Cannes'da çetin yarış başlıyor
Kerem Akça, 65. Cannes Film Festivali'nin programını değerlendirdi
Bu gece açılış töreniyle start alacak 65. Cannes Film Festivali, 27 Mayıs 2012’ye kadar sürecek. Bizim adımıza bir kısa filmin, bir belgeselin ve bir ortak yapımın varlığıyla değer kazanan etkinlik, daha ziyade Altın Palmiye yarışmasındaki büyük isimlerin rekabet ağıyla dikkat çekmeye aday. Ancak jüri dinamiğine bakınca Yousry Nasrallah, Ken Loach, Christian Mungiu ve Mateo Garrone’nin son filmleri şimdilik ödüller için bir adım önde gibi.
Fransa’nın güney sahillerinde hem turizm hem de sinema sektörünü kalkındıran Cannes Film Festivali, 1940’lardan bu yana ayakları üzerinde duran köklü bir etkinlik. Prestijli Altın Palmiye yarışmasının yanı sıra, ‘Belirli Bir Bakış’, ‘Yönetmenlerin 15 Günü’ ve ‘Eleştirmenlerin Haftası’ gibi bölümleriyle de bir etiket işlevi görüyor. Bu ibareleri bir filmin afişine aldığınızda yurt dışı dolaşım ağınız daha da kolaylaşıyor.
Türkiye’den hatırı sayılır temsilciler var
Ne yazık ki bizim sinemamızdan ‘Şampiyonlar Ligi’ne, yani Altın Palmiye yarışmasına giren veya oradan ödülle dönen yönetmenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Şerif Gören-Yılmaz Güney ikilisinin “Yol” (1982) başarısının ardından Nuri Bilge Ceylan’ın son dört filmiyle yaptıkları da ‘büyük zafer’ olarak addedilebilir. Bu seneki programa baktığımızda ise bu yarışmada bir yerli film göremiyoruz. Bu da şaşırtıcı değil.
Bizim bildiğimiz Bahman Ghobadi’nin kadrosunda Türk oyuncuları bulunduran BKM ortak yapımı filmi “Gergedan Mevsimi” ile Reha Erdem’in filmografisinin son halkası, başvurulardan boynu bükük ayrılanlar. Ancak Rezzan Yeşilbaş imzalı kısa film “Sessiz”in 4500 film arasından ‘Short Film Corner’ bölümünde ilk 10’a kalmasının yanında, Fatih Akın’ın Camburnu’ndaki ekolojik felaketi ele alan belgeseli “Garbage in the Garden of Eden”ın birçok kayda değer yönetmenin eserinin bulunduğu yarışma dışı seçkisine dahil edilmesi, Kuzey Kıbrıslı Tamer Garip’in yönetmenliğini yaptığı “Kod Adı Venus”ün markette açılış yapacak olması ve Aida Begic’in Semih Kaplanoğlu ile TRT katkılı “Djeka”sının Belirli Bir Bakış’ta yer alması yine de önemli.
Nasrallah, Loach, Mungiu ve Garrone Altın Palmiye’ye yakın
Zira bu yıl, Michael Haneke, Wes Anderson, Carlos Reygadas, David Cronenberg, Ulrich Seidl, Ken Loach, Leos Carax gibi filmleri sürekli merak konusu olan, Christian Mungiu, Lee Daniels, John Hillcoat, Andrew Dominik, Jacques Audiard gibi yükseliş gösteren isimlerin eserleri ‘rekabet oranı yüksek yarışma’da boy gösterecek. Tabii ilk filmi ile çıkış yapan Sergei Loznitsa, Jeff Nichols, Im Sang-Soo ve belli bir kitleyi peşinden sürükleyen ama benim sevmediğim Hong Sang-Soo da unutulmamalı.
Nihayetinde belli geleneklerin temsillerini sunan 22 filmin arasında çetin bir mücadele izleyeceğiz. Ancak Altın Palmiye jüri üyelerine baktığımızda bu yılki yarışmanın ‘ana ödülü’ için oklar Mısırlı Yousry Nasrallah’ın “Baad El Mawkeaa”sı, Ken Loach’un “The Angel’s Share”i, Christian Mungiu’nun “Dupa Dealuri”si ve Mateo Garrone’nin “Reality”sini gösteriyor gibi. Zira Andrea Arnold haricindeki isimlerin ya ‘politik mesele’yi öne çıkaran ya da ‘gelenekçi dekupajı seven’ kişilerden oluştuğu görülebiliyor.
Benim için ise merakla beklediğim Andrew Dominik’in “Killing Them Softly”si, Carlos Reygadas’ın “Post Tenebras Lux”ı ile John Hillcoat’un “Lawless”ı özel bir yere sahip. Ancak daha ziyade bizim filmlerimizin alacağı tepkiler Türkiye’yi ilgilendirecek gibi. Bu açıdan da ‘Palmiye Pazarı’ değer arz edecektir. Ya da Cannes etiketiyle ödül alan filmleri, Antalya, Filmekimi, !f İstanbul veya İstanbul Film Festivali programlarında beklemenin keyifli çekiciliği ile!
keremakca@haberturk.com