'Siyasete bulaşan sanat ucuzladı'
Günseli Kato, kültür sanat gündemini meşgul eden konuları HABERTURK.COM'dan Şebnem Abaygil'e yorumladı
ŞEBNEM ABAYGİL / HABERTURK.COM
sabaygil@haberturk.com
Ünlü ressam ve minyatür sanatçısı Günseli Kato, kendi deyimiyle 'Çılgın Kato', şu günlerde 'Gelenek Şimdi' adlı sergisiyle Maçka Gmall içerisindeki Galeri G-art'ın konuğu. “Minyatürü hemen şimdi, daha da geç kalmadan dönüştürmeli, yorumlamalı ve yeniden üzerinde düşünmeliyiz” diyen Kato, Doğu sanatına güncel gözle bakarak minyatürü yeniden ele alıyor. Ünlü sanatçının derdi, miadı doldu gibi görünen minyatürü çağdaş bir sanat haline getirmek.
Galeri gelirinin tamamı AÇEV'e (Anne Çocuk Eğitim Vakfı) bağışlanacak olan 'Gelenek Şimdi' sergisi, 30 Haziran'a kadar G-art'ta görülebilir.
'Gelenek Şimdi'nin çıkış noktası ne oldu?
Minayatür kültürünün ne olduğu Türkiye'de bilinmiyor. Onu iki boyuttan kurtarıp ayağa kaldırarak kendi kültürümüzün nasıl güncellenebileceğini anlatmak için yaptım bu sergiyi. Bu yolla geleneksel estetik belleği güncellemek, hatırlatmak istedim. Minyatür kültürünün bağnaz, algılanması güç, İslami resim olmadığını; çağın da ötesinde bir anlayışla yapıldığını ve çok estetik olduğunu anlatmaktı amacım.
Serginizi tanımlarken “Gelenekten, geçmişten hız almak geleceği yakalamaktır” diyorsunuz...
Çağdaş kültürü gelenekle birlikte ele alabilirsen, kimlik o zaman ortaya çıkıyor. Benim amacım minyatür yapmak değil. Minyatür zaten var kitaplarda, dursun orada. Ancak minyatürü de çağdaş sanat haline getirebilirsin. Bütün hikâyem bu.
Geleneksel sanatların yaşatılması, güncelleştirilmesi konusunda yeni nesil umut veriyor mu?
Tasarım okulları, güzel sanatlar fakülteleri açılıyor ama ortada hiçbir şey yok! Bunlar nereye gidiyor? Eskiden iki tane okul vardı ama kaliteli insanlar çıkıyordu bu okullardan. Çoğalınca ayağa düşüyor ve şöhret çıkaramıyor. Her şey internete düştü zaten, kimse orijinal bir şeye dokunmak istemiyor. Gençler, kendi ülkesinin kültüründen iğreniyor, utanıyor. Gelenek ve kimlik sorunu hâlâ devam ediyor Türkiye'de. Bu yüzden de uluslararası bir başarı olmuyor. Bundan sonrası için ne olur bilmiyorum ama ayağa düşen şey de kafaya çıkmaz!
"TOPHANE OLAYINDA HALK HAKLIYDI"
Hükümetin kültür-sanat politikaları çok eleştiriliyor. Yapılan çalışmaları yeterli buluyor musunuz?
Belirli bir seviyeye yükselmemiz için daha çok yolumuz var. Düşünsenize, burada 2023'te kanallar açılması vadediliyor! Başbakan'ın en hatalı, en gereksiz söylemi budur bence. İlkokuldan itibaren sanat tarihi, kültür dersi koymayı seçim vaadi olarak sunsaydı keşke! 20 yaşındaki çocuğun ne gelenekten ne de sanattan haberi var. “Haydi Topkapı Sarayı'na gidiyoruz” diye ilkokul çocuklarını toplayıp saraya götürürsen o çocuk hiçbir şey anlamaz. Topkapı Sarayı, ilkokul çağındaki çocuk için değildir. Arkeoloji Müzesi'ne götürürsün, Koç Müzesi'ne götürürsün... Kültürden bol bir şey yok ama biz üstünü örterek, yıkarak, “çanak çömlek” diyerek yok olmaya mahkum ediyoruz elimizdekileri.
Özellikle son bir yılda sanat galerisi sayısında önemli bir artış oldu. Ancak Tophane'de yaşanılan olayları hatırlıyorsunuzdur. Tepkiyi nasıl yorumluyorsunuz?
Sanatı halka indirmek istiyorsan çoğaltmak gerekiyor elbette ama halk buraları geziyor mu? Hayır! Halkın bu galerilerin içerisine girmesi de galerici tarafından talep edilmiyor zaten. Tophane'de hiç galeri yokken birden bire orası hakimiyet altına alınırsa, oradaki insanın şaşkınlığını da hoş görmek lazım. Orada ezelden beri yaşayan insanlara bunu anlatmak lazım. Burun büyüklüğüyle, “Biz sanatçıyız” kimliğiyle ortaya çıkıp omuz atar, o insanları davet etmezsen o adam tepki gösterir. Ayrımcılık o kadar kolay ki... Hemen bir ayrışma olsun, mahalle kavgasına dönüşsün istiyoruz. Ben oradaki galerilerin hatası diye düşünüyorum. Tabi ki camını indirmek de doğru değil. Tepki oluşturan şey oraya gelen yeni kimlikse, o mahalleli ile dost olunması gerekiyordu. Eğer orayı seçtiysen kendini tanıştırmak zorundasın. O zaman o insanlar seni korur, hatta dükkanına sahip çıkar. Bu nedenle böyle bir tatsızlık yaşandı ama şu anda her şey normale dönmüştür diye düşünüyorum. Çünkü sanat kimseye zarar vermez.
"BAŞBAKAN 'UCUBE' SÖZÜNDEN DOLAYI PİŞMAN"
'İnsanlık Anıtı'nın başına gelenler dünya çapında yankı buldu. Sanat dünyası yeterince mücadele edemedi mi heykeli korumak için?
Bu olayın bu kadar siyasi bir hale gelmesinden, sanatın siyasete alet edilmesinden çok rahatsızım. Son dönemde de çok üst üste geldi, siyasete bulaşan sanat ucuzladı. Ne olursa olsun, yapılan bir sanat eserinin yıkılmasına karşıyım. Böyle konular için Kültür Bakanlığı'nın da üstünde bir komite kurulmalı. Yapılacak ve yapılmış olan her iş bu üst kuruldan geçmeli. Heykeli beğenen olur, beğenmeyen olur. Bu eser bir yere kadar yapılmış ve üzerinden yıl geçmiş. Teknik açıdan bazı mühendislik hataları var ama bunu içinizde halledin. Olan bir şeyin yıkımı tatsız ve rencide edici bir şey. Ben Başbakan'ın bu 'ucube' lafını çok içinden gelerek söylediğine, bir sanatçıyı bu kadar üzmek isteyeceğine inanmıyorum. Sonradan da çok pişman oldu bence ama söylediği sözün arkasında durmak istedi. İşte siyaset böyle kötü bir şey! Peki sanatçılar bunu engelleyebilir miydi? Elden bir şey gelmez, devlet çok güçlü. Ayrıca herkesin tepkisi de bir değil. Gemisini kurtaran kaptan, herkes kendi menfaatinin peşinde. Belki de yıkılmasını isteyen birçok sanatçı vardı!
"TOPLUMUN SESİNİ DİNLEMEK GEREK"
Şükran Moral'ın bir kadınla seviştiği performansı çok tepki aldı. Siz de bir performans sanatçısısınız. Performansın da bir sınırı olmalı mı?
Şükran Moral, sınırı da aşmış durumda; sansasyonel bir olay yaratmak istiyor. Onu, normal karşılamıyorum. Toplumun sesini dinlemek gerekiyor. Ne kadar özgür olursak olalım burası muhafazakar bir toplum. Bilhassa seksle ilgili konular bize gelmez. Bunu daha kapalı bir ortamda, medyadan uzakta yapabilirsin. Amacın ilgi çekmek, devletle çatışmak, olayı siyasi bir hale sokmak ise her an her yerde her şey yapılabilir! Bu sanatçının kimliği ile ilgili bir şeydir. Bunu Londra'da, New York'ta yapsa herkes alkışlayacak mı? Onlar çok daha tutucular. Burada olunca “Demokrasi yok, özgürlük yok” naraları atılıyor. Git yap bakalım Hyde Park'ın ortasında, polis nasıl kelepçeyi takıp götürüyor.
"AJDA PEKKAN EZİLİR Mİ YAHU!"
Seçim öncesi ucundan kıyısından siyasete bulaşan sanatçılara büyük tepki gösteriliyor. Sanatçı fikir beyan etmeli mi siyaset konusunda?
Her şeyi niye siyasallaştırıyoruz anlamıyorum ki! İnsanları etiketlemeye, yerin dibine çekmeye bayılıyoruz. Son olarak Ajda Pekkan'ı Bakan Egemen Bağış'a söylediği sözlerle ezmeye çalıştılar. Ajda Pekkan ezilir mi yahu! Aynısı referandumda da Sezen Aksu'ya yapıldı. Sanat siyaset üstü bir şeydir. Biri bir şey söyledi mi hemen “yalaka” oluyor. Eğer toplum sanatçıyı siyaset konusunda bu kadar ezip aşalığıyorsa sanatçı da fikrini söylemesin. Toplum daha adam olmamış, demokrasiye alışmamış, özgürlüklere saygısı yok demektir. Birçoğu da söylemiyor zaten.
Bu seçimden sürpriz bir sonuç bekliyor musunuz?
CHP, MHP ve BDP içerisinde bir sürpriz olacakmış gibi geliyor. Ak Parti'nin oyu iner mi çıkar mı bilinmez ama CHP'nin güçlenmesini istiyorum. Ana muhalefet partisi ne kadar güçlenirse, Türkiye'nin yolu o kadar açılır. Ak Parti'nin sonu daha gelmedi, zamanı var. Onların da miadı dolacak ve yeni kimlikler ortaya çıkacaktır. Tek parti olmamalı, bunun sonu faşizimdir. Ne kadar güçlenirsen o kadar yıkıcı olursun.