Yemek mi yiyoruz kazık mı?
25 TL'ye makarna, 15 TL'ye tost...
TARTIŞMAYA açtığımız lüks restoranların yemek fiyatları değil... Dekorasyonundan mutfağına, servis yapan personelinden manzarasına birinci sınıf bir restorana yüksek bir hesap ödemeyi göze alarak gidersiniz. Peki ya diğerleri? İstanbul’da, Ankara’da, Antalya’da, İzmir’de bugünlerde herkes hesaplardan dert yanıyor. 15-20 TL’ye salatalar, 25 TL’ye makarnalar elbette ‘bunun maliyeti nedir ki?’ sorusunu doğuruyor. Çay-kahveye bile 7- 8 TL yazılan cafe ve restoranların fiyatlarını, işletmecilere sorduk... Yemek yerken neden kazık yiyoruz?
Gülin YILDIRIMKAYA
gulinyildirimkaya@haberturk.com
‘Fiyatlar yüksek ama ucuz olunca da gelmiyorlar!’
TURYİD Başkanı Barış TANSEVER: Sunset Gril&Bar Sahibi
‘Bilmem ne pasajında 28 liraya yediğiniz salatayı en iyi restoranda 17 liraya yersiniz’
GEÇENLERDE milyarderlerin hayatındaki restoranlarla ilgili araştırma yapmışlar, Türkiye’deki restoranlar diğer ülkelere göre çok ucuz. Fiyatların Türkiye’nin alım gücüne oranla pahalı olduğu doğru ama şöyle bir şey var. 16 senedir Sunset’i işletiyorumve bu pahalılık ucuzluk konusunu kafamda bir türlü çözebilmiş değilim. Biz öğlenleri yemek ve içki fiyatlarında % 40’a varan indirim yapmamıza rağmen 30-40 kişi geliyor ama akşamları nedense 300 kişiyi buluyor. Bunu gerçekten çözemedim. Nefis Boğaz manzaralı bir yerde % 40 daha ucuz yemek yiyebilecekken neden bilmem ne AVM’nin içinde neredeyse iki katına yiyorlar? Bilmem ne pasajında 28 liraya verilen somonlu salatayı, ülkenin en güzel lokantalarında 17 liraya yiyebilme imkânınız varken oralara gidiyorsanız, ben bunu anlayamam..
İşletmeci Emre Ergani:
‘Yüksek maliyetler mecburen fiyatlara yansıyor‘
NASIL bir lüks otomobilin fiyatını eleştirmek yerine özelliklerini ve konforunu konuşuyorsak, lüks mekânların da servis kalitesini ve sunumunu konuşmamız gerek. Dünyanın her yerinde lüks mekânlar diğer mekânlara göre fiyat farklılıkları gösterir ki Türkiye’de yemekler dünyadaki örneklerine göre daha düşük fiyata servis ediliyor. İstanbul’a baktığımız zaman popüler bölgelerdeki maliyetler diğer bölgelere göre çok yüksek. Popüler bir bölgede zaten kira yüksek oluyor. Tüm projeler mimari bir ofisten geçiyor, servis kalitesini üst düzeyde tutmak için ciddi yatırım yapılıyor. Bu yüzden fiyat farklarının olması çok normal. Ekstrem örnekler verilerek fiyatların fahiş olduğu gibi genel bir kanıya varmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Söz konusu örnek kahve ise; bugün beş yıldızlı otellerdeki fiyatları bir araştırın derim. Yüksek maliyetler mecburen fiyatlara yansıyor.
‘Fena kazıklanıyoruz, fiyatları aklım almıyor!’
VATAN Gazetesi Yazarı Mutlu TÖNBEKİCİ:
‘Lezzet için para veririm’ diyenlerdenim. Buna rağmen fiyatlar beni çok rahatsız etmeye başladı’
RESTORAN fiyatlarının çok yüksek olduğu fikrindeyim. Geçen gün Tepebaşı’nda bir restoranda kişi başı 10 TL kuver parası verdik. Gelen hesaba “Ne bu?” diye baktık. Altı kişi olsak 60 TL masada kuver masrafı olacak! 23 TL bir zeytinyağlı tabağı. Anormal bence. Aklım almıyor fiyatları. “Lezzet için para veririm” diyenlerden olduğum halde bu fiyatlar beni çok rahatsız etmeye başladı. Ciddi olarak kazıklandığımı düşünüyorum. Makul fiyatlı olan yerler de nedense takdir edilmiyor. Kimisi de kazıklanmayı mı seviyor diye düşünmüyor değilim.
The House Cafe Ortağı Canan ÖZDEMİR:
‘Cirolarımız büyük ama kâr paylarımız düşük’
“FİYATLAR yüksek” eleştirilerine ben de bazen hak veriyorum, bu sektörün içinde değilken şikâyet ediyordum ama sektöre girince inanılmaz değişkenlere bağlı olduğunu görüyorsunuz her şeyin. Fiyatlarımız ucuz demiyorum ama çok yüksek de görmüyorum. Bir kafe açarken metrekaresine 2 bin Euro harcıyoruz, 1.5 milyon dolara kadar gidiyor maliyetler. 350 liralık masalarda oturuyorsunuz, her gün taze çiçek konuyor masanıza... Bu demek değil ki ben istediğim fiyatı koyarım ama kazanabileceğimizin minimumunu kazanıyoruz. 35 liralık bonfileyi eleştiriyorlar, o bonfileden para kazanmam için 55 liraya satmam lazım, ama yapmıyorum. O kadar büyük ciroların içinde çok küçük kâr payları dönüyor.