Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Esad çırpındıkça batağa saplanıyor | Dış Haberler

        CEYDA KARAN

        ckaran@haberturk.com

        Rejim açıkça kendi yöntemleriyle savaşmayı seçti. Geçen Cuma ve cumartesi günleri ülke çapındaki gösterilerde ölü sayısının 120’yu bulduğuna dair haberler geldi. Beş haftada ölü sayısı 300’ü aştı.

        Reform talepleri hakiki kurşunlar, baskı, toplu tutuklamalarla kent ve kasabaları kuşatmaya vardı. Youtube’daki videoların dehşeti herkesin belleklerinde. Suriye rejimi ülkenin neredeyse tüm kapılarını dünyaya kapatsa dahi daha ne kadar sürdürülebilir olduğu pek şüpheli bir meçhule gidiyor.

        LİDERLİK FIRSATINI TEPMEK…

        Oysa Esad’ın bölgede halklarının öfkesinin baş hedefi olap çekip gitmek zorunda kalan Tunus ve Mısır liderlerinden farklı olarak ‘sorunun’ değil ‘çözümün’ bir parçası algılanmasının avantajını da kullanmak için azımsanmayacak bir şansı vardı. Lakin Baas Partisi’nin ‘güvenlik duvarını’ aşamadı yahut zaten aşmak istemedi. Arap coğrafyası ve dünya henüz Tunus’taki rejimin alaşağı olmasının şaşkınlığındayken ortaya atılıp reformdan söz eden oydu. Muhalefetin talebi olağanüstü halin kaldırılması, siyasi tutukluların ve insan hakları eylemcilerinin serbest bırakılması, yolsuzlukların sorumlularının yargı önüne getirilmesi, güvenlik ve istihbarat servislerinin dizginlenmesi, yeni siyasi partilerin Baas’ın anayasayla çizilmiş iktidar tekelini kırabilmesiyken; önce 30 Mart’ta, ardından 16 Nisan’da yeni atadığı hükümet işe başlarken yaptığı açıklamalarla kararlılık sergilemekten uzak kaldı. Ne kuzeydoğudaki Kürtlere vatandaşlık hakkı tanıması ne de 48 yıldır süren olağanüstü hali ve devlet güvenlik mahkemelerini kaldırması ne de bunların yerine yeni anti-terör yasası getirilmeyeceğini ilan etmesi Suriye’ye huzur getirmedi. Rejimin kısa sürede işlediği vahim hatalardan sonra bugün yarın açıklayacağı diğer değişikliklerin de getirebilmesi çok şüpheli. Nihayetinde ‘reform’ diye ortaya atılanlar rejimin temel direği Baas Partisi’nin köküne kibrit suyu ekmek anlamını taşırken, partinin, devlet ve güvenlik aygıtlarıyla bunlara geçit vermesi zaten hiç kolay değildi. Belki de tek umut bağlanan Esad’ın sergileyeceği liderlikti. Görünen o ki Esad bu liderliği sergilemekten uzakken, ‘meşruiyetini’ de yitiriyor.

        NUSAYRİ LİDERİ TUTUKLANMASI

        Kitleler artık rejimi devirmekten söz edip bizzat Esad ve ailesinin ‘başını’ istiyor. Haftasonu iki milletvekili ve güneydeki Der’a kentinin müftüsü üç yetkili kan dökülmesini protesto için istifa etti. Daha da önemlisi Pazar günü protestoculara ateş açılmasını eleştiren önde gelen Nusayri lideri Mansur el Ali’nin tutuklandığı haberi geldi. Nusayrilerin önde gelenlerinin bir süredir Esad’a protestoları kanla bastırmaması için uyardığına, dilekçeler yazdığına dair haberler geliyordu. Bu tutuklama olup bitenlerden ‘dış güçleri’ sorumlu tutan, her olayı ‘komploya’ bağlayan rejimin artık kendi altını oyduğuna işaret ediyor.

        İÇ SAVAŞ TEHLİKESİ

        Beşar Esad, hala bir fırsatı kaldıysa bir an önce köklü değişikliklere giderek tarihi bir uzlaşma arayacağını ve belki de en mühimi ömür boyu lider kalmayacağını, hanedanlığı sürdürmeyeceğini kararlılıkla ortaya koymalı. Ki bu aşamadan sonra bunun bile kafi geleceği pek şüpheli. Azınlıktaki Nusayri ve Hıristiyanların üzerinde yükselen Suriye’de rejimin altının oyulması, Mısır’daki türden barışçı ve olabildiğince şiddetten uzak bir süreci imkansız kılıyor. Daha geçen hafta Washington Post’un güneydeki Dürzi toplumunun yaşadığı Suveyda’dan geçtiği haberde, hükümet destekçilerinin metal ve tahta sopalarla isyancıları dövdükleri belirtiliyordu. Kaosun derinleşmesinin kaçınılmaz sonucu Suriye’de ‘devrim’ filan değil ancak kanlı bir ‘iç savaş’ olabilir. Ve böylesi bir iç savaşın bütün bir bölgeyi ateşe atması kaçınılmaz. En başta Şam’ın kilit müttefiki İran’ın devrede olacağı, zaten Şii Hizbullah ve Sünni bloğun bilek güreşine sahne olan Lübnan’ı kavuracak bir ateş...

        KÖTÜ ALAMETLERİN SONU YOK

        Suriye’de olup bitenleri birkaç kırık kaygılı açıklamayla izleyen Obama yönetiminin hafta sonunda Şam üzerinden İran’ı hedef alan bir açıklama yapması hiç de iyiye alamet değil. Tıpkı Libya lideri Muammer Kaddafi için olduğu gibi Esad için de liberal müdahaleciliğin en gözde argümanı olan Uluslar arası Ceza Mahkemesi’ne çıkarılması lafının şimdiden Batı medyasında dolaştırılmaya başlanması ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Suriye’ye yaptırım uygulanmasını talep etmesi de öyle. Dilim varmıyor lakin burnumuzun dibinde ikinci bir Libya vakasını hazırlansak yeridir.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ