ÜYE GİRİŞİ
LÜTFEN KULLANICI ADINIZ VE ŞİFRENİZ İLE GİRİŞ YAPIN!

Bilal Sert: 'Oscar için çok büyük lobiye ihtiyacımız var'

Türkiye'nin Oscar adayı 'Kalandar Soğuğu'nun senaristliğini yapan Bilal Sert, filmin yazım sürecini HABERTURK.COM'a anlattı. Aynı zamanda Cumhuriyet Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Sert, 'Oscar için sağlam bir lobi çalışması hazırlanmalı' diye konuştu

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile sinema alanındaki meslek örgütlerinin temsilcilerinden oluşan 17 kişilik seçici kurul tarafından Türkiye'nin Oskar Adayı olan 'Kalandar Soğuğu'nun senaristi Bilal Sert filmin yazım aşamasını HABERTURK.COM'a anlattı. 'Filmde anlatılan hikaye gerçek bir olaya ve gerçek bir karaktere ait. Ancak sinema sanatı için bu ne ifade ediyor? Bir hikayenin sadece gerçek olması onu büyük, benzersiz ve diğerlerinden üstün kılmaya yetmeyecektir' diyen Bilal Sert hikayenin doğuşunu ve filmle ilgili merak edilenleri şu şekilde anlattı;

İlk adımımız bir hikaye arayışından çok sinemaya, sanata, hayata ve insana dair bir dizi sorunun yarattığı merak duygusuyla başlıyor. Anlama arzusu ve yetersizlik... Bu hakim duygu aslında bir mağara adamından, bu günün metropollerinin huzursuz sakinlerine kadar aynı şekilde devam ediyor.  Filmin kahramanı Mehmet’in küçük ve basit dünyasında bizi cezbeden duygu, yoksulluğun ve sefaletin eşlik ettiği zor bir coğrafyada umulmayan, beklenmeyen ve mümkün olmayanın peşinden gitme arzusu.  İşin teknik kısmına gelince, elimizdeki hikâyeden yaklaşık iki yüz sayfalık son derece kaba ve kullanışsız bir metin ortaya çıktı.  Bu metnin büyük kısmı çekimler sırasında değişti ve gereksiz detaylar, diyaloglar atıldı.  Elbette senaryonun ilk cümlesinden son cümlesine kadar yönetmenimiz Mustafa Kara’nın emeği, tercihleri ve gayretleri,  ana çerçeveyi çizen, eseri şekillendiren bir bakış açısı filmin bu noktaya ulaşmasını sağlayan belirleyici unsur oldu.


Senaryoyu filmin yönetmeni Mustafa Kara ile yazdınız. Nasıl bir yöntem izlediniz? Başka isimlerden destek aldınız mı?

Bir filmin başarılı olmasında yönetmenle senaristin uyumu, birbirlerini anlaması çok önemli.  Sinema tarihinde ömür boyu aynı senaristle çalışan yönetmenlerin ve aynı yönetmenle çalışan senaristlerin birlikteliğinin yaratığı önemli eserlere tanık oluyoruz. Nihayetinde her sanat eseri biriciktir, şahsidir ve onu var edenin rengini taşır. Melez bir sanat olan sinemada ise durum biraz farklı. Bir yanıyla teknik diğer yanıyla estetik ve dramaturjinin şekillendirdiği çok boyutlu bir form. Yönetmen bu alanları emin ellere teslim etmeli.  Senaryo yazım aşamasında zaman zaman yazdığımız bölümleri dostlarımızla paylaştık, görüşlerini sorduk çünkü insan emin olmak istiyor, ilerledikçe kaybolma riskini görüyorsunuz.

Peki filmin Oscar adayı olmasında ve tabi diğer ödüllere ulaşmasında senaryo ne kadar etkili oldu

Aslında senaryolar ölü metinlerdir ve karşılığını ancak iyi bir yönetmenin elinde bulur.  Mesela bir senaryo okunmak için yazılmaz ve bu açıdan değeri tartışılır. Tolstoy’u, Faulkner’ı ya da Virginia Wolf’u okurken aldığınız hazza denk bir duyguyu senaryoda asla yakalayamazsınız.  Sorunuza dönersek, Kalandar Soğuğu bütün diğer filmler gibi bir hikâye anlatıyor size.  Bir dünyanın, görmenizi istediğimiz bir dünyanın kapılarını açıyor.  Ama bunu yaparken seyirciye sadece akıp giden bir olay silsilesi sunmuyor.  İnsanın bilinemezliğine dair, karanlık ve esrarlı dünyasını, arzularını ve ihtiraslarını, zaferlerini ve hezimetlerini anlamaya dair sorular soruyor. Zira insan kaybettiğinde başka biri, kazandığında başka biridir. Sevdiğinde ve inandığında başka biridir; ölüme yaklaştığında ve hayatı hissettiğinde başka, iman ettiğinde başka, isyan ve inkar ettiğinde başka biridir. Bu tuhaf varlık sinema için ve diğer bütün sanatlar için son derece kullanışlı bir malzemedir. Burada insana dair tek bir duyguyu anlatmak, o duyguya odaklanmak ve orada derinleşmek bizim için önemli bir başlangıç noktası oldu.  Kalandar Soğuğu galiba bunu başardı.

Filmde çok dikkat çekici bazı sahneler var. Örneğin ineğin doğurduğu sahne, bu planlı bir sahne miydi, böyle sahneler var mı filmde?

Evet, tabi ki her filmde olduğu gibi Kalandar Soğuğu’nda da böyle sahneler var.  Ancak onca meşakkat ve sıkıntının ardından önünüze planlanmamış, son derece estetik ve kullanışlı bir sahnenin çıkması yönetmenin ödülü olsa gerek. Bununla birlikte, bütün ilginçlikleri kadraja doldurma telaşı, ayartıcı bir duygu; belirsizliğe, karışıklığa yol açabilecek bir tehlike.

Ama kapıyı da tamamen kapatmamak lazım değil mi?

Elbette. Bakın pek çok büyük sanat eseri bir tesadüfün sonucudur. Plan, sistem, tutarlılık ve simetri tutkusu sanatı kısırlaştırır. Bazen teslim olmak lazım, bazen de bütün kaotik, karmaşık malzemeyi rafine etmek için sabırla çalışmak…


Kalandar Soğuğu Oscar’dan ödülle dönerse, sonrası için planlarınız neler olacak?

Bundan sonrası sıkı bir çalışma ve planlama. Film Türkiye’nin Oscar adayı olduktan sonra daha çok tanınmaya ve ilgi görmeye başladı. Kalandar Soğuğu Tokyo’dan Paris’e pek çok festivalden 14 ödül almış bir film.  Ayrıca filmleri aldığı ödüllerle değerlendirmek çok doğdu bir bakış açısı değil.  Oscar’a dönersek, burada çok büyük bir lobi ve P.R desteği gerekiyor.  Politik bir zemin var. Oyunun kuralları o kadar tuhaf ki alacağınız ödülü gölgeleyebiliyor. Fakat hakkını teslim etmek lazım çok doğru yabancı filmlerin Oscar’ı kazandığına da şahit oluyoruz. Mesela Dersu Uzala, Amarcord, Burjuvazinin Gizli Çekiciliği, La Strada, Bisiklet Hırsızları gibi büyük filmler ödüle değer görülmüş. Sonrasına gelince çekmecede yeni senaryo taslakları beklemede. Yönetmenimizle belki de en çok keyif aldığımız dakikalar bu projeleri konuştuğumuz anlar. Oscar’dan önce de bunları konuşuyorduk sonra da devam edecek. İki hikâye üzerinde çalışıyoruz.  Sonraki filmle ilgili büyük bir beklenti var. 'Acaba şimdi ne yapacaklar, Kalandar Soğuğu'nun başarısı bir tesadüf ya da şans mıydı?' gibi sözler duyuyoruz. Bu arada yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim; Türkiye’de sanat kalpazanlığı yapan insanlar var. İstiyorlar ki her şey kendi mahallelerinin sınırlarında olsun. Kimse onlara temenna etmeden geçmesin. Bir gurup daha var ki onlar da sürekli dayak yeme psikolojisi ve mağdur edebiyatından fırsat bulup hiçbir sahici eser üretemiyor ve hep şikâyet edenlerden oluşuyor. İlki kendilerinin dışındaki herkese “çarıklı erkânı” muamelesi yapan mütekebbirler. Bunların elinde sanat ideolojik bir aygıta dönüşerek yok oluyor. İkincisi ise bugün yakaladığı bütün maddi imkânlara rağmen yetersizliğini alışık olduğu bir mağduriyet perdesiyle gizliyor ve bu fasit daireyi bir türlü kıramıyor.

OSCAR ADAYI OLAN TÜRK FİLMLERİ!

Bir yandan senaristlik diğer yandan üniversitede hocalık, nasıl yürüyor ikisi?

Aslında ikisi de mesleğimin tamamlayıcı parçaları. Türkiye’de akademik fantezilerin kurbanı olan bir bilim ve sanat kadavrası var önümüzde; hiçbir hayat belirtisi yok. Akademinin nefesi bu ölüyü diriltebilecek güçten yoksun.  Hayata ilişkin sahici karşılığı olana pratiklere ihtiyaç var.  Yapabildiğim kadarıyla talip olduğum iş bu pratikleri her yıl yüzlercesini tanıdığım öğrencilerimle buluşturabilmek. Onlardan bazılarını akademinin donuk, riyakar ve anlamsız koridorlarından kurtarabilirsem kendimi mutlu hissediyorum.

Kalandar Soğuğu'nun büyük bir fedakârlık ve dayanışma örneği olduğunu vurgulayan Bilal Sert 'Filmin arkasında adlarını tek tek sayamadığım fedakâr ve cefakar bir ekip var. Ancak şunu mutlaka söylemeliyim yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen asla vazgeçmeyen ve her büyük ve sarsıcı darbeden hayret verici bir azimle çıkmayı başaran Mustafa Kara’yı ve filmin yapımcısı Nermin Aytekin’i kutlamak isterim. Bize asıl gururu onlar yaşattı. Tüm Türkiye'ye gösterdiği ilgive destek için teşekkür ediyorum' diyerek sözlerini noktaladı.

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ