ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Sema EREEREN/ GAZETE HABERTÜRK-PAZAR

Kendini “İflah olmaz bir romantik” olarak tanımlıyor; “Hayatlarımızda romantizme daha fazla yer olsaydı, dünyanın daha iyi bir yer olacağına inanırım” diyor Tim Leberecht ve ekliyor: “Profesyonel hayatta romantizm neden olmasın? Romantizme asıl iş yaşamımızda ihtiyaç var...”

Türkiye, OECD verilerine göre işyerinde en uzun saatler geçirilen ülkelerin başında. Çok da şaşırtıcı bir bulgu olmasa gerek. Sahi, çevrenizde uzun mesai saatlerinden şikâyet etmeyen var mı?

Amazon, Boeing, Starbucks, Samsung, Apple gibi dünyanın en büyük şirketlerine danışmanlık yapan Tim Leberecht, bir business romantik... Aman yanlış anlaşılmasın! “Ben size ‘İş arkadaşlarınız ya da patronunuzla aşk yaşayın’ demiyorum!” diyor. Leberecht, her şeyi ölçmeye iten “akıllı” teknolojilerin hayatımızın her yerine nüfuz etmesinden yakınıyor. “Mutluluğu, hatta yatak performansını bile ölçen, her veriyi tutan aplikasyonlar var artık!” Oysa bu takıntı Leberecht’e göre bizi sadece ölçümleyebildiğimiz şeylere değer vermeye itiyor. Beklenmedik güzellikler, rastlantılar ve mucizeler hayatın dışında kalmaya yüz tutuyor... “Sadece ölçebildiğimiz şeylere değer vererek profesyonel hayatın duygu boyutunu ıskalıyoruz ve bu, bizim en temel meselemiz. Bu ‘ölçüm’ haline savaş açarak işyerinde de romantik çağa girmemiz gerekiyor!”

‘İNSANİLİĞİMİZ TÖRPÜLENİYOR’

Ne demiştik? O bir business romantik! Ve Leberecht haklı olabilir... Zira uyanık olduğumuz zamanın ortalama yüzde 70’i işte geçiyor. Ama onun iddiası, bir şeylere inanmaya dair arzularımızın, anlam arayışımızın henüz yok olmadığı... Uzmanlar ve beyaz yaka dernekleri de uyarıyor: “Profesyonel hayatlarımızda bize kusursuz üretim makineleri olmamız diretiliyor. Sürprizler hoş karşılanmıyor ve insani tavırlarımız törpüleniyor. Bunun sonucunda, kimliklerimizi daraltıyoruz; manevi ihtiyaçlarımızdan zamanla vazgeçiyoruz. Nihayetinde başka bir kimliğe bürünmek ve maske takmakla çözüm yolu bulunur sanılıyor...” Rakamlar, “çaresizliğin” küresel bir hal aldığını gösteriyor. ABD merkezli araştırma şirketi Gallup’un 2013’te 140 ülkede gerçekleştirdiği anket, dünyada çalışanların sadece yüzde 13’ünün istek ve heyecanla çalıştığını, yüzde 63’ün motivasyonsuz, yaklaşık yüzde 24’ün mutsuz olduğunu ortaya koydu. Peki çare romantizm mi?

DUYGUNUN AKLA İSYANI

İlk kez insanın kendine yabancılaşmasından söz eden akım, romantizm... 18. yüzyıl İngiltere’sine uzanıyor. Duyguların akla isyanı... İnsanın yaratma özgürlüğü önündeki her engele karşı duruyor. Düş gücünün ve düşüncelerin aklın denetiminden sıyrılmasını, içgüdüsel biçimde dışavurmasını, sıradanlığa karşı durmayı savunuyor.

Peki işyerinde romantizm ne işe yarar? İşte Tim Leberecht burada devreye giriyor. “Romantikler, çalışanlarının her gün tam bir bütün olarak işe gelmelerini, iyi tecrübeler yaşamalarını, kendilerini ve iş arkadaşlarını bambaşka boyutlarla tanımalarını sağlıyor.” Fakat araştırmalara göre çalışanlar, işe başlarken sahip oldukları hevesi yaklaşık 6 ay sonra yitiriyor. “Romantik” topluluklarsa, macera ve gizemle hevesi canlı tutmak için ufak hileler yapıyor, sıkıntı ve kötümserlikle baş etmenin yolunun romantizmden geçtiğine inanıyor.

Global şirketler de durumu fark etmiş olacak, çalışanların duygu durumu ve akıl sağlığını ön planda tutacak çözümler arıyor. Hatta bazıları “mutluluk müdürü” gibi pozisyonlar bile yaratmış! Çalışanlarını güne meditasyon ve yoga ile başlatan mı dersiniz, “Kendini içinde ara” gibi özel eğitimler veren mi? Yanlış olmasın, bu işleri yapanlar arasında Nike ve Google’ın adı geçiyor. Tim Leberecht’in ise hem çalışana hem işverene çok daha gerçekçi ve pratik 10 önerisi var.

PAZARLAMA GURUSUNDAN 10 ALTIN ÖNERİ

Tanışın Çalışma arkadaşlarınıza ve kendinize her şeyden önce sosyal ve duygusal bir varlık olduğunuzu unutturmayın. Reklam ajansı Barbarian Group’un New York ofisinde, 2.137 metrekare alan boyunca uzanan “sonsuz masa”, 125 çalışana çalışmak için yer sunuyor. Burada öncelik, üretkenlik değil, çalışanlara sosyal ortam yaratmak.

Hep ulaşılabilir olmayın Şirketlerin artık dünya çapında takipçileri var ama bu durum markalar için ayakta kalmayı ve takipçileriyle anlamlı bağ kurmayı kimi zaman da zorlaştırıyor. Bunun yerine bazen ulaşılmaz olmak daha iyidir. Ünlü moda tasarımcısı Martin Margiela, defilelerinde genelde boş bir koltukla temsil edilirdi. Diğerleri her yerde görünürken o görünmezliğini sunuyordu. Zamanla Martin Margiela’ya ulaşmak neredeyse imkânsız oldu. Bunun sonucunda, markanın hayranları markanın sözcüsüne dönüşmüştü!

İsminiz konuşulsun Bilgi güçtür ama bilmemenin de kimi zaman işe yarayacağını unutmayın. İngiltere’deki Secret Cinema, sinemaya gizemle boyut atlattı. İzleyiciler etkinlikten önce bazı ipuçları almış olsalar da ne izleyeceklerini bilmeden gittiler. Haberi yaymamaları konusunda uyarılınca da elbette herkes daha çok konuşmaya başladı ki bu çok iyi sonuç veren bir pazarlama stratejisiydi.

Hayallerinizin peşinden koşun Hayallerinizin peşinden gidin; bencil kariyer hırslarından ve üstünlük kurma takıntısından sıyrılın. Hayal gücü olmadan inovasyon olmayacağını unutmayın. Başka bir hayatın mümkün olduğuna dair saf umudunuzu kaybetmeyin. Bunu Steve Jobs da biliyordu. Bu, temel romantik önermelerden

Boşa alın Riskleri en aza indirgemeye çalışan, her daim tutarlı, tahmin edilebilir biri olmayın. Her şeyi kontrol altında tutmak için sürekli çabalıyoruz. Ancak kontrolü biraz kaybetmekte yarar var. Çünkü sadece kontrolü kaybettiğimizde birine, bir markaya, bir şirkete veya etrafımızdaki dünyaya âşık oluruz

Gerçekleştirin “Daha çok veriyoruz, daha az alıyoruz” diye hayıflanıp durmayın. Bir şeyi gerçekten istiyorsanız siz yaratın, şartların olgunlaşmasını beklemeyin

Toparlanın İşte yalnız kaldığınız vakitlerde kendiniz için değerli anlar yaratın. Çalışma alanınızı tekrar gözden geçirin

Eksiklerin listesini tutun Her yeni yılda, başaramadıklarınızın listesini elinize alarak yola çıkın. Romantik insan, biraz da melankoliktir. Başaramadıklarınızı hatırlayın, üstesinden gelmeye kararlı olun.

Boğmayın, boğulmayın Yaptığınız her ne ise şevkle yapın ve her şeyle aşk yaşayın. Hep ölçmeye çalışmayın, ne verilere boğulun ne de verilerle boğun...

  • Sema ereren

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000