Ağaoğlu, Maslak’ta duvara çarptı

Fatih Altaylı yazdı...

29 Mart 2013 Cuma, 08:38:59Güncelleme: 15:06:19
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
Ağaoğlu, Maslak’ta duvara çarptı Sonra Oku

GEÇEN hafta bir telefon geldi. Başbakan’ın gezisinde, yurtdışındayım.İfadeye çağırıyorlarmış.Ali Ağaoğlu benden şikâyetçi olmuş. Açtığı davalardan sonuç alamayıp “Haberler doğru” yanıtını alınca, yollamaya çalıştığı “tekzipler” yargı tarafından “Doğru haber, tekzip edilemez” diye geri çevrilince bu kez beni şikâyet etmiş. “Gazetesine ilan vermiyorum diye aleyhimde haber yapıyorlar” diyerek. Güldüm. “Dönüşte gelirim ifade vermeye” dedim. Doğru. Ali Ağaoğlu her yere ilan veriyor ama bize vermiyor. Ama dediği gibi değil mesele. O ilan vererek gazete susturmak istiyor, bildiği gibi devletin ormanlarında at koşturmak istiyor. Biz ise buna gelemiyoruz. O bize ilan vermediği için biz haber yapıyor değiliz, tam aksine o, biz haber yaptığımız için ilan vermiyor. Parasıyla satın alamadığı medya görünce inanamıyor. Onun parası bize yetmiyor, derdi o. Ama Allah’ın da sopası yok ki kafasına vursun.Ben, Ağaoğlu beni şikâyet etti diye mahkemeye gidip ifade vereceğim.Bir başka mahkeme, Ali Ağaoğlu’nun bizim tarafımızdan haber yapılan ve rezilliği belgelenen “Maslak 1453 Projesi“ni iptal etti. Ali Ağaoğlu, projeleri yere atıp “Bu değil, bu da değil” dedi ama son olarak Türk adaleti, “Bu hiç değil” diyerek Maslak Projesi’nin fişini çekti. Bizim yazdığımız her şeyin doğru olduğu, bu projeyle ilgili ortaya çıkardığımız tüm rezaletlerin gerçek olduğu böylelikle bir kez daha kanıtlandı. Ali Ağaoğlu, beni mahkemeye vermeye devam etsin. Gider ifademi veririm, gerekirse yargılanırım. Biz bu memleketin ormanlarının, yeşil alanlarının talanını engellediğimiz için yargılanacaksak, yargılanırız. 
Not: Ağaoğlu’na yine dev bir kıyak yapıldığını ve kendisine kimselere verilmeyen bir imar izni verildiğini, İstanbul’un bir başka bölgesinde inanılmaz bir emsal artışıyla güzellik yapıldığını da öğrenmiş bulunmaktayım. Birkaç gün içinde onu da sizlere aktaracağız. 

Öcalan’da tek değişen 

EN çok sorulan sorulardan biri şu: “Ne oldu da terör bitme aşamasına geldi. Ne oldu da Öcalan fikir değiştirdi.”Konuyu yakından bilmeyenler, olayın seyrini izlemeyenler, bazı bilgilere sahip olmayanlar için çok yerinde sorular bunlar. Öncelikle Abdullah Öcalan’dan başlayayım. Öcalan’da hiçbir değişiklik yok. Terör örgütünün lideri hep aynı şeyi söyledi. Ben kendisiyle Barelias’ta görüştüğümde de, İmralı’daki mahkemede de, şimdi de! O zaman da “Devlet benimle işbirliği yapsın, terörü bitirelim” diyordu. Barelias dönüşü devlet görevlileri benimle görüştükleri zaman, kendilerine “OHAL bölge valiliği önerin. Terörün kökünü kazıyacak gibi görünüyor” demiştim. Yakalandıktan sonra da aynı telden çaldı Öcalan. “Devletime hizmete hazırım” dedi. Teröristlerini sınır dışına çekmeyi teklif etti. O günlerde devlet adına kendisiyle görüşenlerin, “Hepsini çekme. 500’ü Türkiye’de kalsın” dediği sır değil. Ortaya çıktı zaten. Yine aynı dönemde Öcalan’ın, “Biz sınır ötesine geçelim. Barzani’ye karşı Türkiye’nin kozu olalım” dediğini de bilenler biliyor. Öcalan böyledir. Kürt kökenli bir aydının çok güzel tarifiyle, “Tarlasını yağmur yağan yere taşır”. Asıl değişiklik ise devlet tarafında. Geçmişte Öcalan’ı kontrol eden ve onunla devlet adına görüşenler, Öcalan’dan terörü bitirmekte değil, terörü kontrol etmekte ve yönlendirmekte işbirliği yaptılar. Başka türlü olsa Öcalan, İmralı’dan örgüte “Terör yapın, halk savaşı ilan edin, KCK’yı kurun” talimatlarını gönderebilir miydi! Ya da 2004’te “Topyekûn saldırıya geçin” diyebilir miydi! Öcalan’ın İmralı’daki kontrolü el değiştirip MİT’e, daha doğrusu Hakan Fidan’a geçince sistem değişti.Tek değişen budur. 

Bu rapor neye neden olacak!

ERGENEKON davasından tutuklu bulunduğu sırada, ağır hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden Kuddusi Okkır ile ilgili ölüm raporu tamamlanmış. Okkır’ı hatırlarsınız herhalde. Ergenekon davasına kadar adını duymamıştık. “Ergenekon’un kasası” olarak tanıtılmıştı o günlerde. Ölünce cenazesini belediye kaldırmıştı, ailesinin parası olmadığı için. Ölüm raporunda ciddi suçlamalar var. “Kendisiyle ilgilenen doktorlar mesleki özen göstermedi, cezaevi yönetimi durumun ciddiyetini kavrayamadı.” Peki bu tespitler neye yarayacak! Devlete emanet edilen bir tutukluya “gereken özeni göstermeyen” doktorlar ve “durumun ciddiyetini kavrayamayıp tutuklunun ölümüne sebebiyet veren” cezaevi yönetimi hakkında bir işlem yapılacak mı? Yoksa bu rapor “Elde bir rapor olsun” diye mi hazırlandı. 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Hatalarımızı başkasının üzerine atarak vicdan azabından kurtulamayacağımızı anladığımız zaman.