Herkes kendine yontuyor
Tophane'de sanata saldırı "şeriatçı kalkışma" mı, "ulusalcı provokasyon" mu, "rutin bir kavga" mı?..
HABERTURK.COM / ÖZEL HABER
İstanbul Beyoğlu’daki Tophane semtinde, dün akşam toplu açılışları yapılan sanat galerilerine saldırı düzenlenmesi, ülkedeki klikleri bir kez daha harekete geçirdi. Cop ve şişelerin havada uçtuğu ve beş kişinin yaralandığı saldırıyı, herkes diğerini karalamak için kendine yonttu.
Saldırıya uğradıktan sonra polise ifade veren sanatçılar olayı bir linç girişimi olarak nitelendirirken, sanatçı Bedri Baykam bunun, “17 yıl sonra Madımak provası” olduğunu söyledi. Haber de pek çok medya kuruluşu tarafından, “içki içildiği için sanat galerisi basıldı” şeklinde verildi.
Ardından, tam tersi kanattan bir değerlendirme geldi. Bir haber sitesinde, bunun “hiç de içki meselesi” olmadığı iddia edildi.
ATATÜRK FARKLI GÖSTERİLDİ DİYE Mİ?
Taraf gazetesinden Pelin Cengiz’in Twitter’da yazdıklarından yola çıkılarak dile getirilen iddiaya göre bu saldırı “ulusalcı işi”ydi. Dün gece açılan sanat galerilerinden birinde “Atatürkçü tapınma radikal şekilde yerildiği” için saldırı ulusalcı gruplar tarafından düzenlenmişti.
Sözkonusu çalışma, Extramücadele adlı projeydi ve projedeki bazı fotoğraflarda Atatürk çok farklı şekilde gösteriliyordu: “Melek Atatürk ya da Rodin Kemalist olsaydı” isimli fotoğrafta olduğu gibi…
VALİ: “KAVGANIN NEDENİ SOKAK DARLIĞI”
Daha sonra İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, beş kişinin yaralandığı saldırıyla ilgili açıklama yaptı. “Örgütlü bir olay yok” diyen Mutlu, “Sanat galerisinin darlığı nedeniyle sokağa taşan insanlarla, çevredekilerin dar sokaktaki tartışması kavgaya dönüşmüş. Rutin bir kavga olayı. İfade edildiği gibi 30 kişinin saldırısı filan yok. Birkaç kişi sadece tartışmaya girmiş ve tartışmada taraf olmuş” şeklinde konuştu.
TOPHANEHABER.COM’DAN UYARI!
Bu konuda aslında en güzel ve açıklayıcı veri, kavganın yaşandığı ve muhafazakâr gruplarıyla bilinen Tophane’nin e-gazetesinde yer alıyor.
Siteye göre “Onlarca yıldır her türlü dinden, eşraftan ve etnik yapıdan insanı huzur içinde kucaklayan Tophane’nin sosyal yapısı, kültürü ve saygınlığı adeta taciz ediliyor.”
Sitenin iddiasına göre Tophane semti son yıllarda yepyeni bir değişimle karşı karşıya: “Özellikle son yıllarda bazı medya kuruluşlarının bilinçli olarak gündeme getirdikleri ‘mahalle baskısı’ kavramının arkasına sığınarak, bundan cesaret alan birileri semtte yaşayan ailelerin sosyal yapısını, kültürünü, saygınlığını, gelenek ve göreneklerini resmen taciz ediyorlar.”
“CAMLARA ATLETLE ÇIKIYORLAR”
Site, tacizin nasıl yaşandığını şöyle anlatıyor:
“Tophane eski bir İstanbul semtidir. Daracık sokakları ve eski yapılarıyla onlarca yıldır Müslüman, Yahudi, Hıristiyan, Ermeni, Rum, Türk, Arap, Kürt, Laz, Romen gibi her türlü dinden, eşraftan, etnik yapıdan insanı kucaklayan bir semttir Tophane. Ancak bugün Tophane insanının sosyal yapısı, kültürü, saygınlığı adeta taciz edilmektedir.
Türk Gücü Sokağı, Kumbaracı Yokuşu, Boğazkesen Caddesi, Lüleci Hendek Caddesi, Serdar-ı Ekrem Caddesi, Yeni Çarşı Caddesi gibi semtin birçok cadde ve sokağında açılan sözde sanat merkezleri, oteller ve eğlence mekânlarıyla sosyal yapıya kelimenin tam anlamıyla ‘çıkın buradan dışarı’ denilmektedir. Ne yazık ki yerel yönetimlerini de bu sorunlarına karşı semt insanı tam olarak yanlarında görememektedirler.
Tophane eski bir İstanbul semti olduğu için dar sokaklara ve iç içe olan yapılara sahiplik yapan bir semttir. Semt sakinleri bugüne kadar camlara atletle dahi çıkmaktan itina edip karşı komşusunun ailesine saygı göstermekteyken bugün yeni yeni gelen insanlar (otel müşterileri, cafe müşterileri) camlara neredeyse iç çamaşırlarıyla rahatlıkla çıkabilmektedir.”
YORUMCULARDAN TEHDİT: “USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR”
Yazının son cümlesi, tehditle karışık uyarı niteliğinde: “Bu durum zaman zaman meydana gelen ve artması muhtemel sözlü tartışma ve kavgalara neden olmaktadır.”
Ama asıl tehdit, bu yazıya yapılan yorumlarda. İşte, hataları düzeltilmemiş yorumlardan birkaç örnek:
* Tophaneli insanımız şu dönemler Tophaneyi bara hostellere pavyonlara kaptırdık yapacak bir şey kalmadı diyorlar. Herkes kendi mahallesinde apartmanında gayri ahlaki şeyleri gördüğünde arkasını dönmeyecek. Yapacak çok şey var.
* bence önce belediye başkanına sonrada hostel ve içkili mekan sahiplerine tophaneyi ve tophanelileri öğretmemiz gerek. Osmanlı ne güzel demiş: Nuh ile uslanmıyanı etmeli tektir tektir ile uslanmıyanın hakkı kötektir
* sayın mısbah bey bogazkesen caddesınde sanat galerı sı adı altında verilen içkili partilere artık bi dur deyin adamlar ellerınde içki kadehlerıyle tüm caddeyi yürünmez hale getiriyor semt te ailelerin içinde sokak ta içki içme yetkisi veriyor bunları neden uyarmıyosunuz cezalar kesmiyasunuz bumu sanat yollara oturup içki içmekmi bu işleri hallet başkan bi işe yara yoksa biz hallederiz
* Bir düşünür derki herkes kendi sokağını süpürse çöpçüye gerek kalmaz o zaman bizde bizden olmayan bu pislikleri temizleyelim ve mahallemiz temiz kalmaya devam etsin insanlık bozulmasın vatana hizmet etmiş oluruz değişime hayır
AL SANA KENTSEL DÖNÜŞÜM
Beyoğlu, kentsel dönüşümünün en sıkıntılı günlerini şu sıralar yaşıyor. Farklı kültürler ve yaşam biçimleri yan yana düştükçe artık daha ciddi çatışmalar yaşanıyor.
Ramazan ayında da yine Tophane’de Ramazan davulcuları hostellerde kalan yabancı öğrencileri taciz etmiş, onları korkutmak için davulla “we will rock you” parçasını çalmışlardı.
Yani olay belki Baykam’ın dediği gibi bir “Madımak provası” değil ama, Vali Mutlu’nun dediği gibi “rutin bir kavga olayı” hiç değil.
Bölgede, rutinin daha fazla rutinleşeceğini gösteren işaretler giderek artıyor çünkü…