Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Genç kuşak çağdaş figüratif Türk resminin önde gelen temsilcilerinden Serdar Şencan’ın yedinci kişisel sergisine artSumer Gallery evsahipliği yapıyor.

        Ressam Serdar Şencan’ın yapıtları, şiddetin at koşturduğu bir düzen içindeki yozlaşmış insan ilişkilerinin, kara mizah ile varsıllaştırdığı bir biçemde resmedilmiş.

        Serdar Şencan’ın çalışmaları, eleştirel sanat ışığı altında ülkesinin politik değişimlerinin duyarlı bir göstergesidir. Şencan’ın resminde vahşi bir düşgücü ile acımasız gerçeğin değişmeceli birleşiminden oluşan katastrofik bir oyun ön plana çıkar. Serdar Şencan, resminde, yalın, alaycı figüratif bir anlatımı renklerle buluşturarak çağdaşlığı yakalar.

        Küreselleşmeyi, sonsuz bir tüketim çılgınlığı ile üzerinde yaşadığı canlıyı yok etmeye odaklanmış asalak bir mikroorganizmaya benzeten Serdar Şencan’ı, bir sanatçı olarak küreselleşmenin eleştirisi en çok besleyen olgudur. Bu bakış, aynı zamanda soğuk savaş sonrası dünyamızın geldiği noktanın eleştirisidir.

        Serdar Şencan, resimlerini içerik açısından yazısız karikatürden çok uzak görmez. Quino, Bosc, Steinberg gibi karikatür ustaları ile aynı dili kullanıyor olmak onu mutlu eder. Karikatür ustalarının yalın çizgilerine karşı, pentürde kullandığı sınırsız boyama seçenekleri onun anlatımımı varsıllaştırır.

        1960 doğumlu olan sanatçı Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümü mezunu. Bugüne dek 6 kişisel sergi ve pek çok karma sergiye katılmış.

        Bu son kişisel sergisinde yer alacak çalışmaları tuval üzerine yağlıboya ve akrilik olup öne çıkan yapıtlarda ele aldığı temalardan bazıları sanat ve politika, dünyanın değişimine sebep olan sistemler/düzenler, tüketim toplumu ve sonuçları, iktidar çabaları ve adalet anlayışıdır.

        SERDAR ŞENCAN RESİM GEÇİDİ Soba üzerinde, ibriğinden buharı tüten çaydanlığın anlatıldığı türden, bilincin dışında bir düşünce akışına kapılarak yapılmış mutluluk imgelerini bulmayı düşlüyorsanız artSumer Gallery’de başlayan Serdar Şencan sergisi sizin için yanlış bir adres olacaktır. Bu sergideki resimlerin hemen, hemen tümü, estetiği ters ütopyalarda yakalayarak, eleştirel ironi ile pentürün birleşmesinin küreselleşmeye başkaldırısını haykırıyor.

        Serdar Şencan, başyapıtı niteliğindeki “Yalan Dünya (anaMAL YALAN MÜLKiyet YALAN)”da üretim çılgınlığının güdümlediği tüketim cinnetini, bir film akıcılığında ve ancak Bruegel resimlerinde gördüğümüz her santimetre karenin işlendiği türden bir detayda işleyerek, toplumsal çürümenin içindeki aldatıcı dünyayı depresyona sürüklenmeden hicvetmeyi başarıyor. Resmin sağ alt tarafında, her şeyinin paylaşıldığı ölmüş sahibine yalnızca köpeğinin üzüldüğü bir cenaze alayını görüyoruz. Deliliğe varan tüketimin sembolü olan kredi kartına tapan, adeta hipnotize edilmiş bireyler ile sermayenin hizmetinde ve mutlak itaatinde olduğunu gösteren resmi otoriteleri, abartılı sanal iletişim hezeyanlarını ve benzeri birçok sekansı içeren bu inanılmaz akıcılıktaki devinim dolu resmi sıkılmadan, karşısından ayrılamadan yeni bir şey görüp öğrenebilme arzusuyla izliyoruz.

        “Çirkinlik Yarışması” isimli resimde ise iktidarların sorgulanmasını görüyoruz. Yalın bir anlatımla, çirkinlerden ve çirkinlikten oluşan bir iktidarın, seçiminin de çirkinlik olduğunu; gücün, eğitimsiz, incelikten yoksun ve şiddet dolu unsurların eline geçtiğinde, adaletin nasıl ortadan kalkabileceğine tanık oluyoruz.

        Başlığı “Sanat Politikası - Politika Sanatı” olan yapıtta, politikanın sanat ile örtüştürülmeye çalışılmasını irdeliyor Serdar Şencan. Sonuçta, görmezler ve şakşakçılar tarafından pohpohlanıldığında ortaya yalnızca çirkinliklerin çıkabildiğini ve kişilerin geçmişleri unutulup göz ardı edildiğinde -yani belleksiz toplumlarda- sanatın da kısır bir yozluğun ötesine gidemediğini idam edilmiş insanların gölgesinde izliyoruz.

        Bir diğer başyapıt tadındaki “Nafile Yürüyüş - Batan Güneş, Doğan Güneş”, kıyamet öncesi umarsız, cılız bir başkaldırıyı öykülüyor. Şencan’ın bu yapıtında, resmini besleyen; genetik deformasyon, tükenmişlik-yıkkınlık, vurdumduymazlık, silah-savaş-şiddet, bireyden sürüye kayış, eğitim ve estetik yoksunluğunun oluşturduğu sınırlar, bireyin yalnızlık ve iletişimsizliği sonucu içine kapanışı gibi çağımızın sorunları işleniyor.

        Resmin sağ alt tarafında yer alan gebe kadının karnındaki güneşin, batan bir güneş mi yoksa yitmemiş umudu simgeleyen doğmakta olan bir güneş mi olduğunu karar vermek izleyiciye düşüyor.

        Çok şeyi düşünüp öğreneceğiniz bu resim geçidini yorulmadan izlemenizi dileriz.

        [CEM ALTINEL]

        SERDAR ŞENCAN

        9 Kasım - 24 Aralık 2006

        artSumer Gallery

        1. cadde No: 62 Arnavutköy İstanbul

        Web: www.artsumer.com - info@artsumer.com

        Tel-Faks : 212-263 56 23

        Galeri, Pazar ve Pazartesi hariç hafta içi hergün 11.00-19.00, Cumartesi 12.00-18.00 arasında ziyarete açık.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ