Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Tiyatro Meşrutiyet Dönemi lezbiyenlerinin entrikası…

        BETÜL MEMİŞ

        memisbetul@gmail.com

        Bugün enteresan bir oyunla huzurlarınızdayım: 1912’den 2009 yılına kadar kimselerin hatırlamadığı hatta bilmediği bir kitaptan (hikâyeden) ve sonrasında okuma tiyatrosuna dönüştürülen halinden bahsedeceğim. Öyle ki dilimize kazandırılması bile 2009 yılında, okuma tiyatrosuna çevrildiğinde oluyor.

        Mevzuya en âlâsından, direkt bir geçiş yapıyorum, ki merakınız havalansın: Eşcinsellik üzerine bir oyun bu. 1900’lülerin lezbiyenliğini aralıyor. Yaşlı adamlarla evlenmiş genç kadınların, zamanla bu yaşlı adamlarda aradıkları ilgiyi-cinselliği bulamayınca, genç adamlarla birlikte olup da eşlerinin namuslarına leke düşürmemek için ‘sevici’ olduklarını anlatıyor. Kısaca ‘namus korumak’ için lezbiyen olan kadınların hayatını kadrajlıyor. Tabii ki bir erkek algısından. Zira hikâyede kadınlar, çok fettan ve düzenbaz, erkekler ise birer kukla kıvamında. Döneminde çok eleştiriler almış kitap, hatta Osmanlı’da yasaklanmış. Hayır, kadınları kötü, erkekleri aziz gibi resmettiğinden değil, lezbiyenlik hikâyesi üzerine tonladığından. (Hoş, bugün yıl olmuş 2012… Durum farklı mı?!)

        TİYATRO BOYALI KUŞ’UN ‘ÇIKMAZ SOKAK’I

        Bugünkü kelamımız ‘alternatif feminist tiyatro’ olarak 2000 yılında, sahnelere merhaba diyen Tiyatro Boyalı Kuş’tan. “Ferhat ile Şirin”, “Kadınlar Savaşı”, “Çernobil’den Sesler”, “Seni Seviyorum Diyecek Kadar Sarhoş?”, “Ophelia’yı Kim Öldürdü?” ve “İç Ses” gibi oyunlardan hafızalarımıza zuhur eden tiyatronun, kimdir bu boyalı kuşları derseniz de: Jale Karabekir, Feride Eralp, Şengül Özdemir, Kübra Erişir, Murat Hasarı, Fatmanur İldokuz, Esra Çizmeci, Gökmen Kasabalı, Nelin Dükkancı ve Hazel Güney…

        Ekip, bugüne kadar Adana’dan Batman’a, Ağrı’dan Artvin ve Muğla’ya kadar Türkiye’nin birçok farklı şehrinde oyunlarını sahnelemiş. Ayrıca, Augusto Boal’ın Ezilenlerin Tiyatrosu ile 2000 yılından bu yana çalışmakta olan Tiyatro Boyalı Kuş, 2009’da ‘Dar-alan’ adlı yeni bir Forum Tiyatrosu örneğiyle de yurt içinde ve dışında festivallere katılmakta. Tiyatro Boyalı Kuş, Feminist Dramaturjiyle Okuma Tiyatrosu başlığı altında, 2009’da ‘Vatan Yahut Silistre’, ‘Şair Evlenmesi’ ve ‘Çıkmaz Sokak’ adlı eserleri, tiyatro tutkunlarıyla paylaşmıştı. Ekip, bugünlerde yine okuma tiyatrosu tekniğiyle endam eden, girişte de kelamını ettiğim Çıkmaz Sokak ile karşımızda. (Öncesinde belirtmeliyim ki, bu ekibin yaptığı işleri, üstlendiği misyonu önemsiyorum ve sizlerin de önemseyip, seslerine nida katmanızı umut ediyorum. Reklam kokan hareketler peşinde olmayan Tiyatro Boyalı Kuş’un, 10 yılı geçen süredir devam eden macerasını ve en değerlisi bugüne kadar ulaştıkları hayatları, kıymetli buluyorum. Bu minvalde de, tez zamanda, ekibi kadraja almanızı salık veriyorum!)

        NAMUS VE ŞEREF MESELESİ ÜZERİNE

        Meşrutiyet Dönemi yazarlarından, Fecr-i Ati topluluğunun kurucularından Şahabeddin Süleyman’ın 1912’de kaleme aldığı ‘Çıkmaz Sokak’, Meşrutiyet Dönemi’nde, İstanbul'da yaşayan eşcinsellerin entrikalarını ve günümüzdeki 'namus' algısı üzerinden cinselliği ve evliliği anlatıyor. Çıkmaz Sokak’ta, tadında okumalarıyla dikkat çekenler: Emsal Yeşilbingöl, Gül Ersürmeli Yılmaz, Hafize Balkan, Hazel Güney, Kızıltan Yüceil, Onur Yıldırmaz ve Rukiye Yenigül. Rejisinde Jale Karabekir’in imzasının bulunduğu eseri, Osmanlıca’dan transkripsiyonunu yapansa Fatmanur İldokuz.

        Gelelim, sahalarımızda her daim görmeyi arzu ettiğimiz bu manalı hallenmelerin yaratıcılarından Tiyatro Boyalı Kuş’un Genel Sanat Yönetmeni Jale Karabekir’le en incesinden düştüğümüz kelamın size kalanlarına…

        ** Okuma tiyatrosunda ilk önce önemsediğiniz nedir?

        Öncelikle ve özellikle metnin ifşasına önem veriyoruz. Mesela Çıkmaz Sokak, binlerce yıldır kadınlara karşı yazılan oyun metinlerinden sadece biri. Hâlâ günümüzde çok tartışılan bir mesele bu… Bugünden yüzyıl önce yazılmış olan Çıkmaz Sokak’a bugünün gözüyle bakıyoruz.

        ** Bugünün gözüyle gördüğünüz nedir peki?

        Bu yüzyılda çok da fazla bir şey değişmemiş. Eşcinselliğe bakış özellikle de kadın eşcinselliğine bakış neredeyse aynı. Zaten oyun, bizim gibi feminist bir tiyatro için önemli olan bir kavram olan ‘namus’ meselesini temel alıyor. Çıkmaz Sokak, erkek egemen sistemin namus kurgusunu tekrar tekrar üretiyor. Bu anlamda da, lezbiyenliği kadınların namusunu koruyan bir olgu olarak ele alıyor. Oyunun ana karakteri Refika’nın söylediği gibi, cinsellik zaten kadın ile erkek arasında olan ve erkeğin baskın olduğu bir ilişki biçimini olarak kurgulanıyor. Yani bir anlamda, cinselliği erkek cinsel organıyla bütünleştiriyor. Zaten bu da, lezbiyenliğin ‘görünmeyen’ bir olgu olduğunun da altını çiziyor.

        FEMİNİST DRAMATURJİYLE KADRAJDA

        ** Çıkmaz Sokak’la birlikte bu sezon sizlerden başka neler seyredeceğiz?

        Repertuardaki oyunlarımızı bu sene tekrar oynuyoruz. 2009 İbsen Ödülleri’ni kazandığımız, Norveçli yazar Henrik İbsen’in 1879’da yazdığı ‘Bir Bebek Evi’, bizim verdiğimiz adla ‘Nora / Nure’de, namus ve şeref meselesine odaklanıyoruz. Oyun, tek bir gösterimle 12 Aralık, saat 20.30’da, Sahne Cihangir’de seyircisiyle buluşacak. İbsen’den sekiz yıl sonra, 1878’de yazılmış başka bir metin de İsveçli yazar August Strindberg’in ‘Matmazel Julie’ adlı oyunu. ‘Bir Bebek Evi’ne bir cevap niteliği taşıyan bu oyunu da, 10, 14, 18 ve 26 Aralık’ta yine Sahne Cihangir’de, saat 20.30’da sahneleyeceğiz. Çıkmaz Sokak’ın ise tek bir gösterimi var: 21 Aralık, saat 20.30… Kısaca, bu sezon oynadığımız bu üç oyun, namus meselesine farklı metinlerle ve farklı biçimlerle yaklaşıyor.

        ** O halde, bu üç oyunun sahnelenmesi de tesadüf değil!?

        Evet, bu üç oyunu, yani ‘Çıkmaz Sokak’, ‘Nora / Nure’ ve ‘Matmazel Julie’yi sahnelememiz tesadüf değil. Erkek egemen sistemin kurguladığı bu namus ve şeref kavramlarını feminist bir dramaturjiyle ele alıyoruz. Bundan 100 ya da 150 yıl önce yazılmış bu metinlere bugünün gözüyle bakarak, bugünün tiyatralitesiyle sahnelemeye çalışıyoruz. Hepsinde farklı tiyatral biçimler kullanıyoruz. Özellikle de, kadına yönelik şiddetin ciddi bir şekilde arttığı bu dönemde, bu oyunları oynamamızın gerekli olduğunu düşünüyoruz.

        LEZBİYENLİKLE İLGİLİ YAZILMIŞ İLK OYUN

        ** Bugün bile hâlâ bu mevzuları aşamamışken, o tarihlerde bu eserleri yazan üstatlar büyük savaşlar vermiş olmalı?

        Bu üç metin de yazıldığı döneminde, büyük tepkiler almış. Şahabeddin Süleyman, bu oyunu yazdıktan sonra, maalesef lisedeki müdürlük görevinden bir süre uzaklaştırılmış. Edebi çevrelerden, Yakup Kadri gibi bazı arkadaşları dışında, çok ciddi eleştiriler almış. Hatta lezbiyenliğin Osmanlı toplumunda olmadığı, bunun tamamen batıdan alındığını ve bu oyun oynandığı takdirde, kadınlara kötü örnek teşkil edeceği bile söylenmiş. Tabii ki Çıkmaz Sokak, döneminde oynanamamış. Dünya prömiyerini bizlerin yaptığını söyleyebiliriz. Ayrıca araştırmalarımızın ışığında, Çıkmaz Sokak’ın bu coğrafyada yazılmış, bilinen, ilk lezbiyenlikle ilgili oyun olduğunu da söyleyebiliriz. Ancak o dönemin edebiyatına baktığımızda, özellikle Ahmet Rasim’in romanlarında lezbiyenliğin anlatıldığını da görüyoruz. Özellikle ‘Hamamcı Ülfet’ adlı kısa romanını okuyuculara tavsiye ederim.

        ** Peki memleketim coğrafyasında durum böyleyken, yurt dışı kotasında nasılmış?

        İbsen ve Strindberg için de durum maalesef aynı. Konu kadın meselesi olunca, namus ve şeref işin içine girince, onlar da dönemlerinde çokça eleştiri almışlar. Kendi ülkelerinde Norveç ve İsveç’te, hem Bir Bebek Evi, hem de Matmazel Julie prömiyer yapamamış. İkisinin de prömiyeri Danimarka’da gerçekleşmiş. Bir Bebek Evi’nde evini, eşini ve çocuklarını terk eden Nora karakteri hâlâ tartışılıyor. Matmazel Julie ise sınıf ve toplumsal cinsiyet çelişkisini, gerilimini anlattığı için hâlâ güncelliğini koruyor.

        ERKEK EGEMEN SİSTEME KARŞI ÇIKMAK!

        ** Son olarak bu üç oyunun sahnelenişinden bahsedelim…

        Çıkmaz Sokak’ı okuma tiyatrosu tekniğiyle sahneleyerek, varolan oyun metnine seyirciyi yabancılaştırarak işe başlıyoruz. Nora/Nure’de ise, Norveçli Nora’nın hikâyesini Kürt Nure’de buluyoruz ve onu Kürtçe sahneliyoruz. Saliho ile Nure adlı dengbej şarkısında, benzer hikâye karşımıza çıkıyor. Ve bu oyunda Nora, güçlü bir karakter ve erkek egemen sisteme karşı çıkıp, her şeyini bırakıp kendini bulmaya gidiyor. Ve sonrasında Matmazel Julie ile de aslında çekip gitmenin çok da mümkün olmadığı, çünkü erkek egemen sistemin dışına çıkmanın mümkünsüzlüğü işleniyor. Açıkçası biz bu tiyatro sezonunda, farklı kadın karakterlerin başrolde olduğu ve erkek egemen sisteme kendilerince karşı çıkmalarını oynuyoruz. Ve her oyun, bizleri biraz daha güçlendiriyor! Son olarak seyircimize şunu söyleyebilirim. Bu üç oyun da, Tiyatro Boyalı Kuş yorumuyla, feminist bir yorumla sahnede olacak. Yapı bozum kullanıyoruz tüm bu metinleri ele alırken ve özellikle de erkek egemen sistemin kurgularıyla, onun dayatmalarıyla uğraşıyoruz. Bazen dramatik, bazen melodram, bazen parodi... Bilgi ve oyun programı için: www.tiyatroboyalikus.com / Tel: (212 245 21 09)

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ