Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Sinema Altın Portakal’da iki Kürt filmi

        KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

        4-11 Ekim 2013 tarihleri arasında 50. kez düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali, 7 Ekim’de iki ulusal prömiyere ev sahipliği yaptı. Böylece yarışmadaki 10 filmden altısını tamamlamış oldum. İki Kürt filmi seyirciyle buluşurken, “Kısa Film”in varlığı seçkideki amatör yapıt adedini üçe çıkardı. “Cennetten Kovulmak”ın Kürt sineması furyasına ilginç bir ekleme olarak katılması dikkat çekerken, birçok eksiğine rağmen bilinçli ve önü açık bir yönetmenin işi olarak bir ‘insanlık suçu’nu perdeye yansıtması takdir edilesiydi.

        Kürt sinemasının siyasi tabloyu takiben yükselişe geçmesi, aslında bizim yedinci sanat anlayışımız adına bir yönelim, açılım anlamına geldi. Bunun devamında kaliteliye yaklaşan filmler gördük. Belki Türk Yeni Gerçekçiliği akımı ortaya çıktı. Münferit hikayelerini görsel ahenkle dengeleyen filmler de izledik. Bana kalırsa sosyal gerçekçi sinema, nasıl 70’lerde “Umut” ile bir zirveyi gördüyse şimdilerde de bu ayakta fazlaca temsil buluyor.

        Yarışmada üç Kürt filmi olması şaşırtıcı değil

        Kürtlerle ilgili filmler adına Amerikan sinemasındaki Afro-Amerikan hareketine benzer bir oluşum var. Orada nasıl bir özgürlüğün devamında önce, 70’li yıllarda siyahi istismar filmleri (blaxploitation films) ardından 80’lerde Spike Lee ve John Singleton gibi ana akıma giren isimler çıktıysa bizde de benzer durum yaşanıyor. “Jin” gibi yüksek kalitede, “İki Dil Bir Bavul”, “Babamın Sesi”, “İz”, “Min Dit” gibi saygı duyulacak eserler bu koldan ortaya çıkmış durumda.

        Aslında belki bu zamanda bir ‘siyasi direniş’, ‘kendine yer bulma’, ‘özgürlük mücadelesi’, ‘kabuklarından çıkma’ olarak okunan bu konu etnik köken veya ötekilik meselesi üzerinden “Güneşe Yolculuk” (1999), “Büyük Adam Küçük Aşk” (2001) gibi eserlere geri dönmemizi sağladı. Yılmaz Güney’in kökenini de unutmamalıyız. Bu sene ise Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ulusal yarışmasında üç Kürt filmi mevcut.

        Kısa Film”, minimalist film çekme iddiasının yapay örneklerinden

        Bu durum rahatlıkla olumlu yorumlanabilecek, seviyenin artmasıyla sinemamızı yukarıya taşıyacak bir arka plan anlamına geliyor. Ancak Antalya’daki eserler arasında “Cennetten Kovulmak” dışındakiler için bir profesyonel çaba demek mümkün değil. “Mavi Ring” ve “Kısa Film” için aslında kelimelerin tükendiği, kıyafetsiz kaldığı nokta denebilir. Her iki eserin amatör görünümü, konu ‘Altın Portakal’ ulusal yarışması olunca şaşırtmıyor.

        Bir daha uzun metrajlı film çekmesi bile zor gözüken Ali Kemar Çınar’ın ilk eseri “Kısa Film”, gerçek bir ev videosu kıvamında. Senaristlik aşamasındaki bir yönetmenin hikayesine, hafif “Tersyüz”vari (“Adaptation.”, 2002) bir hikaye adapte eden eserin, onu Kürt kültürünün ‘Recep İvedik’ine benzer bir tanımla ördüğü görülebiliyor.

        Ama film nazarında iddia belli ki ‘biz de minimalist film çekebiliriz’ olmuş. Bu durum ister istemez karşımıza her açısı derme çatma duran, her objektifinde bir amatörlük sezilen bir iş çıkartıyor. Dijital kameranın en düşük fonksiyonlu versiyonuyla çekilmiş gibi duran eserin, bu konuda bir tutarlılıkla kendini ‘ucuz üretim’e sürüklediği bir gerçek.

        “Kısa Film” için ‘sanatsal çöp’ demek çok abes kaçmaz. Zira Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz gibi isimlerin ekolünü sömürme sevdalısı bir film daha karşımıza dikiliyor. Mizah yapmak isterken Laz kültürünün ‘Recep İvedik’i “Sümela’nın Şifresi: Temel” (2011) kadar bile zeki olamıyor. Aksine kendi çapında takılmayı, yalnızlığı, manalı bakışları abartan bir yaklaşımdan mustarip gibi gözüküyor.

        Cennetten Kovulmak”, profesyonel ve anlamlı bir deneme

        Sanki bu iki Kürt filminin alt seviyedeki halinden “Cennetten Kovulmak” yararlanıyor gibi. Ferit Karahan’ın filmi için, iyi şeyler söylemek kolay değil aslında. Ancak sinemayı ciddiye alan, pelikülün ne olduğunu bilen, Orson Welles’in kim olduğundan haberdar, dünya sineması bilgisi de olan bir yönetmen en azından kendisi orası kesin. Yukarıdaki isimler gibi Türkiye’de evine kapanıp fanusundan çıkmayanlardan değil.

        Bu durum filmin ‘profesyonel deneme’ olarak anılmasını sağlıyor. Sinemaskop oranında bir çatışmanın, hesaplaşmanın ortasında kalan iki kadının hikayesini dokunaklı parçalarla yaşatmaya çabalıyor. İstanbul’da Kürt işçilerin çalıştığı bir inşaatta elektrik mühendisi olarak işe başlayan Emine ile Muş’ta kalabalık bir Kürt ailesinin kızı Ayşe’nin bir araya gelmesinden bir ‘kuvvet’ aşılamaya çabalıyor.

        Modern bir anlatı metoduyla bu iki karakteri buluşturmak soyut bir etkileşimle daha etkileyici olabilir. Ama Ferit Karahan, sosyal gerçekçi geleneği elinden kaçırmıyor. Emine’nin İstanbul’daki yaşamına doğal olarak röntgenci kamera algısı yerleştirirken, Muş’taki bölümlerde genel planlar ve bakış açısı planları ağırlık kuruyor. Gri ağırlıklı renk skalası, karakterlerin ruhuna ayna tutuyor. Bu duruma kurgucu ve bestecinin Avrupalı, İtalyan desteği eklenince aslında bir ‘albeni’ oluşuyor.

        İlk film olmaktan çekse de ilkel Kürt filmlerinin üzerine çıkmakta zorlanmıyor

        “Cennetten Kovulmak”, Kürt gerillalık meselesi üzerine ölüm, JİTEM, aile, ötekilik, kayıplar gibi temaları hareket geçiren bir öykünün içinde bulmamızı sağlıyor kendimizi. Bu durumun “Min Dit”le kurduğu akrabalığa yeni bir şeyler ekleme, yeni bir açılım getirme arzusu gözlerden kaçmıyor. Ancak ilk 30 dakikada belgesel karakteri gibi kullanılan karakterlerin, filmin tamamında da benzer tanımdan fazla kurtulamaması, kameranın maddi sıkıntılar sebebiyle fazla sallanıp dili zedelemesi, hikaye kurgusunun iyi bir anlatı aracına dönüşememesi, dramatik yapının çok fazla meseleyle boğuşması ve açılış-kapanış sekanslarının renk işlemesinin diğer bölümlerden farklı olması ‘ilk film sorunları’ olarak karşımıza dikiliyor.

        Evet, Karahan yetenekli bir isim. Ama gidermesi gereken sorunları da var. Ama elbette “Press” (2010), “Kayıp Özgürlük” (2011), “Mavi Ring” (2013), “Kısa Film” (2013) gibi filmleri Kürt sineması içerisine dahil ettiğimiz noktada aradan sıyrılmakta da sıkıntı çekmiyor.

        KEREM AKÇA’NIN 50. ANTALYA ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ’NDE YARIŞAN TÜRK FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU:

        Cennetten Kovulmak: 4.5

        Kısa Film: 0.6

        Mavi Ring: 1.7

        Meryem: 4.1

        Sev Beni: 4.5

        Uvertür: 1.8

        Not: Yıldızlar, 10 üzerinden verilmektedir. Festival boyunca güncellenecektir.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ