ÜYE GİRİŞİ
LÜTFEN KULLANICI ADINIZ VE ŞİFRENİZ İLE GİRİŞ YAPIN!

25 Kasım "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü"

Tüketici Başvuru Merkezi (TBM) Hukuk Komisyonu Başkanı, avukat İzzet Doğan 1999'da, kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla 25 Kasım'ı, "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" olarak ilan ettiğini anlattı

Tüketici Başvuru Merkezi (TBM) Hukuk Komisyonu Başkanı, avukat İzzet Doğan, kadına yönelik şiddeti önlemede yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmadığını belirterek, "Bireylerin çocukluktan başlayarak eğitilmesi gerekmektedir. Ailelerin çocuklarının yanında sert tartışmalardan kaçınması çok önemli." dedi.

Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun, 1999da, kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla 25 Kasımı, "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" olarak ilan ettiğini anlattı.
Bugünün 25 Kasım olarak belirlenmesinin nedeninin 1960ta Dominik Cumhuriyetinde, diktatör Rafael Trujillonun emriyle Mirabal Kardeşlerin tecavüz edilerek öldürülmesi olduğunu aktaran Doğan, bugünün Türkiyede de kadına yönelik şiddetin önlenmesinin anlatılması için fırsat şeklinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yasal önlemlere rağmen kadına şiddetin önlenemediğini dile getiren Doğan, bu konu için sadece yasal düzenlemelerin yeterli olmadığını aktardı.
Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2002 ile 2015 arasında 5 bin 406 kadın cinayeti işlendiğinin görüldüğünü anımsatan Doğan, maalesef bu cinayetlerin 2016 yılında da devam ettiğini bildirdi.

"Okullarda ders olarak okutulabilir"

İzzet Doğan, "Bireylerin daha çocukluktan başlayarak eğitilmesi gerekmektedir. Ailelerin çocuklarının yanında sert tartışmalardan kaçınması çok önemli. Eğitimin ailede başlayıp okulda devam ettirilmesi ve toplum içinde de sürdürülmesi halinde kadına yönelik şiddet olayları en az seviyeye inebilir." diye konuştu.

Devletin kadınları şiddete karşı koruma önlemlerinin tek başına yetersiz kaldığını ifade eden Doğan, "Kadının eğitim seviyesinin yükselmesi, iş yaşamına katılması, ekonomik özgürlüğünün artması, şiddete karşı ayaklarının üzerinde durabileceği ve her türlü şiddete karşı hiç kimseye muhtaç olmayacağı bir yaşam imkanına kavuşturulması gerekmektedir." ifadelerini kullandı.

Geleneksel aile yapısında evin kazancını sağlayan erkeğin ailenin reisi olduğunu anımsatan Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Yeni Medeni Kanunumuz ile bu görüş değişmiştir. Şimdi eşler, gelirleri ve emekleri oranında ailenin geçimine katkı sağlamakla yükümlüdürler.

Ayrıca sadakat kurallarına göre eşlerin ailenin gelirlerini, boşa harcamamaları, parayı israf etmemeleri gerekir. Geliri olmayan kadına eşinin ekonomik şiddet göstermemesi, onun ihtiyaçları karşılaması hem etik ve hem de yasal bir sorumluluktur. Ayrıca yuvayı dişi kuş yapar anlayışı kadınların tutumlu olduğunu ifade eder."

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ