Şiirden hapis yatanların ülkesi!
Başbakan Tayyip Erdoğan, okuduğu şiir yüzünden hapse düşünce, kim ne dedi, ne demedi hatırlamıyorum.
Pek çok aydının bu cezaya itiraz ettiğini biliyorum sadece.
Başbakan Erdoğan, o gün Ziya Gökalp’in Asker Duası’nın orduyu öven ilk ve sonuncu kıtalarını okumamış ve “minareler süngü/ kubbeler miğfer/ camiler kışlamız/ müminler asker” demişti. Ve sonra eklemişti: “Göğsümü gere gere söylüyorum, benim referansım İslam’dır.”
O gün savcılık makamı için Erdoğan bölücüydü, ülke düşmanıydı...
*
Savcılar, yargılamayı yapanlar, cezayı onayan (Yargıtay) üst mahkeme üyeleri açısından Erdoğan şiir okuduğu için değil, “Halkı, dini argümanlar kullanarak kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçundan cezalandırıldı. (Erdoğan’ın yargılandığı TCK’nın 312/2’nci maddesi sonra kaldırıldı.)
Ama Erdoğan, toplum açısından bölücü olarak görülmedi. Şiir okuduğu için hapis yatan bir siyasetçi olarak akıllara yer etti. Düşüncesini beğenmeyenler bile onu demokrasi adına savundu.
*
Geçmişi hatırlatıyorum.
Çünkü bugün Ahmet Şık’ın yazdığı “İmamın Ordusu” başlıklı (basılmamış ve basılamayacak) kitap için kullanılan “Yasadışı örgüte moral ve destek amaçlanmıştır. Örgütsel bir dokümandır” sözü, Erdoğan’ı geçmişte suçlamak için kullanılan laflardan farklı değildir benim için...
Bir kitap var. Basılmamış. Hazırlık aşamasın da. Ba sıl ma sı ya sak la nı yor. Ba sıl ma mış halini elinde bulunduranlar, savcılığa göre bir terör örgütüne yataklık etmekle suçlanıyor. Basılmamış kopyalar toplanıyor.
*
Dün şiirden korkmakla suçlanan iktidarları sandıkta yenerek iktidar olanlar, ne zaman kitaptan korkar hale geldi?
Dün şiir okuduğu için hapishaneye düşenler, bugün basılmamış bir kitapla ilgili yaşananları görmezlikten mi gelecek?
Dün şiir yüzünden Erdoğan’ın hapishaneye atılmasının suçunu o dönemin siyasi iktidarına yapıştıranlar, bugün “Yargıya müdahale etmemizi istemeyin” diyerek konuyu geçiştirecek mi? “Basılmamış bir kitabın nüshasını elinde bulunduranlar yasadışı bir örgüte yataklık yapmış olacak” diyen savcılık makamına, “bir şiir yüzünden hapis yatan” Başbakan Erdoğan’ın en azından “Bu işte bir yanlışlık var” demesini beklemek saflık mı?
Dün “Özgürlükleri savunamadınız, bireyin istediğini söyleme özgürlüğünü tanımadınız” diyenlerin iktidar olduğu dönemde baskıcı rejimlerde görülebilecek uygulamalara imza atılıyor olması, size de garip gelmiyor mu?
Dün şiir okuma özgürlüğünün kullanılamadığından yola çıkarak demokrasi tarifi yapanların, bugün basılmamış kitabın yasaklanmasını demokrasiyle bağdaştıramayanlara “sert” çıkması mantıklı mı?
“Bekleyin sonu nereye çıkacak” demekten öte söylenecek laf kalmadı mı?
*
Nihayetinde Ahmet Şık’ın yayınlanmamış kitabının nüshalarının toplatıldığı ve bu nüshaların yasadışı tehlikeli madde (silah, bomba gibi) sayıldığı bir ülkede yaşamaktan utanmak aşırı bir tepki mi? Dünyaya, bu olan biteni, şiir okuduğu için hapis yatan bir Başbakan’ın ülkesinde geçtiğini anlatabilecek biri var mı aranızda?