Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SEÇİM sonuçlarının rakamla ifadesini öğrendik. Yarışın sonuçları ortada. Resmi rakamlar da yakında açıklanacak. Birkaç bölgede sonuçlara yapılan itirazlar sonuçlandırılacak ve normal yaşantımıza döneceğiz...

        Kürt politikacılar oylarını artıramasa da yüzde 7'lerde kalmalarına rağmen mutlu.

        Milliyetçi kesim "Oylarımızı artırdık" diye seviniyor.

        İktidar partisi 3 milyon oy kaybetmiş olmasını umursamıyor, yeterli bir oy almaktan dolayı gururlu...

        Bir tek CHP ve ona oy verenler mutsuz.

        Halbuki, yaşam biçimlerine yönelik en ufak bir düzenlemede yeri göğü inletecek büyüklükteler. Ülkenin görünür yüzünde yaşıyorlar.

        İşyerlerinde, okullarda, alışveriş merkezlerinde, sokaklardalar. Asker, öğrenci, beyaz yakalı, mavi yakalı, polis, memur, öğretmen, öğrenci, mühendis, doktor, avukat, hâkim ve yöneticiler...

        İyi eğitimliler. Ve Ankara, İstanbul, İzmir'de yaşayan neredeyse her iki kişiden birini temsil ediyorlar. Ama korkuyorlar!

        Haksızlığa uğradıklarını hissettiklerinde, yaşam biçimlerine tehdit oluştuğunda, haberleşme ve örgütlenme hakları gasp edildiğinde bu ülkeyi cehenneme çevirecek matematiğe sahipler. Bunun farkında değiller, korkuyorlar... Pısırık, inançsız ve ürkekler...

        *

        Bence CHP'ye oy verenler korkularından sıyrılıp kim olduklarını hatırlamalı. Ne istediklerini anlatmalı. Muhafazakârların, mütedeyyinlerin, Kürtlerin, milliyetçilerin kendilerine oy vererek iktidara taşımasını istemekten ve devletin sahibi olduğunu sanmaktan vazgeçmeliler.

        *

        Bu ülkenin İslamcıları yıllarca yüzde 2-3 oy çoğunluğuyla mücadele etti. Bu ülkenin milliyetçileri yıllarca barajların altında kaldı, kendi kuruluş kodlarını kitleleşme adına gevşetmediler. Duruşlarını bozmadılar. Örgütlü yapılarını güçlendirdiler. Bu ülkenin milliyetçi Kürt politikacıları ve eline silah alanlar 30 yıl boyunca savaştılar. Korkmadılar. Gerilemediler.

        Bu ülkenin komünistleri, sosyalistleri ezildiler ama hiç vazgeçmediler. Asıldılar, hapislerde çürüdüler, pes etmediler.

        *

        Kendilerine sosyal demokrat diyen politikacılar ise büyük çoğunluğun neden kendilerine oy vermediklerini anlamaya çalışarak ömürlerini tüketiyor. Oy vermedikleri için dertleniyorlar, üzülüyorlar ve nihayetinde karşılarındaki kitleyi suçluyorlar, sonra dönüp onlara benzemenin yollarını arıyorlar. "Aslı dururken neden size oy versinler?" sorusunu sormuyorlar.

        Savundukları ve savunmak zorunda oldukları evrensel değerlerin altını çizmiyorlar. Bu evrensel değerlerin eninde sonunda Türkiye'nin temel değerleri olarak benimseneceğine inanmıyorlar. Diğer partilere benziyorlar. Liderlerini, milletvekillerini, belediye başkanlarını parti içi demokrasiyle seçmiyorlar. Üye tabanlarını artırmıyorlar. Kadınların yönetimde daha fazla söz sahibi olmasını sadece lafta kabul ediyorlar. Gençlere önem vermiyorlar. Yaşam biçimleriyle, demokrasiyi sindirmiş halleriyle, özgürlükçü yaklaşımlarıyla, insana değer veren ilkeleriyle toplumun diğer kesimlerini kıskandırabileceklerinin ve cazibe merkezi olacaklarının farkında değiller.

        *

        Gelen her lider ve yönetici işe korkutarak başlıyor. Korkular körükleniyor. Ve bu yüzden korkanların veya korkutulanların, endişe edenlerin partisi olmayı tercih ediyorlar.

        Bu yüzden korkulandan veya korkutandan kurtulmak için seçimlerden seçimlere oy veren sinmiş, kendi ülkesine giderek yabancılaşan, hatta kaçmayı düşünen, "Bu ülkeden adam olmaz" diyen, demokrasiye inancını kaybetmeye başlayan eğitimli, aydın, çalışan, üreten, yaratan, dayanışmayı önemseyen, eğlenen, kendi yaşamlarında kimseye ayrımcılık yapmayan bir kitleyi sömürüp duruyorlar.

        *

        "Korkmayın, iriyiz, diriyiz, demokrasiyi geliştirecek, hukuk düzenini tesis edecek, birey haklarına dayanacak, ayrımcılık yapmayan, özgürlükçü, gelişmiş, zengin, gelirin adil dağıtıldığı modern ve güçlü bir ülkeyi kuracak akla, inanca, bilgiye, cesarete sahibiz" demenin vakti gelmedi mi? Korka korka nereye kadar?

        Diğer Yazılar