Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Geçenlerde Amerikan Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke “Amerika’da emisyon artmıyor, para bastığımızı nereden çıkarıyorsunuz?” dedi. Bernanke bu cümlenin ne derece yanlış olduğunu bilebilecek düzeyde bir bilim adamı ve bir merkez bankacı. Böyle konuştuğuna göre, FED’in uyguladığı para politikasının olumsuzluk yaratmayacağı konusunda insanları ve piyasaları inandırmakta zorlandığı anlaşılıyor.

        Kriz derinleşmeden az önce FED’in bilanço büyüklüğü 800 milyar doların biraz altındaydı. Son açıkladığı politikalar çerçevesinde, FED bilançosunun 3 trilyon dolara yükselmesi bekleniyor. FED’in bilançosu bugünlerde 2.4 trilyon dolar civarında. Bilançosunu üç yılda üç katından fazla artıran bir merkez bankasının para basmıyorum demesi komik. Çünkü, merkez bankacılığında para basmak yalnızca banknot ihraç etmek değil. Merkez bankalarının tüm yükümlülükleri aslında para demektir.

        PARA YALNIZCA EMİSYON DEĞİL

        Emisyon merkez bankalarının piyasaya sürdürdüğü banknotların değeridir. Banknotlar merkez bankalarının yükümlülüklerinden yalnızca bir tanesidir. Merkez bankalarının bankalardan aldıkları mevduatlar da yükümlülüklerinin bir parçasıdır. Bankaların merkez bankalarında tuttuğu tüm serbest mevduatları aslında paradır. İstendiğinde, emisyona dönüştürülebilir. İstendiğinde, harcanabilir.

        Normal bir şirketin yükümlülüklerini artırması borçlanabilme kabiliyeti ve sermayesi ile sınırlıdır. Merkez bankalarının yükümlülüklerini artırması üzerinde ise, varsa yasal kısıtlamalar hariç, hiçbir kısıt yoktur. Merkez bankaları istedikleri kadar yükümlülük yaratıp varlık satın alabilirler. Çünkü, merkez bankaları ulusal parayı basan kuruluşlardır. Piyasaya istedikleri kadar banknot verebilirler, karşılığında devlet bonosu alabilirler. Piyasaya verdikleri banknotların bir bölümü yeniden kendilerine dönebilir ve mevduat olarak bilançolarında kalabilir. Dolayısıyla, emisyonu artırmadığı halde bilançosunu büyüten bir merkez bankasının basmadığını iddia etmek laf cambazlığıdır.

        Bernanke laf cambazlığına başladığına göre, FED’in genişleyici para politikasının olumsuz sonuçları olmayacağına kimseyi inandıramadığı anlaşılıyor. Kaldı ki, Amerika’da emisyon da artıyor. Krizden önce Amerika’da emisyon 700 milyar dolar civarındaydı (bilançosunun yükümlülükler kısmının neredeyse tamamı emisyondan oluşuyordu), bugünlerde ise 1 trilyon dolar civarına geldi (bilançosunun yükümlülükler kısmının üçte birinden daha az).

        TÜRKİYE DENEYİMİ

        Ortalama yüzde 60 enflasyonla boğuştuğumuz 35 yıl boyunca da Türkiye’de Merkez Bankası’nın bilanço büyüklüğüne değil, emisyon rakamına bakılırdı. Emisyon doğru dürüst artmazdı. Ama, bilanço yılda yüzde 60-70 büyürdü. Siyasiler emisyon çok artmadıkça rahat ederlerdi. Emisyonun dönemsel artışlarından da rahatsız olurlardı. Emisyonun doğru dürüst artmadığını gören siyasiler “sıkı tutuyorsunuz” diye Merkez Bankası yönetimine takılırlardı. Onlar da, “tutmasına biz sıkı tutuyoruz da, çeken çok güçlü çekiyor” diye cevap verirlerdi.

        O devirde, döviz borçlanıp, borçlandığı dövizi piyasaya satarak bilanço büyüten Merkez Bankası emisyonu tutabiliyordu, ama devlete verdiği kredilerle bilançosunun büyümesine engel olamıyordu. 2001 yılına kadar Türkiye’de durum buydu. Şimdi Bernanke de çok benzer bir durumda. Bilançoyu büyütüyor, ama kimse parasını istemediği için emisyonu aynı paralelde büyümüyor.

        Diğer Yazılar