Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan bence konuyu biraz daha açsaydı tadından yenmez bir tartışmamız olacaktı. Yine emir-komuta zincirinde bulunanlar ile gönüllü düzeltmenler, "Şunu demek istiyor, bunu demek istiyor'' diyebilecekler!

        Ben anladığımı söyleyeyim: Erdoğan, öğrencilerin kadın-erkek aynı evde kalmasını ahlak dışı olarak görüyor. Ya da yumuşatalım: Bunu doğru bulmuyor. Uygun bulmuyor. Herkesin görüşü farklıdır. Üstelik özellikle ailelerin büyük kısmı da böyle düşünüyor olabilir. Sorun "Buna izin vermeyiz" ya da "Devlet olarak müdahale ederiz'' dendiğinde başlıyor. Bu sonu gelmeyecek bir yaşam tarzı dayatmasıdır... Siyasetçi olarak kürsüden, "Bu yaşam tarzına müdahale değildir" denmesi gerçeği değiştirmiyor. Ve hiç kimse, bir başkasının dünya görüşüne göre yaşamak zorunda değil çünkü...

        *

        Kim nasıl çekiştirirse çekiştirsin, Erdoğan terör örgütlerinin bu evlere sızmasından bahsetmiyor. Buna rağmen bu tip evlerde kalan gençler hakkında gelen şikâyetlerden ve istihbari bilgilerden söz ediyor. Anlaşılmaz olan şudur: Bir hükümeti rahatsız edecek ne olabilir o evlerde?.. Komşuların şikâyeti nedir? Ürkütücü bir ahlaki anlayışla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.

        *

        Erkek ve kızların aynı evi paylaşması çok olağan değildir. İstisnaidir. Bunun nedeni, toplumun değer yargılarıdır. Ailelerin endişesidir. Ancak konu devletin ilgi alanına girmez, giremez ve tartışmanın özü budur. Devlet bir siyasal görüşün dünyaya bakış açısına göre eğilip bükülemez. Yorum yapamaz. Bir öğrenci evinde yaşananlar (kanun dışı faaliyetler olmadığı sürece) orada yaşayanları ilgilendirir.

        *

        Size uç bir örnek vereyim. Zinayı savunan tek bir insan bulabilir misiniz etrafınızda? Tek bir siyasetçi zinayı savunabilir mi? Peki buna rağmen neden zina suç değildir ve suç kapsamında sayılmaz? Çünkü konu olayın kahramanlarını ilgilendirir de ondan. Sizin muhafazakâr veya liberal olmanızın zerre kadar önemi yoktur.

        *

        Bir başka örnek: Evli olmayan çiftlerin otelde aynı odayı paylaşması, örneğin muhafazakâr demokratların anlayışına uygun mudur? Eskiden yasaktı. Şimdi kimse evli olup olmadığınızı sorgulamıyor. Çünkü yetişkinlerin yaşam biçimleri, cinsel hayatları, karşı cinsle dostlukları veya sevgili boyutundaki ilişkileri bir başkasının hele hele devletin burnunu sokacağı bir konu değildir...

        *

        İnsanların hükümetleri kendilerine ahlak dersi, namus dersi versin diye seçtiğini sanmıyorum. Rol model olabilirler. Fikirlerini söyleyebilirler. Nasıl yaşamamız gerektiğine dair fikirlerini paylaşabilirler ama o kadar. Polis veya vali bu işin neresinde olabilir ki?..

        *

        Bir öğrencinin evden ayrılması, hatta bir başka şehre okumaya gitmesi kolay değildir. Ama hayatın bir gerçeğidir. ABD'den bir örnek vereyim: Bir öğrenci üniversiteye başladığının ilk döneminde okulun yurdunda kalmak zorundadır. Bunun hem ekonomik boyutu vardır hem de sosyal. Aileler bilir ki evlatları ilk yıl o şehri tanırken güvenli bir yerde kalacaktır. Sonra isteyen gider...

        Türkiye'de de böyle bir uygulama yapılabilir. Ancak kız ve erkeklerin aynı evde kalmasını sıkıntı olarak görüp devleti harekete geçirdiğinizde, olay yaşam tercihlerine karışmaya döner...

        Diğer Yazılar