Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Siyaset Müslümanların, dini bütünlerin ezildiği edebiyatı

        Artık çok sıkıldım bu ülkede Müslümanların, dini bütünlerin ezildiği edebiyatından... Eğer Müslüman’dan kastınız, siyasal İslam’sa, yani dini referanslara göre toplumu şekillendirmek isteyen akımlar ise demokrasiye inanan herkesin bu tip akımlarla mücadele etmesi lazım. Elbette demokratik yollardan! İnsanların neye inanıp neye ibadet edeceklerine ve ibadet şekillerine devletin karışması, düzenlemesi ve direktif vermesi kabul edilemez. Böyle bir devlet düzeni kurmak isteyenlerin, insanların yaşam biçimlerine saygı göstermesi beklenemez. Otoriter rejimlerden hiçbir farkı yoktur, dini esaslara göre kurulan bir devletin. Yaşamını, ilişkilerini dini referanslara göre kurmak ve ona göre yaşamak ise özgürlüklerin en kutsalıdır. Etnik kimliğine sahip çıkmak gibi... Kimse yan gözle bile bakmaya cesaret edemez bu özgürlüğe... Hiçbir kişinin ve kurumun hakkı değildir akıl vermek. Ve ayrıma tabi tutmak.

        *

        Bu ülkenin kurucu felsefesinin dine mesafeli yaklaşımı ya da onu tek elden düzenlemeye kalkması savunulamaz elbette. Ama “Yıllardır bize eziyet çektiriyorlar” anlayışını en son dillendirecek kesim de aynı kesimdir! Maalesef bu ülke aydını yok edilmiştir. Komünisti, sosyalisti ezilmiştir. Hak arayan işçiler sessizleştirilmiştir. Şairleri sürülmüştür. Kürt’ü yok sayılmış, ana dili yasaklanmış, kültürü yok hükmüne alınmıştır... Devrimcisi dayak yemiştir... Sendikacısı küçük-güdük kalsın diye her türlü oyunlar oynanmıştır. “Kürt var” diyenler yıllarca hapiste çürütülmüştür. İnançlara saygı mı dediniz? Bu ülkenin Alevilerini ne yapacağız? Alevi köylerine özellikle cami yapılmasını ben mi emrettim? Cemevlerini ibadethane saymamak için bin çeşit fikri kimler üretiyor? Bir gün kendinizi bir Alevi yerine koyun ve tüm cumhuriyet döneminde inançlarına yönelik olarak yapılan baskıyı düşünün. Ezilmekten, yok sayılmaktan, insan yerine koyulmamaktan şikâyet edenler, dönüp dolanıp hep birkaç argümanı önümüze koyuyor. Camiler mi kapandı? İnanan inanmayan herkesten toplanan vergilerle camilere imamlar mı atanmadı? Kuran öğrenmek isteyenler, gidecek Kuran kursu mu bulamadı? Ne oldu? “Ben Müslüman’ım” diyenler hapishanelere mi atıldı; Kürtler gibi, komünistler gibi? Türbana özgürlük diye haklı bir talebi seslendirirken, bombalar mı atıldı okul çıkışlarında üstünüze? Kontrgerilla tipi örgütlenmeler, sizleri dizginlemek için mi kuruldu? Gece yarıları evleriniz mi basıldı, cumhuriyet tarihi boyunca... Köyünüz mü basıldı, dışkı mı yedirildi? Bölücü sayılarak köyleriniz mi yakıldı? Askerler, ana-baba, çocuk yaşlı demeden kurşunladı mı sizleri? Kalanları da memleketin dört bir yanına mı sürdü? Kitaplarınız mı yakıldı? Yakıldıysa yarıştıralım mı haksızlığın boyunu! Yayıncılarınız mı hapislere atıldı? Atıldıysa yarıştıralım mı? Kim kimi horgördü? Aşağıladı? Yarıştıralım mı? Kürt, eğitimsiz, cahil bir avuç amele sayılmadı mı bu ülkede? Sizler “kıro”nun kime denildiğini sanıyordunuz? Aşkale’ye taş kırmaya mı yollandınız? Varlık vergileriyle sahip olduğunuz serveti, yok pahasına mı kaybettiniz? Sadece azınlık olduğunuz için bu ülkeden kovulmak zorunda mı kaldınız? Vakıflarınıza el mi konuldu? “Yeşil kuşak kuracağız. Allah’sız kitapsız Moskova’nın etki alanını yok edeceğiz” diye kimlerin önü açıldı? Her apartmanı Kuran kursu veren bir eğitim ocağına dönüştüren bu ülkenin darbecileri değil miydi

        *

        “Ezilmekten, horlanmaktan” bahsedenlerin, koca bir cumhuriyet tarihini Müslümanlara yönelik baskı olarak göstermelerine artık tahammül edemiyorum. İnsan haklarına saygılı bir toplum kurulacaksa, artık “bize yapılanlar” söylemini bırakmamız gerekmiyor mu? İşin özetine bakınca, ne türbanlı gördüğünde irkilen Kemalistlerden, ne de “Müslümanlar ezildi ” edebiyatıyla toplumu koca bir ikna odasına sokmaya çalışanlardan hoşlanıyorum. Ben, “İnsanca yaşamak için etiket sahibi olmak şart mı?” diye soranlardanım.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ