"Yazarlık maymunluktur"
Ertuğrul Özkök Alt Üst Muhabbetler'de
Hürriyet Gazetesi Yazarı Ertuğrul Özkök, Alt Üst Muhabbetler programında Esin Övet ve Serdar Turgut'un konuğu oldu. Gazeteciliği, yazarlığı ve hayatı ile ilgili soruları yanıtlayan Özkök'ün sözlerinden satırbaşları şöyle:
Programı izlemek için tıklayınız...
* Eskiden de cesur yazılar yazıyordum. Ama artık genel yayın yönetmeni olmadığım için insanlar bana daha rahat bakıyorlar. Yazarlık ciddi bir iş değildir. Bir tür maymunluktur. Kafesinizde 'Gelin bana' demektir. Biz yazımızı okutmakla mükellefiz. Orada bize 'kafes' verilmişse biz gerekeni yapmalıyız. Ekmeğimi hak etmek için çok çalışıyorum. 'Maymunluk' deyin. Ama ben kendimi okutmak isityorum.
* Tartışmaktan korkmuyorum. Ama kötü alışkanlıklar var. Birtakım rol modellerimiz var 80'li 90'lı yıllarda başladı. Birbirine lakap takıyorsun 'liboş' gibi. Her gün yazıyorsun. Zaten seni okumaya hazır fanatik taraftarlar var, onlar seni okuyor. Bunun adı da yazarlık oluyor. Ne yazık ki bu tembellik genç kuşak yazarlarda da var.
TWITTER'DAN SIKILDIM, FACEBOOK'U DÜŞÜNÜYORUM
* Twitter'dan sıkıldım. Çünkü hayal kırıklığına uğradım. Çok ciddiye aldım. Herkese cevap yazmaya kalktım. Meğer öyle yapılmazmış. Ağır abiler fikirlerini söyler öbürleri tartışırmış. Baktım kitap gazete okuyamıyorum, ayrıldım. Ben çok ince esprilerle girdim oraya ama o kadar kötü niyetli kişiler çıktı ki... Ben orayı bir eğlence işi olarak gördüm. Orası ciddi olanla kişisel kompleksin magması bir yer. Orada herkes hayatı boyunca kendisine yük olmuş duyguların tedavisini yapıyor.
Facebook'a girmek istiyorum. Facebook'a girersem ciddi gireceğim. Merkezinde benim olduğum bir dünya yaratmak istiyorum.
* Daha çok yabancı dizi izliyorum. Türk dizileri çok başarılı. Yeşilçamı da çok beğenirdim. Bugünkü dizilerin başarısı da oradan gelir. En büyük yazarların takma isimlerle yazdığı senaryolar vardı.
JÜRİ ÜYELİĞİ
* Paraya hayati önem veren dönemi geçtim. İyi de para aldım. Ama para için değil. Müziği seviyorum. Ben kendime gazeteci olarak bakmadım. 'Entertainment'ım. İnsanları eğlendirmeyi seviyorum.
Türkiye'de herkes kendisini çok ciddiye alıyor. Hayatımda hiçbir zaman ne işim ne de yazdığım yazılar benim bir numaralı meşgalem oldu. İstemedikçe verir Allah diye de bir şey var ya...
* Ben hiçbir zaman ülkemin gerçekleriyle yaşamıyorum. Issız Adam'ı niye çok seviyorum? Öyle bir mahalle yok Türkiye'de. Ben Beykoz konaklarında oturuyorum. Neden? Çirkin bir şey görmeyeyim diye. Kendime bir ada yaratıyorum.
SONRADAN GÖRMEYİM
* Ben sonradan görmeyim. Çünkü iyi şarabı kırkımdan sonra içtim. İyi yemeği kırkımdan sonra yedim.
* Günde ortalama 8 yalan söylerim. 12 tane söylüyorsan ortalamanın üstündesin. '4 tane söylerim' diyorsan da yalan söylüyorsundur. Yalan insanın gündelik hayatını kurtaracak bir şeydir.
* Başkalarının ahlaksız dediği şey benim için ahlaksız değil. Ama benim de altına inmeyeceğim bir çizgim var.
SABAH AKŞAM ÇIRILÇIPLAK AYNANIN KARŞISINA GEÇERİM
* Ayıptır söylemesi benim narsist yanım kuvvetli. Her sabah ve her akşam çırılçıplak aynanın karşısına geçer ve kendime bakarım. Kendimi beğenirim. Kıvanç Tatlıtuğ gibi değilim ama ayakta duran bir erkeğim. Aynada güzel bir şey görmeye çalışıyorum. Bunun için de yediğime içtiğime dikkat ediyorum. Her gün kırk dakika yüzüyorum.
CESURCA YAZMAK...
* Genç yazarlar 70'lerin kafasıyla yazıyorlar. Cesur duruş arıyorum. Siyasette cesurca yazılacak bir şey kalmadı. Ama hayatta var. Gay'lerle ilgili, sıradan insnlarla ilgili, kendi hayatlarımızla ilgili... Bu çağda itiraflara ihtiyacımız var.
* Erkek olarak kendime hak gördüğüm bütün şeyleri kadına da hak görüyorum. Bunu söylemek benim için cesurca bir şey değil.
DİZİLERDE BAŞÖRTÜLÜ KADIN TARTIŞMASI
* 20 yıl gazetecilik yaptım. Gazetelerin üçüncü sayfalarını da yönettim. Aldatan kadınların yüzde ellisi başörtülü. Cinayet işleyen, soygun yapan kadınların yüzde ellisi türbanlı. Dizilere bu kimlikleriyle de girecekse o bir gerçeklik taşıyor. Başörtülü kadınlar ahlak dürüstlük abidesi olarak gösterilecek... Ben buna karşıyım.














