Mimar Sinan'ın matematiğini çözdü!
Mimar Vahit Okumuş 25 yıl süren çalışmaları sonucu Mimar Sinan'ın eserlerindeki dayanıklılık, akustik ve ısınma konusundaki dayanıklılığının matematiğini çözdü.
Zamanın bir fonksiyon olduğunu ve bir işlev yarattığını bilemediğimiz için 'mukavemeti şudur, öyleyse şunla şunu yapabilirim' diyoruz ama beton da olduğu gibi zamanla çürüyor. Ama Sinan bunu çok iyi biliyor. Bunu nereden bildiğini bilmiyorum ama öğrendiği yerin tarih olduğuna inanıyorum. Zamanın bir şeyleri etkilediğini biliyor ve bu nedenle tarihe dayanmış malzemeleri kullanıyor eserlerinde."
Sinan'ın eserlerinin hiçbir zaman rutubet almadığını, izolasyonu da bilimsel yöntemlerle yaptığını belirten Okumuş, "Süleymaniye gibi bir bina yapıyor. O eserin depreme dayanmasını değil, o eseri depremden nasıl koruyacağını düşünerek hesap yapıyor. O eseri nasıl ısıtacağını düşünüyor. Kullandığı taşın akustiğini bildiği için öyle şekil veriyor.
Sinan cami yaparken önce kafasından çizmiyor. Onun statiğini, akustiğini, izolasyonunu, depreme dayanıklılığını düşünerek mimarisini oluşturuyor. Yani doğal mimarisini buluyor. Sinan'a ulaşabilmek için önce onun statiğini bilmeniz, hesap metodunu bulmanız lazım. Yoksa onun mimarisine ulaşamazsınız" ifadelerini kullandı.
Süleymaniye'nin akustiğindeki küp efsanesi
Eski eserlerle ilgili günümüzde kullanılan bir hesap metodunun olmadığını, bugünkü bilimin, mühendislik programlarının eski eserleri çözemeyeceğini savunan Okumuş, "25 yıl önce, bu metodun farklı ülkelerde çözülebildiği düşüncesiyle İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürü bir araştırma yapılmasını istedi.
Ben de nereden başlasam diye düşünürken, bu işi Sinan'ın yapabileceği aklıma geldi. Ama daha önce bir yaşam felsefem vardı. Bir eser ya da bir taş, tarihten bize intikal edebiliyorsa, ister tesadüfen ister tecrübelerle yapılsın, orada gerçek bir bilimin gizli olduğuna inanıyorum. Bunun üzerine Sinan'ı incelemeye karar verdim" diye konuştu.
Sinan'ı incelemeye Süleymaniye Camisi ile başladığını, eski rölöve projesinin kopyasını alarak odasına astığını ve uzun süre seyrettiğini anlatan Okumuş, şunları kaydetti:
"Süleymaniye Camisi'ne sabah namazına gidiyordum ve öğlene kadar camiyi izliyordum. Amacım şuydu; neyi nasıl ve niçin yaptığını görmek için eseri iyi tanımalıydım. Kullandığı malzeme ne? Taş kullanmış, tuğla kullanmış. Taş ve tuğla, eğilmeye ve çekmeye dayanmaz. Öyleyse bütün eserlerini, basınca dayanır şekilde yapma mecburiyetindeydi, yoksa bu eserlerin yaşaması mümkün değildi. O zaman basınca dayanır bir form vermek için ne yapmıştır? diye düşündüm.
Basınca dayanıklılık için kullandığı metodu buldum. Çok iyi trigonometri bilir. Trigonometriden yola çıkarak, bunu buldum. Onu öğretmeleri lazım. Sinan'ı çözerken bana en büyük engel, beni geciktiren şey, bana öğretilenlerdi. Size öğretilenlerin dışına kolay çıkamazsınız. Benim amacım Mimar Sinan'ı dünyaya, yaptığı eserlerin bilimini anlatarak tanıtmak. Bir ustadır, bir mimardır anlamında anlatılmasına çok kızıyorum ve ismine de Mimar Sinan denmesini istemiyorum çünkü filozofların ismi onu tanıtır" diye tamamladı.
Akustik çalışması da yaptım Süleymaniye Camisi'nde. Hiç bilmediğimiz galen taşını kullanmıştır akustik için. Sinan, Süleymaniye Camisi'nin duvarlarına hiçbir zaman yük taşıtmamıştır. Kemerlerine taşıtmıştır. Süleymaniye'de duvarların için boştur."
Hayali, Sinan'ın tekniğinin üniversitede öğretilmesi
Yıllarını Sinan'ın eserlerini incelemeye adayan Okumuş, bundan sonraki tek hayalinin, Osmanlı'dan günümüze eserleri ulaşan usta mimarın kullandığı tekniğin ve matematiğinin genç mühendislere öğretilmesi için bir bölüm açılması olduğunu söyledi.
Okumuş, sözlerini, "Eski eserleri, yapılış tekniğini bilmedikleri için statik tekniğini bozuyorlar. Üniversitelerde eski eser mühendislik bölümü kurup, bunun tekniğini öğretmeleri lazım. Çünkü çok uzun iş. Bugünkü statikten daha zor.
Onu öğretmeleri lazım. Sinan'ı çözerken bana en büyük engel, beni geciktiren şey, bana öğretilenlerdi. Size öğretilenlerin dışına kolay çıkamazsınız. Benim amacım Mimar Sinan'ı dünyaya, yaptığı eserlerin bilimini anlatarak tanıtmak. Bir ustadır, bir mimardır anlamında anlatılmasına çok kızıyorum ve ismine de Mimar Sinan denmesini istemiyorum çünkü filozofların ismi onu tanıtır" diye tamamladı.