrencinin kendi rızası olması halinde böyle bir sistemi hayata geçirebileceği düşüncesiyle planlamış modelini hoca.

İsteyen öğrenciye yüz yüze, isteyene online eğitim fırsatı veriliyor Karatekin Üniversitesi’nde.

Tabii sınıfta olabilecek öğrenci sayısının sınırı belli.

O sayının aşılmaması bir önkoşul.

Öğrenci yüz yüze eğitim alacağı derse girmek istediğini önceden haber veriyor okul yönetimine.

Onlar da planlamayı ona göre düzenliyor.

Yani şimdi Çankırı Karatekin Üniversitesi’nde isteyen öğrenci sınıfında yüz yüze alabiliyor dersini...

Virüsle ilgili bir risk almak istemeyen ise bilgisayarının başında katılıyor derse.

Ben bayıldım bu yönteme ve bence tüm üniversiteler değilse bile öğrenci sayısı düşük üniversitelerin tamamı aynı modelle eğitime start vermeli!

Bilmiyordum…

Dün bir vesile ile öğrendim ki hemen her kurum kendi personelinin Covid-19 raporunu tutuyormuş.

Mesela YÖK, koronavirüse enfekte olan ya da olma riski taşıyan tüm personelinden haberdar.

Bu arada bir kaynağım 10 gün önceki rakamları fısıldadı kulağıma...

Aynen paylaşıyorum…

Tedavi gören ve risk taşıdığı için karantinada olan akademisyen ve idari personel sayısı toplam: 30.725

Testi pozitif çıkıp tedavi gören akademisyenlerin toplamı: 5461

Covid-19 testi pozitif çıkan ve tedavi gören idari personel toplamı: 9.849

Test olmadığı halde kronik hastalıkları ya da yaşı nedeniyle risk taşıyan grupta olup karantinada olan akademisyenlerin toplamı ise, 5267; idari personel sayısı: 13.015

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!