ALTIN AYI ÖDÜLÜ "BAL"A
60. Berlin Film Festivali Berlinale'de, ''Altın Ayı'' ödülünü, Semih Kaplanoğlu'nun ''Bal'' adlı filmi kazandı.
Filmin çekimi sırasında ormanda bir ayıyla karşılaştıklarını ve ayının kendilerini görünce kaçtığını anlatan Kaplanoğlu, ''Sanıyorum o ayı şimdi burada'' dedi. FRAGMAN İÇİN TIKLAYIN
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN
Kaplanoğlu, filmin çekimini yaptıkları güzel doğada elektrik santrallerinin yapılmasının planlandığını belirterek, bu ödülü kazanmalarının, bu planların engellenmesine katkı sağlayacağını ümit ettiğini söyledi.
ÖDÜLLER
''Gümüş Ayı'' ödüllerini de en iyi rejisör dalında, İsviçre'deki evinde göz hapsinde bulunan rejisör Roman Polanski, en iyi senaryo dalında ''Tuan Yuan'' adlı Çin filmi, en iyi en iyi kadın oyuncu dalında ''Caterpillar'' filmindeki rolü ile Japon oyuncu Shinobu Terajima, en iyi kamera dalında ''How I Ended This Summer'' adlı Rus filmindeki çekimlerden dolayı Pavel Kostomarov aldı.
En iyi erkek ödülü dalında ''Gümüş Ayı''yı, ''How I Ended This Summer'' filminde oynayan Grigori Dobrygin ile Sergei Puskepalis paylaştı.
Jüri Büyük Ödülü, Amerikalı film yıldızı Rene Zellweger tarafından Rumen rejisör Florian Serban'a verilirken, Serban'ın filmi ''If I Want Whistle, I Whistle'', festivalin kurucusunun adının verildiği Alfred Bauer Ödülünü aldı.
Berlinale Kamera Ödülünü Japon rejisör Yoji Yamada, ilk kez gösterilen en iyi film ödülünü de İsveç filmi ''Sebbe'' kazandı.
ÜÇLEMEYİ TAÇLANDIRDIK
Berlin Film Festivali Berlinale'de ''Altın Ayı'' ödülünü kazanan ''Bal'' filminin yönetmeni Semih Kaplanoğlu, daha önce ''Bal'' filmindeki konuyu benzer şekilde işleyen 2 film daha çevirdiğini belirterek, ''Berlinale'de üçlemeyi taçlandırmış olduk'' dedi.
Ödül törenini naklen veren ''3sat'' adlı özel televizyon kanalının sorularını yanıtlayan Kaplanoğlu, maneviyatı olan filmler yapmak istediğini, ''Bal'' filminde de baba-oğul ve her ikisinin doğayla olan ilişkisinin filmin konusu için çok önemli olduğunu söyledi. Kaplanoğlu, ödül almanın tüm film ekibi için çok etkileyici olduğunu, kendilerini yeniden doğmuş gibi hissettiklerini ifade etti.
Filmde baba ve oğulun doğaya saygısını yansıttığını ve daha önce kekeme çocukların yavaş konuştukları zaman kekelemediğini fark ettiği için bu konuyu da filmde işlediğini bildiren Kaplanoğlu, ödülü olmaktan büyük mutluluk duyduğunu, rüyasında görse bile inanmakta zorluk çekeceğini söyledi.
Türk filmlerinin son 10 yılda Venedik ve Cannes gibi önemli film festivallerine katıldığına ve ödüller aldığına işaret eden Kaplanoğlu, Fatih Akın'ın 2004'te ''Duvara Karşı'' filminden sonra, son yıllarda Berlinale'de bir Türk yönetmenin yeniden ödül aldığını, bunun Türk sinemasına katkısı olacağına inandığını kaydetti.
Küçük oyuncu Bora Altaş'ı nerede keşfettiğinin sorulması üzerine de ''Evet, bu tanrının bir lütfu'' diyen Kaplanoğlu, film çekimlerine 3 ay kala Bora'yı bisikleti ile film ekibinin çevresinde oynarken gördüğünü ve kendisi ile konuşur konuşmaz Bora'nın bu film için uygun olduğunu anladığını belirtti.
Kaplanoğlu, Bora'nın harika bir yaşantısı ve çok iyi bir babası olduğunu, ona zarar verecek bir şey yapmamaya ve onu doğal yaşantısından koparmamaya çalıştığını sözlerine ekledi.