Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yeni bir dönemin başındayız. 2008 yılında küresel düzeyde yaşanan kriz, ekonomik dengeleri değiştirdi. Gelişmiş ülkeler orta-uzun dönemdeki büyüme eğilimlerinin oldukça altında bir performans göstermeye başladılar. Gelişmekte olan ülkeler ise 2008 krizini göreli olarak çabuk atlattı. Gelişmiş ekonomilerde uygulamaya konan parasal genişleme politikası belki de kendilerinden çok gelişmekte olan ekonomilere yaradı.

        Sonuçlan itibarıyla 2008 krizi bitmiş değil. Krizin Avrupa'da kalıcı etkileri oldu. Japonya ekonomisinin toparlanması daha da fazla zaman aldı. Amerika'da orta-uzun dönemli işsizlik oranı arttı. Tüm gelişmiş ülkelerde finans piyasaları (özellikle bankacılık) henüz kendilerinden beklenen işlevleri tam olarak yerine getiremiyor. Para politikasında "aktarım mekanizması" hâlâ hastalıklı. Aktarım mekanizmasındaki hastalık, bunca parasal genişlemeye rağmen enflasyon yaratılamaması anlamına geliyor.

        AKTARIM MEKANİZMASI İYİLEŞTİKÇE

        Avrupa ve Japonya da durum Amerika dan farklı. Arzu edilse de, Avrupa ve Japonya'da enflasyonun yükselme şansı en azından şimdilik yok. Merkez bankaları da aynı şeyi söylüyor. Buna karşılık, Amerika'da genişlemeci para politikasının enflasyonist etkileri konuşulmaya başlandı. Amerikan Merkez Bankası'nın (FED) tahminlerine göre, bugünkü eğilimler devam ettiği takdirde, yıllık enflasyonun yüzde 2'yi aşma olasılığı oldukça fazla. Reel ekonomi de canlanma işaretleri veriyor. Dolayısıyla, para politikasında "aktarım mekanizması" Amerika'da düzelme yolunda. Düzelen aktarım mekanizması parasal genişlemenin boyutlarının daraltılmasını gerektiriyor. İki ay önce FED Başkanı'nın parasal genişlemeyi önce yavaşlatıp sonra durdurabileceklerini açıklaması bu gelişmeden kaynaklanıyor. FED bu konumunu değiştirmiş değil.

        2008 yılı sonrasında gelişmiş ülkelerdeki parasal genişleme nasıl gelişmekte olan ekonomilere yaramışsa, şimdi de parasal genişlemenin sonuna gelindiği izlenimi gelişmekte olan ekonomiler için olumlu olmuyor. Mayıs ayı sonundan bu yana yaşanan piyasa çalkantıları, biz dahil, tüm gelişmekte olan ekonomileri hırpaladı. Bundan sonra da hırpalayacak gibi görünüyor.

        ÖNEMLİ VERİLER

        Bundan sonra dikkat edilmesi gereken veri, 10 yıl vadeli Amerikan Hazine bonolarının ikinci piyasadaki getirisi. Daha geçen sonbahar aylarında bu bonoların yıllık faizi yüzde 1.5'e kadar düşmüştü. Piyasa çalkantılarının derinleştiği haftada aynı bonoların faizi yıllık yüzde 2.6'yı aşmıştı. Bugünlerde yıllık yüzde 2.5 civarında salınıyor. Bu düzey yüksek. Yüksek kaldığı sürece gelişmekte olan ülkelerdeki faizlere de yukarı yönde baskı yapacak. Parasal genişlemenin sonuna gelindiği izlenimi güçlendikçe, Amerika da faizlerin daha da artması kaçınılmaz. Amerika'da faizler arttıkça kısa dönemde uluslararası sermaye akımlarında yönün değişmesi de çok şaşırtıcı değil. Amerikan ekonomisine yönelik gelecek olumlu her veri parasal genişlemenin sonuna daha da yaklaşıldığı anlamına gelir. Dolayısıyla, kısa dönemde Amerika'dan gelecek olumlu veriler bizim için iyi olmayabilir. Buna karşılık, olumsuz veriler (genellikle olumlu verilerle karışık olacaktır) parasal genişlemenin sonuna henüz gelinmediği izlenimini güçlendirici rol oynayacak. Türkiye'de dolar kurunun düzeyi önemli hale geldi. Dolar kurunun 1.90'ı aşmış olması enflasyon görünümü ve iç talep büyümesi açısından olumlu olmadı. Dolar kurunun 2.00 ı aşması yeni bir eşiğin aşılması anlamına gelip enflasyon görüntüsünü daha da bozabilir. Faizlerin artması şaşırtıcı değil. Merkez Bankası'nın faiz koridorunu genişletmesi pratik olarak bir şeyi değiştirmez, ama Türk Lirası'nı müdafaa etmek adına Merkez Bankası'nın faizleri yükseltmekten çekinmeyeceği mesajını içerir. Döviz kuru beklentilerinin idaresi açısından bu da olumlu bir gelişme.

        Diğer Yazılar