Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Yaşam 'Yargıçlar boşuna mı çalışıyor?'

        Zeynep YILDIRIM / AHT

        Taksim’de göstericilere pala ile saldırdıktan sonra yurtdışına kaçan ve yakalama kararından sonra Türkiye’ye gelen Sabri Çelebi ile Nevşehir Hacıbektaş’ta, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a saldıran Hüseyin Satı’nın serbest bırakılması, kamuoyunda tartışma yarattı. Bir diğer tartışma konusu ise 1.5 yıldan az hapis cezalarında tutuklama olmaması nedeniyle yaşanıyor. Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Saim Köroğlu, Denetimli Serbestlik Yasası’nın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Köroğlu, 1.5 yıl veya daha az hapis cezası alanlara özgürlük yolu açan kanun maddesinin, Anayasa ile çeliştiğini öne sürdü. Köroğlu, “Hiç değilse cezaların bir süre infaz edilmesi gerek. Biz de mahkeme ve yargıçlar olarak boşuna çalışmamış olalım” dedi. Hukukçuların bir kısmını rahatsız eden bu durumu yine hukukçulara sorduk: “Yargıçlar boşuna mı çalışıyor? Suçlular ceza almadan sokağa mı salınıyor?”

        AVUKAT İSMAİL KELLEROĞLU:

        'Ceza verilmemesi vicdanları yaralıyor'

        Kesinlikle doğru bir tespit. Denetim serbestliğinden yararlananlar cezaevine girmiyor. 1 günlüğüne girenler var. Sadece dilekçe verip çıkıyorsunuz. Cezanın bir yaptırımı olması gerek. Adam hırsızlık yapıyor ancak denetimli serbestlikten faydalanıyor. Bekir Bozdağ da demişti. Belli suçlarda bu yasayı uygulamamamız lazım. Adalet Bakanlığı da bu konuya önem vermeli. Kamu vicdanını rahatsız eden suçlar vardır. Bir hâkim olarak ceza veriyorsanız adam ceza almadan çıkıyorsa bu da toplum vicdanını yaralar.

        İEÜ HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. TİMUR DEMİRBAŞ:

        'İçeri girenler daha azılı suçlu oluyor'

        Hapis cezası son çare olmalı. Cezaevleri dolu. Belli bir süreyi aşan cezalarda, suçluları topluma kazandırarak kontrol altında tutmak daha iyi. Çağdaş infazın amacı suçluyu topluma kazandırmaktır. Fakat içeri girenler daha azılı suçlu olup çıkıyor. Cezaevleri, suçlu okulu oluyor. Suçluları dışarı çıkartıyorlar, yasa yapıyorlar. Amaç cezaevlerini boşaltmak. Cezaevlerinde nüfus 140 binlere dayanmıştı, 30 bin rahatlama sağlandı. Yeni ceza kanunları, verilen cezaların miktarını artırdı, şartlı salma zorlaştı. Bu da problemlere neden oluyor. Hâkimlik stajı yapan öğrenciler, stajlarının bir kısmını cezaevinde geçirsinler. Özgürlüğün kısıtlanmasının ne demek olduğunu görsünler.

        AVUKAT AYSUN GÜMÜŞ:

        ‘Serbest kalacağını bilen biri suç işlemeye devam eder’

        Cezaların bağışlayıcı özelliklerinden biri, suçluyu topluma kazandırmak ve caydırıcı olmasıdır. Böyle bir durumda 1.5 yıla kadar ceza alanlar yasa ile serbest kalacağını bilirse suç işlemeye devam eder ve bunu kolayca yapar. Aynı zamanda mahkemelerde yargıçlara da saygı kalmaz. Yargılama sürecince hâkim karşısına çıkan biri, hâkimi ciddiye bile almaz. Bizim toplumumuz kendini yetiştiren bir toplum değil. Bu nedenle denetimli serbestliğin olmasına karşıyım, çünkü cezaların caydırıcı olacak özelliğini ekarte edecek bir durum. Ceza infaz yasasında bir düzenleme yapılmalı ve suçlu içeri girdikten sonra da ıslah edilmelidir.

        AVUKAT ÖMER KAVİLLİ:

        ‘1 gün fazladan verilen hapis cezası, özgürlükleri engeller’

        En nihayetinde bu konu mahkemelerin işleriyle ilgilidir. Yani toplum olarak yargıdan ne beklendiğiyle ilgilidir. Yargıyla hükümet kanun çıkarıp bu görevi vermiş ise, yargıcın yargılama tarafındaki kendi emeğinin peşinde durması ahlaki açıdan doğrudur ancak siyaseten vicdanlarda yerini alamaz. Suçluların cezalandırılması anlamında değil ancak ceza verenlerin kendi emeklerinin peşine düşerken, adil yargılama ilkeleri çiğnendiği için hak etmediği halde ceza alan masumların veya alt sınırdan verilmesi gerekirken, 1 gün dahi fazladan verilen hapis cezası mağdurlarının özgürlüklerini engeller. Kanun tekniğine uygun hareket etmediği yönüyle eğer Meclis eleştirilecekse, Meclis’te kanun çıkarma tekniği diye bir şey yoktur. Ceza hukuku özgürlüklerin teminatıdır.

        AVUKAT KÖKSAL BAYRAKTAR:

        ‘Sonraki yıllarda olumsuz iz bırakır’

        Hakkında ceza verilen bir kişinin cezasının bir kısmını ya da tamamını cezaevinde geçirme zorunluluğuna ilişkin bir yaklaşım, bugünkü modern ceza hukukunda yeri olmayan bir anlayıştır. Çünkü cezaevlerinin kişilerin gerek psikolojik yapılarında, gerek fiziki özelliklerinde gerekse ailevi ve sosyal ilişkilerinde, sonraki yıllarda onarılamayacak büyük olumsuz etkileri, bugüne kadar devamlı olarak görülmüştür. Bu nedenle modern ceza ve infaz, mahkûmu mümkün olduğu kadar içeri almadan çıkarmak ister.

        AVUKAT GÖRKEM ŞİMŞEK:

        ‘Ceza Kanunu ve yargıçların etkisini azaltan bir düzenleme’

        Yeni ceza infaz yasası, anadilde savunma hakkı ve özellikle çocuk hükümlülerin eğitimi ve topluma kazandırılması gibi olumlu birkaç madde içermekle birlikte, bu yasa ile suçların infazında bir yıla kadar ertelemenin yolu açılmıştır. Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair yasa ile çelişebilecek çeşitli maddelerle yaralama, tehdit, hakaret gibi suçlardan dolayı ceza almış kişilerin cezalarının infazının ertelenmesi söz konusudur. Ayrıca bu yasa, mahkûmların tahliyeleri için cezalarının son altı ayını ceza infaz kurumunda geçirme şartının da kaldırılmasıyla mahkûmlara tahliye yolunu açmıştır. Bu düzenlemelerle cezaların infazının bu şekilde geciktirilmesi ya da kısmen ortadan kaldırılması toplumda Ceza Kanunu’nun ve yargıçların etkinliğini azaltmaktadır. Yeni Ceza İnfaz Kanunu’ndaki bu düzenlemeler cezaların caydırıcı etkisini büyük ölçüde azaltacaktır.

        CHP MİLLETVEKİLİ-AVUKAT SEZGİN TANRIKULU:

        ‘1.5 yıldan az ceza için hapis verilmesi pek doğru değildir’

        Bu açıklama maalesef ceza infaz sistemine uygun bir açıklama değil. İnfaz sisteminde gelinen nokta, hapis seçeneğinin dışındaki alternatif ceza yöntemlerini devreye sokmaktır. Denetimli serbestlik bunlar arasında en etkili olanıdır. 1.5 yıldan az ceza almış insanları mutlaka hapse sokup böyle bir infazdan yarar beklenemez. Dolayısıyla mahkeme başkanının mutlaka insanları hapsedelim gibi bir yaklaşımı doğru değildir. Modern dünyaya da hukuka da uygun değildir.

        AVUKAT YUSUF YAYLACI:

        ‘Önemli olan, ceza alan insanı eğitmek’

        ASLINDA denetimli serbestlikle ilgili sorun değil. İnfaz sistemiyle ilgili bir sorun. İnsanları eğitip medeni hale getirmezseniz olmaz. Haklı yanları da var ama sağlıklı bir yaklaşım değil. Hırsızlar girip çıkıyor, içeride yıllarca da tutsak kalsa yine hırsızlık yapacak. İnsanın eğitme yanını ön plana çıkarmadan sadece cezalandırmakla olmuyor. Önemli olan, ceza alan insanı eğitmek. Mesela adamın kafasında bir namus kavramı var. Bu insanı eğitemiyorsunuz. Sosyolojik destek de yok. Ama sen bu insana istediğin kadar ceza ver, o kadını vuracak. Bu doğrudur herkes girip çıkmalı ancak hepsi bu değil. Hukuk devletinin bir toplumsal altyapısı vardır, yani sadece yasayla olmuyor. Hukuk devleti, gelişmiş insanların egemen olduğu toplumlarda uygulanır.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ