04 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

ArtInternational’ın bu yıl gerçekleştirilemeyeceği duyurulunca gözler Contemporary Istanbul’a (CI) döndü. Başta hiç ses çıkmadı, sanat piyasası iyice tedirgin olduğu sırada CI’dan açıklama geldi: “İptal yok, fuara herkesi bekleriz!” Sanatseverler havalara uçtu ama bu yıl fuar düzenlensin diye ekip büyük fedakârlıklara girmiş. Bir yandan kemer sıkarken diğer yandan galerileri ikna edebilmek için sponsorlar edinmiş. Hepsini CI Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli’den dinledim. Bu yılki fuar sürprizlerini açıkladı, dünyadaki başyapıt sıkıntısını değerlendirdi ve sanat eserine aslında para vermenin ne demek olduğunu anlattı.

Bu yıl neler olacak?

Çok iyi bir fuar olmasını bekliyorum. Zor zamanları geride bırakıyoruz, en azından psikolojik olarak. Fuarda 70’e yakın galeri yer alacak. “Yakın” diyorum çünkü 1 ay kalmasına rağmen bazı galeriler katılmak istediğini son anda söylüyor. Artabilir... 19 ülke yerini alacak, o kesin ve 450 civarı sanatçı işlerini sergileyecek. Yerimiz aynı... Yeni medya bölümümüz Plugin yine var ama ayrı bölüm olmayacak. Ayrı bölümde olunca ayrı bir sergiymiş gibi algılandı ancak onlar da satıştaydı.

Bir de sergi var değil mi?

Evet, ilk kez yapacağız ve fuarın en renkli işi olacak bence. Koleksiyonerlerin sergisi, Collectors’ Stories. Contemporary Istanbul Artistik Danışmanı Marc-Olivier Wahler’in küratörlüğündeki sergide, Türkiye’nin önde gelen 60 çağdaş sanat koleksiyonundan 120 eser olacak. Bu seçkide önemli olan koleksiyoncunun eseri satın alırken başından neler geçtiğiyle ilgili hikâyesi. Eser mühim değil, anı kuvvetli olmalı. Bu serginin iki hedefi vardı. İlki genç koleksiyonerlere ve adaylara örnek olmak, ikincisiyse Türkiye’ye gelen ve gelmeyi düşünen yabancı galerilere Türk koleksiyonerlerin ne satın aldığını, zevkini ve profilini göstermek. Pazarın karakterini daha iyi okumaları çok önemli.

Kesinlikle kalıcı bir iş, bir imaj bu bahsettiğiniz.

Sadece o değil, bu serginin bir de kitabı olacak. Tamamen İngilizce yayımlanacak. Bu kitabı 2 binin üzerindeki adrese bizzat biz yollayacağız. Özellikle de galerilere... İlk kez yapılacak bu. CI Yayınları’nın ilk kitabı olacak ve her yıl mutlaka en az 1 kitap ortaya çıkaracağız. Türkiye’deki sanat ortamını çeşitli yönleriyle anlatan sanat kitapları yapmak hedefindeyiz.

Bir diğer yandan Tasarım Bienali ile paralel bir bölümünüz de var, CI Design.

“Tasarım neden önemli ve sanatla neden yakın?” sorusunu biraz aydınlatmak niyetindeyiz. Son 10 yılın en önemli gelişmesi mesela tasarım galerilerinin ortaya çıkması. Az sayıda insanın sahip olabileceği tasarımlar sunuyor. Design Miami, bu konuda en iddialı fuar, görüşmelere başladık.

Yoğun içerik var fakat başarılı bir fuar ne demek?

Fuarların başarısının altında gördük ki eserlerin kalitesi ve fuarın diğer yan kaliteleri var. Bu dediğim yiyecek-içecek kalitesinden, aydınlatma ve ağırlama kalitesine kadar uzuyor. Fuarların sayısı arttı, dünyada bütün kentler sanat fuarıyla kendini tanıtma niyetinde. Basel’i, sanat fuarı olmasaydı herkes bu kadar tanır mıydı? Kaç milyonluk İstanbul, belki de Basel’den daha az tanınıyor, bilemiyorum... Kentlerin fuarlarına sahip çıkmaları gerek. Hele bu yıl fuarın değeri daha da ortaya çıktı.

Kimi galeriler bu yıl gelmek istemedi. Söz konusu iptaller ve yaşadığınız zorluklar sizde başka bir potansiyeli ortaya çıkarmış gibi görünüyor.

Doğru. Klişe bir laf ama gerçekten her karanlığın arkasından bir de aydınlık geliyor. Yaşanan sorunları sorun olarak algılamayıp avantaja çevirebilir miyiz diye baktık hep. Mesela bu yıl biz 70 galeriyle yer alıyoruz, 25 galeri eksildi. Belki de biz hep bu sayıda kalmalıyız. “Sayı az olsun ama daha nitelikli galerilerle çalışalım” dedik. Ama bu çok sıfırlı sanat galerilerine yönelmek demek değil, aksine istemiyoruz. Onların zaten yerleri belli. Bizim hedeflediğimiz, galeri tipi gelişmekte olanlar. Onların yakalamış olduğu heyecanı yakalamalı. Fakat dikkatli davranmak gerek. Bazı giderlerimizi kesmek durumunda kaldık, pazarlıklar yaptık. Bu da başka bir çıktı. Bu girişimler sonrasında yurtdışındaki basın bizimle çok ilgilendi.

‘GALERİLERE DAYANIŞMA RUHUNU ANLATTIK’

Bazı galerileri ikna etmek için ziyaret ettiniz. Onların ikna olmasını sağlayan şey ne oldu?

Önceden CI’a katılmış galerilerdi, koleksiyonerlerimizle tanışmışlardı. Uzun dönem iş yapmak isteyen bir galerinin tutarsız davranması, fuara gelmemesi stratejik olarak doğru değil. Çok fazla fırsatçı bir imaj ve Türk insanı bunu sevmez. Türk koleksiyoneri “Geçen sene neredeydin?” der. İsim vermeden bir örnek vereyim. Bir Türk koleksiyoner, darbe girişimi zamanında bir galeriye verdiği çok pahalı bir siparişi iptal etti. Tek nedeni, o geceden sonra galeridekilerin koleksiyoneri arayıp “Nasılsın, orada neler oluyor?” diye sormaması, ilgilenmemesi...

Bunu anlatınca gelmek mi istediler?

Sadece bu değil. “Bu yıl gelmeyeceksiniz de ne zaman geleceksiniz?” dedim. Dayanışma ruhunu anlattık. Bir de katılımları için maddi anlamda işlerine yarayacak indirimler sağladık. Nakliye ve konaklamada...

Art Analytics’in geçenlerde yayınladığı bir araştırmaya göre koleksiyonerlerin en yüksek teklifi verdiği mevsim güneşli ve serin kasım ayına denk geliyormuş. Ne şanslısınız, CI de kasımda.

Araştırmayı biz yaptırdık. (Gülüyor.) Çok doğru. Kendini iyi hissetmesiyle çok alakalı ve hava da etkili. Bir de biz dünyadaki fuarlara bakıp onlara göre bir tarih seçtik. “Ne yapacağız?” diye düşünürken Köln Sanat Fuarı nisana kaydırılınca biz takvimde kasıma girdik. Kendi iç dinamiklerimizi de hesaba kattık. Türk insanına yazın hiçbir şey yaptıramazsınız, okullar tatil oluyor, bayramlar var, tatili var... Bienal peşine katılma derdine düşmedik...

 Elif Uras, Shopping Mall Dream

'SIRF 'RİO'DAN ALDIM' DEMEK İÇİN YAPIYORLAR'

Avrupa’daki fuarların en büyük sorunu, başyapıt sıkıntısı. Bize etkisi çok yok ama görüşünüzü merak ediyorum.

Art Basel’in sahibi olan şirket, bölgesel sanat fuarlarıyla işbirliği başlatma kararı aldı. Başta güzel fikir gibi geliyor ama nedeni başka, oradaki sanatı yönlendirmek, başyapıtları alabilmek, karar sahibi olmak... Zaten dünyadaki müzelerin yüzde 80’lik satışını 5 galeri yapıyor. Yani orası küçük bir oyun ama rakamları büyük. Fakat daralıyor, çok büyük paralarla eserlerin el değiştirmesi güç. Bir de dünya ekonomik olarak da çıkmaza giderken piyasanın canlı olması beklenemez zaten.

New York Times, Art Basel zamanı bir konferans düzenlemiş, neden sanat eseri alındığı tartışılmıştı. Sonuç, para verilen şey eser değil yaşam tarzı. Ne dersiniz?

Tabii... Yatırım bir boyut ama salt bir yatırım aracı değil. Toplum içinde bir statü, prestij tarifi ve ayrışma çabası. Sanat eserine sahip olmak kuvvetli bir histir. Bir koleksiyonerimiz anlattı, bir iş toplantısı için yurtdışından insanları sanat eserleriyle dolu ofisine davet ediyor. Toplantı başlayamadan eserlere kilitleniyorlar, birkaç saat sohbet ediyorlar. Ardından toplantı başlıyor ve olumlu gelişiyor. Birkaç sefer olmuş bu...

Başka böyle ilginç örnek var mı?

Paris’teki bir sanat galerisi Rio’da fuara gidiyor. Uzun zamandır satışta olan bir eseri Paris’te yaşayan koleksiyoner gidip Rio’dan satın alıyor. Eser Paris’ten Rio’ya gidip tekrar Paris’e dönüyor. Sırf oradan aldığını söyleyebilmek için! Artık koleksiyonerler “Bunu İstanbul’dan almalıyım” demeli. Türkiye ve İstanbul sanatta markalaşmalı. Ama ona da yatırım lazım...

Ece ULUSUM - HAABERTÜRK PAZAR 

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300