Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        "B.k kokusu içinde bir bayram geçirdim" diyeceğim. "Aaa çok ayıp Balçiçek Hanım, size yakışıyor mu?" falan mesajları atacaksınız. Ayıbı mayıbı yok; üstelik, geçirdiğim bayramın, Büyükada'nın sefaletini anlatmanın başka bir yolu yok. Yazayım ki etkili olsun! Pazar pazar, eğer birileri üzerine alınırsa, eğer sorumluları rahatsız edebilirsem ne âlâ...

        Bayramın ikinci günü ikizlerle, müthiş bir İstanbul gününde Bostancı'dan Büyükada vapuruna binmeye kalktık. Kalktık diyorum; çünkü ne hikmetse yılların ada vapuru kalkmış, yerine Mavi Marmara tekneleri gelmiş. Mavi Marmara'lar hep vardı ama artık vapur seferleri de o iskeleden yapılıyor. Neden? Koskoca vapur iskelesi neden boş duruyor, neden güzelim vapurlar adaya kalkmıyor, denizin üzerinde salınmıyor da biz de 300 kişilik tekneye 500 kişi biniyoruz? Neden acaba? Kötü kokular dolaşıyor ortada. Herkesin dilinde aynı komplo teorisi var: "İDO'yu özelleştirecekler... Özelleştirmeden önce işlemez hale getiriyorlar ki, ucuza birilerine versinler..." İnanmak istemem! Böylesine bir hainliğe gerçekten inanamam çünkü... Ama takipçisi olacağım, orası ayrı tabii.

        Mecburen Mavi Marmara'ya binmeye çalıştık. Bir ara vazgeçtim; çünkü "Bunca adam binerse kesin batarız" diye düşündüm. Hadi ben yüzme biliyorum ya 3 yaşındaki ikizler? İkizler ağladı "Dönmeyelim" diye, benim basiretim bağlandı, "Evet" demiş bulundum. Bindik! Binene kadar ikizleri ezmeye çalışan çam yarması insanlardan hiç bahsetmeyeceğim, kavga etmediğim adam kalmadı ortalıkta. Adanın delisi şeklindeyim yani! Manyak anne sendromu, can yeleklerinin yakınına oturdum. Şimdi sıkı durun, onca kalabalık için çocuk can yeleği adedi ne kadar? 5 tane!

        Şaka değil. Zaten 2 tanesini ben gözüme kestirmişim. Allah muhafaza bir kaza olsa, böylesine kolay ve kısa mesafede en fazla ölüm yaşayan 5. dünya ülkesi olarak tarihe geçeriz. Sinir harbi içinde adaya vardık. Pardon varamadık... Kaptan atlamış, önce Heybeliada'ya uğramayı unutmuş, tam yanaşacakken ve demin bahsettiğim bütün kalabalık kapıları doldurmuşken, Heybeli'ye yöneldik. Şaka değil. Millet birbirini yedi tabii, "Buraya kadar geldiysen niye yanaşmadın?" falan diye, kavga gürültüyü hiç anlatmıyorum.

        Büyükada tıklım tıklımdı... Allah bin bereket versin. Esnaf bugünü bekliyor, yüzler gülüyor, ortalık cıvıl cıvıl... İnsanın morali düzeliyor. İkizler koşuştururken, bir çay içip kendime geldim. Çok sürmedi, merak etmeyin... Fayton kuyruklarını görene kadar sürdü mutluluğum... Ben diyeyim 250 kişi, siz deyin 300... Öyle bir başım dönmüş ki sinirden, saat kulesinin dibine oturduk ikizlerle... Benim yakın zamanda bıraktığım sigaraya yeniden başlayasım vardı, ikizler sokak çalgıcısının önünde dans ediyorlardı, üstelik para toplamasına bile yardım ettiler...

        Uzun lafın kısası, bütün bayram ama yine fayton terörüyle geçti... Sırayı bir tarafa koyun, faytoncuların harika davranışlarını, bir küfür yemediğiniz kalışını, acayip paralar almalarını, asla tarifeye uymayışlarını, atların sağlık durumlarını, birkaç kez düşme tehlikesi yaşamamızı falan... Bütün ada b.k kokuyordu... Uzun yürüyüşler yaptık ikizlerle, burnumuzu tutarak adeta. Ada her şeye rağmen güzel. Bize rağmen, faytonlara rağmen. Boş durmadım tabii. Araştırdım. Öğrendiğime göre atların konakladıkları yere Adalar Belediyesi müdahale edemiyormuş. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlıymış orası. Ayrıca faytonlara da Adalar Belediyesi karışamıyormuş, o da İstanbul Büyükşehir'in trafiğine bağlıymış.

        Kadir Topbaş'a sesleniyorum. Lütfen gelip burayı bir görün. Eski bir İstanbullu olarak ve bir İstanbul âşığı olarak ne size ne de belediyenizin yaptığı icraata yakışıyor bu faytonlar. Peki ya Adalar Belediyesi ne yapıyor? Etrafı temiz tutmakla yükümlü. Onu da pek yapmıyor anladığım kadarıyla... Bütçe mi yok, adam mı yok? Yoksa CHP'li belediye diye işlerini zora mı sürüyorlar bilemem...

        Her taraf yaprak, çalı çırpı ve atların dışkılarıyla dolu... Kemal Kılıçdaroğlu'na tavsiyem, buraya adım atmasıdır... AK Parti'den zorla kazandıkları belediyede neler oluyor? (Birde Sedef Adası yeşilliği meselesi var, ona sonra değineceğim.)

        Adalar Belediye Başkanı, akülü arabalar getirip faytonculara, "Size bunlardan verelim" demiş, bir türlü kabul ettirememiş. Kim neyi, niye engelliyor? 280 faytoncu ve seyis, yaklaşık 20 bin ada sakininin, yaz aylarında 2 milyon turistin geleceğini elinde mi tutuyor yani? Onlara başka iş sağlanamıyor mu? Kimseyi mağdur etmeden şu işi bir çözseniz?

        Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Topbaş...

        Ada sevgisini çok iyi bildiğim Sayın Başbakan...

        Büyükada elden gidiyor...

        Haberiniz olsun!

        Diğer Yazılar