BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Vecihi Hürkuş’un düşürdüğü uçaktan sağ çıktı Müzeyyen Hanım, ancak o uçağın düşmesine neden olan belki de “Anılarım” diye sarıldığı iki ağır tahta bavuldu. Uçak uçurmayı bildiği söylenen ama kendisi az bilinen Müzeyyen Hanım hakkında belki de ilk kez bir şeyler aydınlığa çıkacak. Hepsi 25 Mayıs’ta vizyona girmesi planlanan ‘Hürkuş: Göklerdeki Kahraman’ filminde... Detayları konuşmak için Müzeyyen karakterini canlandıran oyuncu Perihan Ünlücan’la buluştuk. Sohbet filmlerden başladı, Türk sinemasında kadınların daha az kazandığından bilime kadar uzandı. Şaşırmayın, Ünlücan Kocaeli Üniversitesi Fizik mezunu. Kariyerinde sinemayı tercih etmiş ama bilimden kopamamış. Set zamanı senaryo, boş zamanlarında da makale okuyor. Gerisini Ünlücan’dan dinleyin... HT Pazar'dan Ece Ulusum'un haberi...

Bu sinema filmine dahil olma sürecinden söz eder misiniz?
Kudret Sabancı’yla çalışmak istedim, çok önemliydi benim için. Vecihi Hürkuş çok önemli tarihi bir figür, kahraman. Genelde Şener Şen tiplemesiyle biliyoruz ama ondan ibaret değil. Bana teklif ettikleri karakter Müzeyyen Hanım’dı ve tarihte kendisi hakkında çok bilgi yok. Kudret Bey ile araştırdık, biraz da yorumladık.

Role nasıl hazırlandınız? Geçmişe adapte olmak ayrıca bir mesele...
1920’lerle ilgili okumalar yaptım, yönetmenle uzun uzun konuştuk. Burası bilgi kısmıydı. O dönemin kıyafetlerini giyip saç ve makyaj bittiğinde bir anda dönemin ruhuna giriyorsunuz, hareketleriniz bile yavaşlıyor.

Müzeyyen Hanım hakkında ne anlatabilirsiniz?
Müzeyyen bir asker eşi, kocası Şakir Hazım ile savaştan kaçmaya çalışıyorlar. Müzeyyen onca karmaşa ve savaş durumunda bile kocaman 2 tahta valizini bir türlü bırakamıyor. Uçağa bu kadar ağırlıkla alınamayacağı söylenince Anadolu’ya yürüyerek gitmeyi de düşünüyor. Sürekli aynı şeyi söylüyor, “Anılarımı bırakamam...” Uçağa biniyor ancak olanlar oluyor. Tüm detayı anlatmayayım...

Uçak uçurmayı bildiğini yazanlar da var.
Teyit edebildiğimiz bilgiler üzerinden ilerledik... 

O dönemde siz yaşasaydınız nasıl biri olurdunuz?
Çok daha güçlü ve toparlayıcı olurdum. O zamanlara dayanabilmek için daha fazla güç gerekirdi. Kadın çok önemlidir. Dönem ve koşullar ne olursa olsun kadın bütün değişimlerde çok etkili. Müzeyyen de buna çok güzel bir örnek olacak. Gerçi kadınlar bugün daha güçlü...

Müzeyyen’le ortak noktanız nedir?
Duygusallık. Anılarını bırakmayacak kadar romantik, ben de çok romantiğim.

‘ÖYLE BİR DÖVÜŞÜRDÜM Kİ!’ 
Size neden sürekli dönem filmi teklifleri geliyor?
Bakışlarım mı hüzünlü acaba... Belki de fiziksel olarak yakıştırılıyor. 1920’ler, 1940’lar, 1970’lerde geçen eserlerde yer aldım. Günümüzü yaptık ama tutmadı. İnşallah ya çok geçmişe ya da çok geleceğe gidebilirim. Mitolojik karakterleri ve bilimkurgu hikâyelerini çok seviyorum. Herhalde benim için yazılmış karakterler var ve ben onları bir şekilde buluyorum. Her canlandırdığım karakter, anlamlı bir hikâyede önemli bir detaydı...

Sete girince 80 yıl geçmişe gidiyorsunuz, setten çıkınca hop buradasınız. Zaman yolculuğu gibi olsa gerek.
Çok komik oluyor bence. Üstümde dönem kostümü, altımda son model bir spor ayakkabı ve WhatsApp’ta yazışıyorum. Tuhaf bir hal ama eğlenceli.

“Keşke ben oynasaydım” dediğiniz roller var mı?
Yine geçmişe gideceğim ama Vesikalı Yarim’de Türkan Şoray’ın rolü, hayranıyım. Bir de Sarışın Bomba’daki ajanı canlandıran Charlize Theron’u canlandırmak isterdim. Öyle bir dövüşürdüm ki!

Bir gün onca emek verdiğiniz işinizin sonu gelse ve tüm ününüzü kaybetseniz ne yapardınız?
Ün benim için çok önemli değil. Zaten ün benim canlandırdığım karakterlere ait, bana değil. Oyunculuk yapamazsam dünyanın sonu değil ama yapmayı çok isterim. İnsan her şeye alışır, buna da alışırdım.

Hollywood’da aktörlerin aktrislerden daha fazla kazanması tartışılıyor. Türkiye’de durum nedir?
Kesin var. Sinemada da çok güçlü kadın karakterler yazılmıyor zaten, her zaman erkek karakterler ön planda. Tam tersi olursa belki denge değişir. Bu durum bütün mesleklerde böyle, kadına hak ettiği verilmiyor.

"CANIM SIKILINCA SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜNÜ OKURUM"

Neler okursunuz? Neler dinlersiniz?
Öykülere çok düşkünüm. Edebiyat dergileri okurum. Öyküler bana yol gösterir. Yazar Alejandro Zambra’yı çok severim. Sürekli başvurduğum, canım sıkılınca zamanı durdurup okuduğum bir kitap var, Saatleri Ayarlama Enstitüsü. Çok önemli eser, herkes okumalı. Şiirde de İkinci Yeni’ye bayılırım. Bakın dönem filmlerinde oynamam sürpriz değil, buradan geliyormuş. (Gülüyor.) Müzikteyse dünya müziklerini keşfetme merakım var. Ama ağırlıklı olarak caz dinlerim. Klasik müzikte olmazsa olmazım Rus besteci Dmitri Şostakoviç ki caz eserleri de var. Ama itiraf edeyim 90’lar Türkçe pop da dinliyorum.

Arabesk?
Elbette. Arabesk bana yardım bile ediyor. Bir karakterimin ruh haline bürünebilmek için sürekli Yıldız Tilbe dinliyordum ve çok işime yaradı.

İstanbul’da nerelerde vakit geçirirsiniz?
Cihangir’de oturduğumdan oraları seviyorum. Bebek, Nişantaşı da en çok vakit geçirdiğim yerler. Caddebostan’da bisiklete binmeyi de severim. Bana şöyle geliyor, evlenip çoluk çocuk sahibi olduğumda Anadolu yakasına taşınırım. Hızlı hayat Avrupa, sakin hayat Anadolu yakasında geçermiş gibi geliyor.

Uzun zamandır bir oyuncudan bu kadar net yanıtlar almamıştım...
Kimisi ilginç. Yani bu söylediklerim benden ne eksiltir ki? Doğal olana karşı yapılan her eylemin acısı bir gün çıkar, hepsi geri alınır. Belki kariyer planlamasından dolayı doğallıktan uzaklaşmayı benimsiyor olabilirler ama bunu yapmak istemem. Bu benim anlayamadığım bir durum.

‘BİLİMDE DE GERİ KAFALIYIM'

Şu sıra uygulamalar aracılığıyla herkesin dinlendiği, gizlice izlendiğine dair kaygıları var. Sizin var mı?
Ben bu konuda cidden paranoyağım. Hadi biraz bilim konuşalım! (Gülüyor.) Komplo teorim şu; akıllı telefonların arkasındaki logoların içine bir takip cihazı, kamera yerleştirilmiş olabilir. Nanoteknoloji bunu mümkün kılıyor. Teknoloji şu an bizim düşündüğümüzden daha ileride, sadece halka yavaş yavaş arz ediyorlar. Teknolojiden korkmuyorum ama okuduğum makalelerden yaptığım çıkarımlar beni endişelendiriyor. En son okuduğum bir yazıda, kendi inisiyatifiyle laboratuvardan kaçan bir yapay zekâ olduğundan söz ediliyordu. Şimdi bu korkutucu değil mi? Gerçi ispatlanmadan bilemeyiz.

Sizi şu zamanlarda heyecanlandıran bir keşif var mı?
Galiba bilimde de geri kafalıyım ama ben izafiyet teorisini çok ilginç buluyorum. İspatlandığı söyleniyor ve bu beni gerçekten çok heyecanlandırıyor. Açıkçası izafiyet teorisine âşığım. Bu buluşun nelere imkân sağladığını bir düşünün, zaman yolculuğu neden olmasın?

Bu kadar ilginç şeylerden bahseden birine sormam gerek, evinizdeki en ilginç nesne nedir?
Atari. Evimde hâlâ onlardan bir tane var ve canım sıkıldıkça oynuyorum. Parmaklarım çok yoruluyor ama. (Gülüyor.)

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000
2000