Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Demişti eskiden Turizm Bakanlığı’nda çalışan bir bürokrat tanıdığım da…

        İnanılır bulmamıştım.

        Adına “tam kapanma” denilen ancak “yarım kapanma” dahi olmadığı bilinen sürecin dördüncü gününe gelindiğinde vaziyetin o eski bürokratın dediğini doğrular nitelikte olduğunu görmeye başladım.

        Neydi peki söylediği?

        Şuydu; “Vaka sayıları yükselişe geçince yaz ayları için yapılan birçok rezervasyon iptal olmaya başladı. Normal tabii böyle olması zira tatil yapacak turist gideceği ülkenin salgın durumuna bakıp öyle karar veriyor. 60 binlerin üzerinde vaka sayısı olan bir ülkeyi tatil için kim tercih eder? Bu sadece Türkiye’ye özel bir durum da değil. Hemen hemen tüm turizm merkezlerine sahip ülkeler için geçerli bir durum. Mesela Hindistan… Bilindiği üzere çok rağbet gören bir ülkedir. Allah aşkına yansıyan görüntülere bakıp da şu anda kim gider Hindistan’a? Sen gider misin mesela? Türkiye için de benzer durum oluşmaya başlamıştı. İptal haberleri üzerine bir de yeni rezervasyonlar alınamaması nedeniyle özellikle güney sahillerindeki otel sahipleri panik olmaya başladı. Vaka sayılarının düşürülmesi bir zorunluluktu yani. O nedenle alındı bu karar. Yani 18 günlük kapanma, esasında Turizm sezonuna hazırlık için. Dış dünyada; 'Türkiye tam kapanmaya girdi' haberlerinin üzerine bir de sonunda DSÖ üzerinden vaka sayılarının düştüğü görülünce amaç hasıl olacak! Turizm canlanacak yeniden!”

        REKLAM

        Elbette ki en büyük gelir kaynaklarımızdan biridir turizm, o nedenle amaç buysa itiraz etmem söz konusu değil.

        Geçen ay Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın açıklamasına göre 2021'de hedef 34 milyon turist ile 23 milyar dolar gelir.

        İyi rakam.

        Ancak o rakama ulaşalım derken esnafın anasından emdiği sütü burnundan getirmek ne kadar adil?

        Turist gelsin tabii…

        Gelmesin demiyoruz da onlar gelecek diye gariban vatandaşa kepengini indirtip, 18 gün boyunca dört duvar arasına mahkum etmenin de bir bedeli olmalı!

        O nedenle, hiç kusura bakılmasın…

        Esnafın; “Mekanı kapatan parasını da öder!” isyanı yerden göğe kadar haklı bir isyandır.

        Ayrıca…

        Gün gibi ortada ki; aşı ile ilgili ciddi sıkıntı yaşanıyor.

        Kaç arkadaşımın ikinci doz randevusunun erteleme aldığına şahidim.

        Merak ediyorum…

        Yoğun bir biçimde aşının yapılamadığı bir gerçeğimiz varken…

        18 günlük bu yarım yamalak, göstermelik kapatmanın sonucunda vaka ve ölüm sayıları nasıl düşecek?

        Düşse bile -aşılanamadığımız için- açılır açılmaz yeniden yükselmeyecek mi?

        Ne yapacağız o zaman?

        “Aman turizmimiz etkilenmesin!” diye eldeki rakamlarla dans mı edeceğiz?

        Not: Ben gömülmüş bir şekilde yukarıda okuduğunuz şu yazıyı yazarken Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy bir açıklama yapmış. Sağ olsun yazıdaki tespitlerimi net bir biçimde doğrularcasına; “17 Mayıs’tan sonra vaka sayıları 5000’in altına düşecek!” demiş. Acaba Sayın Bakan şimdiden rakamlarının belli olduğu 18 günlük kapatma sonucunda gariban esnafın kaçının ayakta kalabileceğini, dönüşte kaçının kepengini kaldırabileceğini de gösterecek bir rakam verebilir mi?

        Diğer Yazılar