Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Replikas’ın son albümü çıktı

        “Biz Burada Yok İken” adlı albümde Replikas, 1960’larda ve 70’lerde patlayan Anadolu popun önemli parçalarını yeniden yorumluyor.

        HT CUMARTESİ / GÜLENAY BÖREKÇİ - ÖZEL RÖPORTAJ

        Şahsen "Dışarıda (yapılanlara bu kadar benzeyecekse, Türkiye'de niçin rock yapılsın ki" diye bir tereddüdüm vardı hep. Burada yapılanın, Batı'daki örneklerinden farklı olması gerektiğini düşünüyordum. Yeni seslere, müzikal deneylere açık olmakla birlikte Anadolu'nun müzik geleneğine yakınlığını da gizlemeyen Replikas ise her zaman, bu tereddüdüme cevap alabildiğim nadir gruplardan biri oldu.

        Topluluk, yeni albümleri Biz Burada Yok İken'i şöyle anlatıyor: "Avrupa ve Amerika temelli deneysel müziklerden etkilendiğimiz 90'lı yıllarda bile kendimizi Anadolu Pop'un takipçisi saydık. Yaşadığımız coğrafyaya ait formları araştırma motivasyonumuzu o dönemin müzisyenlerine borçluyuz. Yeni albümde o döneme ait olan ama belleklerden neredeyse silinmiş çok değerli bazı eserleri yeniden yorumluyoruz. Hem ustalarımıza saygımızı sunmak, hem de tarihimizin bu önemli dönemine ışık tutmak için..." Replikas'tan Gökçe Akçelik, Selçuk Artut ve Orçun Baştürk'le yeni albümü konuştuk.

        ■ Anadolu pop yapan müzisyenler 60'lı ve 70'li yıllarda muazzam kitlelere ulaştıktan sonra kabuklarına çekildiler. Ardından 2000'lerde bu kez Batı'da keşfedildiler. Geçen yıl birkaç Amerikalı müzik eleştirmeniyle konuşmuştum. Erkin Koray'dan, Ersen ve Dadaşlar'dan çölde vaha bulmuş gibi heyecanla söz ediyorlardı. 60'larda Anadolu pop yapan müzisyenler niçin önemli?

        Birincisi, bu topraklara has bir rock ve popun nasıl olabileceğinin araştırmasını yaptıkları için. İkincisi, o dönemde yaygınlaşan saykodelik müziğe katabilecekleri üzerine kafa yorduklarından. Mesela Erkin Koray, Toroslar'dan bir türkü alıp Nâzım Hikmet'in şiiriyle yorumlamış ve ortaya saykodelik-progresif karışımı acayip bir parça çıkmış. Bu adamların hiçbiri alelade pop starlar değil; müthiş donanımlı müzisyenler ve söyleyecek sözü olan insanlar. "Anadolu ezgileri kullanayım da millet etkilensin" diye düşünmemiş, müziğimizin içerdiği orijinal unsurları değerlendirmişler daha çok.

        ■ Nedir o orijinal unsurlar?

        Bunu matematiksel değil sezgisel yöntemlerle yapmışlardı muhtemelen. Sorsanız belki kendileri de ne yaptıklarını bilmez, olsa olsa hangi enstrümanlarla kaç kaçlık ritimler kombine ettiklerini filan anlatırlar. Anadolu popta bizim sevdiğimiz şey, bir ruh. Mistik bir ruh. Biraz tekinsiz, korkutucu. Ama dünyevi de... Derin bir hüznü var. Anadolu popçular aslında, 16'ncı yüzyıldan beri âşıkların yaptığını yapmış; yani dönemlerinin politik ve sosyal meselelerini söze, müziğe dökmüşler. Takipçileri olarak biz de aynısını yapıyoruz. Sadece dert edindiğimiz temalar farklı. Biz şehir

        hayatının karmaşıklığıyla ilgileniyoruz daha çok; yola çıkış noktamız bu.

        ■ Bunu sadece sözlerle yapmıyorsunuz?

        Bunu, albümde elektronik seslerle, çevresel gürültülerle, aletlerimizi alışılmışın dışında kullanarak, hatta kimi zaman onları müzik aletleri olmaktan çıkararak yapmayı denedik. 1993'ten beri çok bilinçli olmasak da buralarda dolanıyorduk. Fakat Anadolu popun ne kadar heyecan verici ve incelemeye değer olduğunu 90'ların sonunda fark ettik. 2000 tarihli ilk albümümüz "Köledoyuran" da zaten bu hissiyatın bir sonucuydu.

        ■ Geleneği niçin önemsiyorsunuz?

        Kapalı ve tutucu bir gelenekselcilikten değil, başka kültürlere açık bir gelenekselcilikten bahsediyoruz. Sadece Anadolu poptan değil, cazdan da etkilendik biz. Ornette Coleman'ın yaptığı işlerden, albümleri artık nihayet caz arşivlerinde yer alan Zakir Hüseyin'den... "Burada olana sahip çıkalım, koruyalım" tarzında bir muhafazakârlık değil bizimki, "Zihnimizi açıp yeni sesler keşfedelim ama burada olanın da farkına varalım" gibi bir şey... Sonuçta hiçbirimiz bu şarkılarla büyümesek de zamanla hissetmeye başladığımız aidiyet duygusunu önemsiyoruz. "Sen, bu toprakların parçasısın, bu müzik senin seslerinden oluşuyor" hissi çok güzel. Kendinde olan ama bilmediğin bir şeyi keşfetmek gibi. Hem aranıza mesafe koyarak dışarıdan bakabiliyorsun ona, hem de işte aynı ruhtansınız.

        ■ Albümün adı nereden geliyor?

        Karacaoğlan'ın bir deyişinden. Çünkü hiçbirimiz hayatta değilken buralarda çok güzel şarkılar yapıldı. O işlerin hepsinin mükemmel olduğunu söyleyemeyiz, seçtiğimiz şarkılar zamanla elenerek, süzülerek gelenler. Fakat 90'larda böyle işler hiç çıkmadı, sonradan keşfedilecek tek bir şarkı bile yok. Güzel ve derin olmak bir yana, enteresan bile değiller. Hiçbir rock grubu çıkıp günün birinde 90'lara vefa borcu ödemek, saygısını göstermek için buna benzer bir albüm yapmayacak.

        DİSKOGRAFİ

        Replikas (Gökçe Akçelik, Barkın Engin, Orçun Baştürk, Selçuk Artut ve Burak Tamer)

        ■ Köledoyuran, 2000

        ■ Dadaruhi, 2002

        ■ Avaz, 2005

        ■ Zerre, 2008

        ■ Biz Burada Yok İken, 2012

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ